logo

reklam

SAHABEDE KULLUK ANLAYIŞI


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

SA’D B. MUAZ’IN ŞAHSINDA SAHABEDE KULLUK ANLAYIŞI. ( 2 )

ÖLDÜRMEYE DOĞRU GİDERKEN DİRİLENLER.
Üseyd b. Hudayr, saatler sonra dönünce, Sa’d biraz ona da kızar, bakar ki gelen odur; yanındaki insanlara döner ve der ki: “Vallahi! Üseyd gittiği gibi gelmiyor; baksanıza giderken siması nasıldı, şimdi nasıl?” Doğruydu, sadece değişen Üseyd’in elbiseleri değildi; Üseyd’in öfke ve gadap ile dolan siması gitmiş, onun yerine şimdi tebessüm ve vakar ile dolan bir sima gelmişti.” Üseyd geldi; daha konuşmadan Sa’d ona dedi ki: “Ne yaptın? Halletin mi?” Üseyd; “Evet, onlarla konuştum.” “Peki, ne oldu?” dedi Sa’d. Üseyd dedi ki: “Onlarla konuştum, bence endişelenecek bir şey yok; ama o Mekkeli genç çok farklı şeyler söylüyor; bir de sen onunla konuşsan bence daha iyi olur.” Üseyd; Müslüman olduğunu söylemiyor, çünkü o anda böyle bir söz çok ters tepebilir, onun o an için tek derdi; Mus’ab ile Sa’d’ı buluşturmak; çünkü Sa’d da sözden anlayan biridir; o meclise girince, o da ancak kendisi gibi çıkacaktır. Sa’d b. Muâz o anda büyük bir öfke ile ayağa kalktı; Üseyd’e: “Ben, bu meseleyi halletmen için seni gönderdim, sen ise gidip gelmiş, onların güzelliklerinden bahsediyorsun. Anlaşıldı ki bu iş yine bana kaldı” dedi. O da mızrağını ve kılıcını alarak Marak kuyusunun yolunu tuttu. Es’ad, onun gelişini görünce, Mus’ab’a haber verdi; “Gelen Sa’d’dır; eğer onu kazanırsak bu iş tamamdır” dedi. Mus’ab o an ellerini kaldırdı: “Rabbim dedi; ihlâsımı ziyadeleştir; ihlâsımı arttır.” diye dua etti. O bir ihlâs kahramanı idi; ama buna rağmen bu duayı yaptı. Neden peki? Çünkü Mus’ab çok iyi biliyordu ki sözü söyleyen insandır, kendisidir; ama söze tesir veren Allah’tır. Kalpler onun elindedir. O dilemedikçe hiçbir şey olmaz; o dilemedikçe, en güzel sözler bile karşılıksız kalabilir. Sa’d b. Muâz, Üseyd’den daha da öfkeli bir şekilde Marak kuyusuna doğru yürüdü. Hatta öldürmeyi bile aklından geçiriyordu. Ama Sa’d da niceleri gibi öldürmek için çıktığı bu yolda şimdi dirilecekti. Önce teyzesinin oğlu Es’ad’ın yakalarına yapıştı: “Eğer aramızda akrabalık bağı olmasa idi, hiç kimse seni benim elimden alamazdı” dedi. Sonra Mus’ab’a döndü ve ona tehditler yağdırmaya başladı: “Sen ne hakla bizim toprağımıza gelir, gençlerimizin kafalarını karıştırır, yıllarca atalarımızın inandığı dinden başka şeyler söylersin; çabuk burayı terk et, yoksa gözünün yaşına bakmaz ve seni de Es’ad’ı da elimdeki şu kılıç ile buralardan çıkarırım.” Sa’d, öfke ile yoğrulan bakışları ile bu sözleri haykırırken, Mus’ab yine gayet sakin ve vakarlı bir halde ona bakıyor ve Üseyd’e dediği gibi şöyle diyordu: “Ey kavminin büyüğü! Sakin ol, sadece sözümü biraz dinle; sonra ne dersen onu yaparız. Git dersen gider, kal dersen kalırız, sadece biraz beni dinle!” Mus’ab öyle bir söz kullanmıştı ki Sa’d hiçbir şey diyememişti. Öyle ya; Mus’ab’ın sözünü dinleyecek, sonra Sa’d ne derse, o da onu yapacaklardı. Bunun üzerine Sa’d; “Söyle bakalım ne diyeceksin” dedi. Mus’ab, Besmele ile söze başladı. Mus’ab’ın dilinden; aslında dilinden değil, yüreğinden çıkan iki isim Sa’d’ın yüreğinin tellerine dokunmuştu. Rahman ve Rahim; öfke ile yanan yüreğine bir anda bir serinlik vermişti. Sonra Mus’ab, Kur’ân’dan bazı ayetler okumuştu. Ayetler okundukça Sa’d değişiyor, farklılaşıyor, âdeta eriyordu. Bir müddet sonra Sa’d, artık farklı bir havaya girmişti, gönül sandıklarının kilitleri açılmıştı, işte o an o güzel mecliste Sa’d’ın şu sözü yankılanır olmuştu: “Peki, bu dine girmem için ne yapmam gerekiyor!” Mus’ab, şehadet cümlesini söylüyor, arkasından Sa’d da dilinden o büyük cümleyi bir daha düşürmemek üzere tekrar ediyordu, Es’ad b. Zürâre ise o anlara tekbirleriyle eşlik ediyordu.

www.siyervakfı.org
www.adanasiyer.org

Share
185 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Din & Ahlâk ilişkisine dair…

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Din ve ahlâk ilişkisi tarih boyunca tartışıla gelmiştir. Kimileri Din ile ahlâkı bir tutmuş ve asla farklı düşünülemeyeceğini savunmuş, kimileri de birbirleriyle hiçbir ilişkisi olmayan kavramlar/disiplinler olduğunu ifade etmişlerdir. Nitekim geçenlerde bir sohbet esnasında “Ahlâk dinden, din ahlâktan ayrı düşünülemez. Din-ahlâk ayrımı yapmak kesinlikle yanlıştır.” İfadesi kullanıldı.   Oysa ki; Din ve ahlâk kavramları, birbiriyle oldukça ilişkili, adeta birbirinin mütemmimi (tamamlayıcısı) olan iki kavram olmakla beraber, ...
  • HER ŞEYE RAĞMEN BAYRAM MUTLULUKTUR

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

      HER ŞEYE RAĞMEN BAYRAM MUTLULUKTUR Ülkemizde yaşanan, tüm olumsuzluklara rağmen; manevi havayı , bolca teneffüs ettiğimiz, Ramazan ayından sonra; Bayramı yaşamak, bir mutluluktur. Allah'ın müslümanlara bir hediyesidir. İnsanoğlu, Kıştan sonra, bahar sevincini nasıl yaşıyorsa; Bayram sevincini de; öyle yaşamalıdır. Özellikle, böyle zor günlerden geçtiğimiz şu zamanda; Bayramımızı coşku ile, kutlamak; bizim dışımızdaki tüm düşman ve hainlere verilecek, en güzel cevaptır. Haydi, bayramımızı kutlamaya... Haydi ,çocuklarımızı bu manev...
  • KULUN ALLAH SEVGİSİ

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah kulunu severse Behrullah Efendi "rahmetullahi aleyh", Anadolu Velilerindendir. Kabr-i şerifi Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Eksel köyünde bulunuyor. Bir gün sordular bu zata: - Allah’ın bir kimseyi sevdiğinin alameti nedir efendim? Büyük zat cevaben; - Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona iki şey nasip eder, buyurdu. - Onlar nedir hocam? - Birincisi, ona sevdiği bir kulunu, tanıtır. İkincisi, ona hayırlı bir iş nasip eder. Ve izah etti: - Yani o kimse “Allah adamları”ndan birini tan...
  • Bin kişiye üç kişi

    22 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bin kişiye üç kişi İmam-ı Rabbani hazretlerinin “kuddise sirruh” talebesinden üç kişi, bir iş için sahraya çıkmışlardı bir gün. Oralarda bir puthane gördüler. Şunu yıkalım mı diye istişare ettiler aralarında. Ve yıkmaya karar verdiler. Zira o puthanede tapınan Hindular, zaman zaman toplanıp, garip Müslümanlara eziyet ediyorlardı. Kimsecikler de yokta ortalıkta. Ve başladılar yıkmaya. Çıkan gürültüyü işiten Hindular öğrendiler bu durumu. Ve birbirlerine haber vererek koştular oraya. Yaklaşık bin kişi...
UA-36507442-2