logo

reklam

Rumların politik manevralarına hayranım


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Rumlar, görüşmelerin başladığı 1 Ocak 1964 tarihinden beridir, masada verdikleri sözü tutmamakla ünlüler.

 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildikten sonra dönemin İçişleri Bakanı Polycarpos Georgadjis tarafından EOKA’nın devamı olarak özenle bezenle, ABD’den Kıbrıs adasında komünizmi önlemek için alınan milyon dolarlık yardımlarla silahlandırılan milis kuvvetleri kurulmuştu. O dönemin en güçlü adamı ve aynı zamanda da Makarios’un da sağ kolu Georgadjis idi. Hem Kıbrıs Cumhuriyetinin polisi hem de bu Türklerden gizli saklı kurulmuş milis kuvvetleri Gerogadjis’e bağlıydı. Doğal olarak Georgadjis bu milis kuvvetlerinin başkomutanıydı ve kod adı da “Akritas”dı.

 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasası’nın taraflarca kabul edilerek 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih’te ve 19 Şubat 1959 tarihinde de Londra’da imzalanan anlaşmalardan sonra Makarios’un yaptığı açılmada “Zürih Anlaşması Enosis’e giden yolda bir basamaktır” demesi, niyetinin uzun vadede Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulması için Zürih ve Londra’da altına imzasını attığı anlaşmaları inkar edeceğinin habercisiydi. Cumhuriyetin ilanından sonra da, 15 Ağustos 1962 tarihinde Rum Ortodoks Kilisesinin merkezi olan Kykko manastırında yapılan bir törende Makarios’un “Kıbrıslı Rumlar, EOKA’cılar tarafından başlatılmış bulunan istiklal mücadelesine devam etmeli ve onların başlattığı görevi tamamlamalıdırlar. Mücadele şimdi yeni bir şekilde devam ediyor ve hedefimize ulaşıncaya kadar devam edecektir” demesi anlaşmaları inkar etmek niyetinde olduğunun işaretlerini daha o günden vermişti.

 21 Aralık 1963 Cumartesi sabahı çok erken saatlerde Georgadjis’in sivil polis kisvesi altındaki milis kuvvetleri Lefkoşa’nın Tahtakala bölgesinde haksız yere ve yasaları hiçe sayan bir davranışla Zeki Halil ve Cemaliye Emirali adlı kardeşlerimizi şehit etmeleri ile başlayan çatışmalardan sonra yapılan ilk toplumlar arası görüşme ve anlaşma, dönemin Türk Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük ve Rum Cumhurbaşkanı arasında 1 Ocak 1964 Çarşamba günü yapılmış, karşılıklı “Barikatların kaldırılması” konusunda mutabakata varılmış ve imzalar atılmıştı. Türkler Lefkoşa’nın Türk kesimine giden yollarda kurdukları barikatları söz konusu anlaşma içeriğince kaldırınca, Makarios anlaşmayı bozmuş ve hemen saldırılarını tekrardan başlatmıştı.

 Huylu huyundan vazgeçmezmiş, 7’sine neyse 70’inde de öyledir diyen atasözümüz hiç boşuna söylenmemiş. Aradan geçen 53 yılda onlarca kez Rumlar verdikleri sözleri unuttular, attıkları imzaları inkar ettiler ve imzalarını yasal gibi gözüken yollarla sıfırla çarptılar. Bunun en son örneğini de Rum lider Anastasiadis dahiyane bir politik manevra ve sahtekarlıkla verdi.

 Şubat ayında Rum Temsilciler Meclisinde 15-22 Ocak 1950 tarihleri arasında yapılan “Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlanması Plebisitinin (küçük ve tek taraflı referandum)” her yıl İlkokul, ortaokul ve Liselerde (Cimnasyum) anılması kararına, Türk tarafı itiraz edince müzakereler kopmuştu. Uluslararası camiada Anastasiadis müzakerelerin kopmasına neden olduğu gerekçesi ile suçlanmaya başlayınca çareyi politik bir manevra yaparak Cumhurbaşkanı Akıncı’yı tekrardan masaya oturtmakta bulmuştu. Öylesine ustalıklı bir yasal aldatmaca yaptı ki, umarım Cumhurbaşkanı Akıncı bundan büyük bir ders almıştır ve kendisine unutamayacağı büyük bir politik tecrübe olarak dönmüştür.

 Cumhurbaşkanı Akıncı’nın itiraz ettiği ve iptalini istediği “Plebisitin her yıl anılması kararını içeren yasanın” iptalini reddeden Anastasiadis, Meclise bir değişiklik yasası sundurmuş ve karar yetkisini Rum Meclisinden alınarak Eğitim Bakanlığına verilmesini sağlamış ve Akıncı’yı da masaya oturtmuştu.

 Akıncı masaya oturup, müzakereler de koptuğu yerden devam etmeye başlayınca, Anastasiadis ikinci manevrayı yaptı ve değişiklik yasasını imzalamadan, anayasaya aykırı olup olmadığı konusunda görüş belirtmesi için Yüksek Mahkeme’ye göndererek, yasa değişikliğinin yürürlüğe girmesini bilinmeyen bir tarihe kadar ertelenmesini sağladı.

 Büyük bir olasılıkla Yüksek Mahkeme, söz konusu Plebisit yasasında yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesini çeşitli hukuksal oyunlarla Rum Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı Şubat 2018 tarihine kadar bir şekilde oyalayacak ve kadük olmasını sağlayacak.

 Umarım Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibi, Anastasiadis’den Cenevre’deki “Harita” oyunundan sonra bu son “Plebisit düzenbazlığı”nı da iyi okur ve bir daha böylesi oyunlara gelmezler….

 Prof. Dr. Ata ATUN

Share
38 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
  • Rahmetin Yağdığı Ay’ın Bayramı “Ramazan Bayramı”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rahmetin yağdığı ay’ın bayramı olan Ramazan Bayramına erişmek bütün Müslüman alemi güzel duygu ve hislerin ortaya çıktığı anın resmidir.   Birlik beraberlik içerisinde toplumun bütün kesimlerinin en güzel noktada kaynaştığı, huzur ve mutlulukla dolu olan bir Ramazan’ı Şerif ayının ardından onun o eşsiz güzelliğe sahip bayramına ulaşmak yüce Allah’ın biz müminlere büyük bir ikramı ve ihsanıdır.   Bayram; güzel duyguların, sevinçlerin, güzelliklerin ortaya çıktığı günün adıdır. Yüce duyguların yüceliğe ulaştığı, duyguların coştuğu, s...
  • “İslam Dünyasında oluk oluk kan akarken biz bayram mı yapacağız?!!”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Manevi atmosferi yüksek bir Ramazan-ı Şerif'i daha geride bırakıyoruz.Günahlardan arınmış,bağışlanan kullardan olma ümidiyle bayram  hazırlıklarına başladık. Bayramlar; neşe demek,sevinç demek.Peki biz inananlar olarak bu bayramı neşe ve sevinçle karşılayabiliyor  muyuz? Ya da diğer bir ifadeyle sevinçle karşılamalı mıyız? İslam beldelerinin neredeyse tamamında kan ve gözyaşı hüküm sürerken nasıl bayram yapabiliriz? İslam tarihinde daha önce belki de hiç olmadığı kadar büyük acılar yaşanmaktadır! İslam Alemi bu kadar acz içine belki hiç düşm...
UA-36507442-2