logo

reklam

AKİL BİR TOPLUM İÇİN EVVELA MUTLU ANNE


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

 

timthumb

Bakınız; ben sağlıklı düşünebilen bir toplum dendi mi, bunun sağlıklı düşünebilen ve sağlıklı hareket edebilen anneden geçtiğini anlarım…

Bununda mutlu kadından geçtiğini bilirim çünkü…

Kadın ekonomik açıdan güçlü olmaz ise, mutlu anne olamaz…

Kadın güçlüdür; onu tükenmiş evlilikler, bitmiş aşklar, ayrılıklar yıkmaz; ancak ve ancak ekonomik çöküntü yıkar ve çökertir kadını

BAKINIZ; YIKILMIŞ KADINLARIN ÇOCUKLARINA YANSIMASI, TOPLUMUN RESMİNE YANSIMASIDIR ASLINDA…

Haaa işte, gel gelelim tamda bu durağa…

Ya da ne diyelim? Fasulyenin faydalarına mı? Her neyse! Şimdi genel olarak kadınlarımıza baktığımızda; evet, Türk kadını mutsuzdur! O mutsuz kadınlarımızın yetiştirdiği toplumumuza baktığımızda ise;  evet, Türk toplumu da mutsuzdur. Al sana anneden kopyala, topluma yapıştır dosyası. Mutsuz bir toplumun yetiştirdiği millet mutsuzdur ve bu toplumun oluşturduğu suç listesine baktığımızda; evvela vatan hainliği, asililik, isyancılık, darbecilik, tek doğrunun kendi görüşü olduğunu sanmak; bunu da karşı görüşe küfürle şiddetle dayatmak… Bitmedi; hırsızlık, kapkaççılık, cinsel tacizler, tecavüzler, cinayetler vs vs vs!

Neden şaşırıyoruz ki; çürük temele bakıldığında, duvarın yıkılacağı aşikardır…

Mutsuz kadına bakıldığında; toplumun bu resmide olağandır…

Sağlıklı bir toplum istiyorsak, mutlu kadınlar, sağlıklı düşünebilen analara ihtiyacımız var!

Çünkü çocukluğumuzdur bize, bizdir bugünümüze, bugünümüzdür toplumumuza yansıyan…

Varsayalım; cinler tepenizde olduğu bir anda, çocuğunuz geldi size bir şey sordu ve siz o anda “Çekil git” başımdan dediniz. Sinirliydiniz ya, in cin beyninizin içinde top oynuyordu ya… Sizin o ruh halinizle “Çekil git” başımdan cevabınız çocuğunuz için bir tranva oldu, hayat dosyasına kopyalandı, topluma yapıştırıldı…

Çocuğunuz büyüdü. Bu kocaman adam trafikte bile tahammülsüzdür artık. Biri yan gözlemi baktı? Bunun cevabı; “Hooop ne bakıyon lan, çekil git başımdan” dır.

Bu adamın solladığı arabayı geçtik, önündeki arabaya karşıda tahammülsüzdür, sabırsızdır; çünkü çocukluğunda bilinçaltına aldığı “Çekil git” başımdan dosyasını işlemektedir artık… Yani mutsuz annesinden, dosyasına işlenen sayfaları işlemektedir artık…

Ben devlet olsam; askerimden çok kadınıma eğitim verir, her açıdan da desteğimi sağlardım;

ki sağlıklı toplumum, bilinçli bir milletim olsun…

Zira sağlıklı bir toplumun, bilinçli bir milletin mutlu anneden geçtiğini bilirim…

O zaman taşı pirinçten ayıklamama gerek kalmazdı…

O zaman taşta belli olurdu, pirinçte…

İşte o zaman bizim mutlu annelerimiz, toplumumuzun sağlam temeli olur ve o sağlam temeller üzerinde sağlam bireylerimiz yetişirdi…

 

Veee gel gelelim ikinci aşama; yani ilk eğitim basamağı olan aileden sonra, öğretmenlere…

Aile okulunu geçmiş çocuklarımızı, topluma kazandırmaları için emanet ettiğimiz öğretmenlerin ne kadar öğrenimli olduğuna gelelim…

Öyle ya öğretmen önce öğrenimli olacak ki, sonra öğretimli olabilsin. Ve asıl mesele bir öğretmenin kişiliği, karakteri, dünya görüşü mesleğiyle örtüşmüyorsa, o toplumdan sağlıklı bir toplum beklenemez. Zira her meslek yolcusu, öğretmenin evvela fikrinden, sonrada zikrinden geçer! Öğretmenin içindekileri alır ve yoluna devam eder. Öğretmenin öğrencisine yansımasıdır bu eğitim yolculuğu; işte bu kadar önemlidir öğretmenin akil olması. Öğretmendir her mesleğin hamurunu kendi ellerinde yoğuran, o hamurla da öğrencilerini mayalayan ve cehaletin fırınında pişiren. Ama …

Ama öğretmen cehaletin pençesindeyse, kendi fikrini öğrencilerine zikrediyorsa vay o toplumun haline… Vay ki ne vay… Biz akil adam arıyoruz ya! Ama akil adamımız yok onu çok iyi biliyoruz… Biz; “Çekil git başımdan diyecek kadar, başı mutsuzluğa kalabalık olan anne ve duvarın arka tarafını göremeyecek kadar birçok eğitimsiz öğretmenlerin eseri bir toplumuz. İyi öğretmenlerimizi tenzih etmeyi unutmuyoruz tabi. Nerde kalmıştık? Ha

öğretmenlerimizin görüşleri ne olursa olsun, mesleğinin gereği davranış biçimleriyle, toplumu toplum yapan bilinçleriyle, sınıfın en üst başında duruşunun ön görüsüyle var olsalardı, işte o zaman bizim toplumumuz yıkılmayan, oraya buraya kanmayan, kaymayan, devletini milletini satmayan, etrafına zarar vermeyen sağlıklı bir millet, dahası sağlıklı bir ülke olurduk…

Gördünüz mü işte; mutsuz annelerin yetiştirdiği topluma baktığımızda; nasıl ki mutsuz bir ülke görüyoruz; mutsuz anneyi mutlu anne resmine dönüştürdüğümüzde ise sonucun sağlıklı bir millet, sağlıklı bir ülke çıkması da şaşırtmasın kimseyi…

Gördünüz mü işte? Eğitimsiz kişiliğiyle mesleğinin örtüşmediği öğretmenlerin yetiştirdiği topluma baktığımızda; nasıl ki mutsuz bir ülke görüyoruz; fikrini zikreden öğretmenin fikri ne olursa olsun, objektifi zikreden öğretmen resmine dönüştürdüğümüzde sonucun sağlıklı düşünebilen bir toplum, sağlıklı bir ülke çıkartması da şaşırtmasın kimseyi…

Ama…

Birçok öğretmen bilirim ki kendine bile hayrı yok; iş bu halde fikrini zikreden öğretmenlerimiz ve mutsuz annelerimizle sonuç ortada işte…

Meselenin özü; akil adam mı demiştik…

Dedim ya; bunun için evvela mutlu anne, sonrada akil öğretmen… Hepsi bu!

Sevgilerimle Dilek EJDER

 

 

Share
415 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2