logo

reklam

Rumların yeni Kıbrıs stratejisi (1)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Kıbrıs Rum tarafında 22 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilen Temsilciler Meclisi seçimleri ve özellikle Anastasiadis ile görüşmecisinin ve sözcüsünün 2016 yılı içindeki tavır ve söylemleri, Rumların Kıbrıs siyasetinde hedef ve ray değiştirdiğine işaret etmekte. Belli ki Rum Cumhurbaşkanı Anastasiadis ve yanındaki akıl hocaları ya, Helen ırkının geleneksel ve kalıtsal megalomani hastalığına kapılıp büyük hayaller peşine düşmüşler, ya da perde arkasından kendilerine Kıbrıs konusunda destek veren bir ağa babaları var.

Anastasiadis Rum tarafından Cumhurbaşkanı seçildikten sonra önce Türkiye Cumhuriyetinin araştırma gemisi olan Barbaros gemisinin kendilerinin tek taraflı ilan ettikleri sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölge sularına girmesini bahane ederek masadan kalkmış sonra da Cumhurbaşkanı Eroğlu ile karşılıklı mutabakata vardığı ve altına imzasını koyduğu 11 Şubat belgesi ile de tekrardan yerine oturmuştu. Gerçekte kapalı kapılar ardında ABD ve AB, Anastasiadis’in kolunu büküp aba altından sopa göstermeseydi, masaya oturmak gibi bir niyeti yoktu.

Bu olayın devamı olarak, bu sefer de garantiler konusunu ve “Türkiye’nin Garantörlüğü”nü gündeme getirme çabası içine girdi. Kendince getirdi de. Gerek kendisinin gerekse de sözcüsünün bu konudaki açıklamaları, kendi kendilerine gelin güzel olmak çizgisini hayli aştı. Çok değil daha birkaç gün önce Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulis’in söylediği “Çözümün ardından Türkiye’nin yalnızca Kıbrıs’ın Kuzeyinde garantör olmasını da kabul etmiyoruz” sözleri hem kafalarında olanı açığa net bir şekilde vuruyor, hem de megalomanilerini.

Sanki de kendilerine soracaklarmış “Türkiye’nin garantörlüğünü kabul ediyor musunuz” sorusunu da, şimdiden bunun olamayacağı mesajını vermeye çalışıyorlar akıllarınca. Üstelik savunmaları da kendilerine özgü. “Rum tarafının garantiler konusundaki tezinin, uluslararası toplum tarafından da bilindiği” iddiasında, Anastasiadis ve Hristodulis. Zannediyorlar ki hem Kıbrıslı Türkler, hem de Türkiye aptal ve hiç bir şey bilmez, kendileri ne isterse o olacak!

Oysa bugüne değin Kıbrıs konusu onların istekleri doğrultusunda gitseydi, zaten müzakerelere de gerek kalmazdı. Kıbrıs adası Yunanistan’a bağlanmış bir Helen adası olurdu, bizlerde pılımızı pırtımızı toplayıp çoktan adayı terk etmiş olurduk.

Garantilerin devamı olarak da konuyu, son 42 yıldır adaya Barış’ı getiren ve adadaki barışın sürekliliğini sağlayan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetlerine getirmek sevdasına düştüler. Hem de öylesine ustaca getirmeye çalışıyorlar ki, “Lütfen ve Kıbrıslı Türklere bir lütuf olarak, Türkiye’nin garantörlüğünü sadece adanın kuzey kesimi kaplayacak şekilde kabul etmiş olsalarmış dahi, adada asla 1 tane dahi olsa Türk askerinin kalmasına izinleri yokmuş ve asla da böyle bir şeyi kabul etmeyeceklermiş.”

Bu garantörlük ve Türk askeri konusunda öylesine kendi kendilerine gelin güvey olmuşlar ki, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, “Türkiye’nin sadece adanın kuzeyi için garantör olacağı bir sistem önerdiği ve buna karşılık olarak da Anastasiadis’in adada Türk askeri kalmaması durumunda bu öneriye sıcak bakabileceği”ni iddia ediyorlar.

“Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış” misali, Kıbrıs Rum kesimi de Avrupa Birliği üyesi olmakla kendini Türkiye’nin üzerinde ve Türkiye’den daha kuvvetli olduğunu sanmakta zahir. Avrupa Birliğinin temelini oluşturan, Schuman Deklarasyonunun sonucunda, 1951 yılında, Belçika, Federal Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda’dan oluşan 6 üye ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) kurulurken benimsenen “oy birliği” ve “Veto” kuralı, Kıbrıs Rum kesiminin 1 Mayıs 2004 tarihinde halen geçerliliğini koruduğundan, Türkiye-AB Katılım müzakerelerinde Kıbrıs Rum Kesimi, bu hiç çaba göstermeden elde ettiği bu veto hakkını kullanıp 6 başlığı veto etmekle, kendini Türkiye’den daha güçlü ve baskın zannediyor.

(Devam edecek…)

Ata ATUN

27 Mayıs 2016

Share
260 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EN BÜYÜK DOKUNULMAZLIK HAKEMLERİN

    22 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    EN    BÜYÜK     DOKUNULMAZLIK    HAKEMLERİN Mevcut  Anayasa  değişiklikleri gündemde iken; bir madde  de, futbol hakemlerine dokunulmasına yönelik, konsa da; biz de şu işten bir kurtulsak... Beklentimiz bu yönde idi. Amma olmadı… Hafta sonları Ülke gündemini en çok meşgul eden konu; futbol  maçları ve  hakemleridir. Verdikleri, vermedikleri kararlar ile; günlerce konuşulurlar... Ülkede bir çok konu olmasına rağmen; onlar hep bir numaradır. Kimse hesap soramaz... Koca, koca başkanlara ceza verilir, onlar kenarda; kıs, kıs gülerler...
  • Allah İçin..

    21 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aşağıdaki iki hadise dikkat edelim. Çok mühim! (İyi işe vesile olan, hayatında ve öldükten sonra da o işi yapanlar kadar sevap kazanır. Kötü işe ön ayak olana da, bu iş terk edilinceye kadar, bunun günahı yazılır.) (Bütün ibadetlere verilen sevab, Allah yolunda gazaya verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Gazanın sevabı da, Emr-i maruf ve nehy-i anilmünker sevabı yanında, denize göre bir damla su gibidir.) Şu halde, günah olan işlere yardımcı olmak, o günaha ortak olmak demektir. İnsanlığın dünya ve ahiret saadeti ...
  • NEREDE DEVLET – BURADA DEVLET

    21 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gururlanmamak mümkün mü? Pazartesi gecesi (16.01.2017) saat 23:40 Reina katliamı sanığını Türk polisi, tek kurşun atmadan kimsenin burnunu kanatmadan, 20 dakikalık bir operasyonla dünyanın en iyi yetiştirilmiş 4 dil bilen DEAŞ’lı terörist (adına kurban ola) Abdülkadir Maşharipov’u hücre evinde, hemde suç ortaklarıyla canlı olarak yakalamıştır. Olaya, bir katil yakalama diye bakarsak gerçekten basit bir vakadır. Ama burda bir katil değil, dünya’yı rahatsız eden ve binlerce insanı katleden, yurdundan, yuvasından eden, dünya’yı yeniden dizayn etm...
  • Allahım..! İşlerin Hepsi Güzel.

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiye...
UA-36507442-2