logo

RUSYA, DENGELERİ BOZACAK TEHLİKELİ BİR OYUN OYNUYOR


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

Türkiye rest çekti, PKK’nın Suriye kolu terör örgütü PYD yi Cenevre’de masaya oturtmadı. Oysa ayni PYD, CHP ile Sosyalist Enternasyonal’de ayni masada.
Türk milletini ve devletini tanıyan karanlık ziynetli dış ve iç mihraklar, hedeflerini gerçekleştirmek için olası işbirlikçileriyle hazırladıkları senaryoları uygulama noktasında ki tehlikeli oyunları ülkemizin bölgesinde güçlü, lider devlet oluşumunu engellemek, devamlı sorunlarla vakit geçiren, kukla, kontrolü kolay devlet oluşturmayı amaçlamaktadır..
Bu Senaryolara karşın AK Partinin stratejik hedefi, bölgeyi ve ülkemizi barış ve istikrarın teminatı, güçlü ve lider bir ülke konumuna getirmektir. Bu amaçla siyasi, sosyal ve ekonomik ve ülkemizin varlığı ve bütünlüğü adına için gerekli tedbirleri alarak köklü çözüm süreçlerini kendi dinamikleri içinde sonuçlandıracaktır.
Rusya’nın, Türkiye sınırında, PYD ile Ak denize inmek için kontrolunda bir bölge oluşturmaya çalıştığı iddia edildi. Cenevre Konferansı’nı yerinde takip eden Ankara, bir yandan PYD’nin Konferansa sızmaması için diplomasi trafiğini sürdürürken, bir yandan da Moskova’nın PYD’ye desteğini izliyor.

PYD’nin, kendi tarafını belirlerken, bölgedeki ABD – Rusya rekabetinden her fırsatta yararlandığına işaret eden kaynaklar, Cenevre Konferansı’na katılım konusunda kendilerini “ABD’den daha çok desteklediği için”, örgütün şu anda Moskova’ya yakınlaşmaya başladığına vurgu yapıyor.
Moskova’nın ise, PYD’nin kendilerine yakınlaşmasını “Türkiye – Rusya ilişkilerini ilelebet etkileyecek bir stratejiye çevirebileceğine” işaret eden kaynaklar, “PYD, Türkiye sınırında Hizbullahlaştırılmaya çalışılıyor” endişesini şöyle dile getiriyorlar:

“Rusya, bölgede ve dünyada dengeleri bozacak çok tehlikeli bir oyun oynuyor. Rusya’nın, PYD’ye silah vererek ve siyaseten sürdürdüğü destek, Türkiye – Suriye sınırındaki PKK bağlantılı PYD terör örgütünü, İsrail – Lübnan sınırındaki Hizbullah benzeri bir yapıya dönüştürebilir. Suriye’de ateşkes ilan edilip, taraflar silahları bıraktığında, bir terör örgütü olan PYD’nin silahları bırakacağı şüpheli.”

1982’de Lübnan’da kurulan Hizbullah, 1990’da, ülkedeki iç savaş sona erip, Lübnan’daki bütün silahlı gruplar silahlarını bırakmasına rağmen, silahını bırakmamıştı. İran ve Rusya, Hizbullah’ı silahlandırarak, bölgede bir kart olarak kullanıyor. Hizbullah ise Rusya’nın Suriye’deki hava operasyonlarına da karadan destek veriyor. Türkiye’nin, sınırlarındaki bir terör örgütüne izin vermeyeceğini vede Fırat’ın Batısı’nda PYD’nin kalıcı olmaması gerektiğini vurguladığını anımsatan kaynaklar, buna karşın Rusya’nın, YPG’yi silahlandırdığını kaydediyor.

Rusya, Devlet Başkanı Putin başta olmak üzere en üst düzey yetkililer, uluslararası arenada meşrulaştırmaya çalıştığı PYD’ye askeri kargo uçağı ile Şeyh Maksud bölgesinde 5 ton hafif silahı paraşütlerle indirdi. Öte yandan, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile Moskova’daki görüşmesinde ise YPG’nin de ele alındığı kaydedildi.

ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Mark Wright, bir Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlal ettiğini doğruladı. “ABD, NATO ile birlikte, Türkiye ile dayanışma halinde olmaya devam edecektir” ifadesini kullanan Wright, Rusya’yı Türk hava sahasına saygı göstermeye ve bölgede istikrarsızlığı artıracak eylemlerine son vermeye davet etti. Wright ayrıca tansiyonun düşürülmesi için iki ülkenin birbiriyle konuşmasının da önemli olduğunu kaydetti. Bu arada Dışişleri Bakanlığı, 29 Ocak’ta TSİ 11.46’da Rus SU-34 uçağının Türk hava sahasını ihlal ettiği ve ihlal öncesinde defalarca ikaz edildiğini açıkladı. 03 Şubat 2016

Share
766 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2