logo

reklam

Sahte rapor ve izinle tatil (2)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Bir evvelki yazımda dile getirdiğim, sahte hastalık raporu ve kamu görevlilerine devletin diğer birimlerinde olası işlerini yapabilmeleri için iyi niyetle yasalara hak olarak konan “Mazeret izni”nin suiistimal edilerek yapılan 16 günlük ailecek tatil konusuna o denli yorumlar aldım ki, konuya devam etmem farz oldu adeta.

Bu basit gözüken ama yüzlerce kamu görevlisinin içleri sızlamadan “Benim yasal hakkım” diyerek yaptıkları bu haksız ama yasal gözüken suiistimale dur demenin zamanı gelmiş anlaşılan. Birçok okurum yapılan suiistimalin suç olduğu inancında ve devlet kasasından para çalmakla, vatandaşa verilmesi gereken hizmetten saat çalıp ay sonu tam maaş istemenin aynı kategoride bir hırsızlık olduğu düşüncesinde. Ağızbirliği ile bu tip sahtekar personelin maaşının kesilmesini, hırsızlama tatil günlerinin de emekliliğe sayılan günlerden düşülmesini öneriyor okuyucularım. Bence çok doğru söyledikleri ve önerdikleri.

Gelen yorumlardan anladığım, denetimsizlikten ve cezanın olmamasından dolayı sonuna kadar suiistimal edilen sendikal hakların ve sendikal faaliyetlerin artık gözden geçirilmesi ve 21. yüzyıla uygun hale getirilmesi gerektiğidir. Geniş tabanlı CTP-UBP hükümetinin icraatlarından bir tanesi de “Grev ve Halk Oylaması Yasası” ile sendikal faaliyetlerle ilgili tüm yasaların acilen gözden geçirilerek çağdaşlaştırılması olmalıdır.

“Geçmişten gelen bir hak” diyenlere şunu anlatalım; Evet, İngiliz sömürge döneminde İngiliz yönetimi de “Mazeret izni” vermekteydi. Bunu memurlarına hak olarak tanımıştı. Mazeret izni alacak personel, Müdürüne gider ve yazılı dilekçe verir, hangi devletin hangi dairesine veya da özel sektördeki hangi kuruluşa hangi işi yapmak için gideceğini belirtir ve izin isterdi. Genelde kendisine istediği gün için mazeret izni verilirdi. Ancak müdür ertesi iş günü, memurunun gideceğini beyan ettiği yeri arar veya ziyaret eder, memurunun gelip gelmediğini sorardı. Eğer gerçekten izin dilekçesinde beyan ettiği işi yapmışsa sorun olmazdı ama benim bir evvelki yazım da belirttiğim gibi yalan yere izin almışsa, anında görevine son verilir, emeklilik hakkı da iptal edilirdi. İngiliz Sömürge Yönetimi düzenini doğruluk esasına ve acımasızca cezalandırma sistemi üzerine kurmuştu, tıkır tıkır da çalışıyordu bu sistem. Bunu suiistimal eden bizim, yani KKTC’nin memurları ile bizim sendikalarımız oldu maalesef.

Komşumuz Rum tarafında da aynı kurallar geçerli.

Buna ilaveten sendikacılık anlayışı da birazcık farklı.

Eğer söz konusu memur, bir evvelki yazımda belirttiğim gibi sahte mazeret izni beyanı ve gerçekleri yansıtmayan tıbbi raporla 16 gün haksız bir tatil yapmış olsaydı, bağlı oğlu sendika kendisini çeker ve “senin gibi bir sahtekârın bizim sendikamızda yeri yoktur. Bugünden itibaren üyeliğini iptal ediyorum” der, anında kapı dışarı ederdi.

Ama bizim sendikalarımız siyaset yapmak ve başkanlık koltuğundan yaşam boyu, yerel Türkçemizle de “gademici başkan” sıfatı ile oturmak için elden gelen her şeyi yapmaktalar. Bizim kamuda örgütlü sendikalarımızın başkanlarının neredeyse tümü de “gademici başkan.”

Artık bu “gademici başkanlık” yöntemine, yönetimdeki kişilerin de, yani başkan ve yönetim kurulu üyelerinin de her yıl koltuğa daha sağlam oturabilmek için üyelerden toplanan aidatlardan üyelere çeşitli menfaatler, çanta, seyahat, tatil gibi hediyeler sunmalarının önüne geçilmesi gerekmektedir. Sendikaların faaliyetleri ile ilgili yasalarda değişiklikler yapılarak veya da 21. yüzyıla uygun olarak bu yasaların yenilenerek halkımızın ve çalışanların gerçek sendikacılık hizmetine kavuşturulması lazımdır. Günümüzde birçok sendikamız, üyelerinin faaliyet alanlarında, devletimiz neredeyse dünyanın en kötüleri arasına kadar düşmesine rağmen, kendi faaliyet alanlarında çalışmak ve verimi yükseltecek girişimler yapmak veya da öneriler sunmak yerine, siyasetle uğraşmayı kendilerine görev addetmişler, maalesef…

Dolayısıyla kamuyu tıkayan bu sistemin bir an önce düzeltilmesi, -çalışanın ödüllendirildiği, çalışmayanın haklarının budandığı- liyakat sisteminin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Ata ATUN

1 Nisan 2016

Share
212 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarını 1960 ile kıyaslamak

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Yarını 1960 ile kıyaslamak KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Salı akşamı TRT HABER’de ve yerel televizyonlarda canlı olarak yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında müzakereler ile ilgili yaptığı açıklamalar bana göre “Çok düşündürücü” ve kabul edilemezdir. Sayın Akıncı söz konmuşu canlı yayında hiç durmadan müzakereler sonrasını hep 1960 koşulları ve 1960 Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları ile karşılaştırdı ve bir çözüme varılırsa nasıl bu koşullardan daha ileriye gideceğimizden bahsetti. Sayın Akıncı’ya gör...
  • “6736’da Dediğimiz oldu, Darısı KOSGEB’e…”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Merhabalar sevgili okurlarım. Bir önceki yazıma yine güzel geri dönüşler aldım teşekkür ediyorum. Hatırlayacağınız üzere, Bir önceki köşe yazımda 6736 Sayılı Kanunla Yapılandırmasını yapmış ancak çeşitli nedenlerle ödemeyi yapamayanlar için bir şans daha verilmesini önermiştim.   Bu konuda Bizzat köşe yazımın tamamını Bimer’e, GiB’e ve ilgili birimlere iletmiş ve birinci ağızdan da yetkililere konuyla ilgili görüşlerimi iletmiştim.   Geçen yazımda da bahsettiğim gibi gerçektende piyasalar kötü, birde bu durağanlığı art niy...
  • FARZ..

    19 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Farzlardan bazıları Sual: Haramları maddeler hâlinde bildirdiğiniz gibi, farzları da bildirebilir misiniz? CEVAP Farzlardan bazıları da şunlardır: 1- Allah ve Resulüne itaat, , 2- Ehl-i sünnet itikadını, imanı, farzları ve haramları öğrenmek, 3- Allahü teâlânın varlığını ve yarattıklarını tefekkür etmek, 4- Allah’ın azabından emin olmayıp korkmak, rahmetinden de ümit kesmeyip ümitli olmak, 5- Allahü teâlânın rızka kefil olduğuna ve rızkın Allah’tan olduğuna inanmak, 6- Allahü teâlâyı hiç unutmamak , 7- Allahü teâlâya ihsan ettiği ni...
  • TRT Haber’in Akıncı’ya soramadıkları!

    19 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın TRT Haber’e anlattıkları “çözüm, hemen şimdi” dedirtecek cinstendi. Neredeyse gece gece Rum liderin kapısına dayanıp, “hadi caymadan bitirelim şu işi” diyeceğiz. Soruları içtenlikle yanıtladı Allah var ama sorular nedense “duymak istenen cevaplara” göreydi. Esasa ve tedirginliklere yönelik soru gelmedi. Tabi öyle olunca yanıtlar da “Anadolu” insanının içine su serpecek cinsten oldu. “Türkiye’nin garantörlüğü olmazsa olmaz” dedi. “Rumların haritasını beğenmedim, onay verecek tek Kıbrıslı Türk olmaz” dedi. “Beni...
UA-36507442-2