logo

Rumların Oyunbozanlığı


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Sayın Mustafa Akıncı’nın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra son 2 yıldır masaya oturmamak için binbir türlü bahane icat eden Anastasiadis’in aniden müzakere masasına oturması ve masaya yapışıp kalması pek de hayrın bir gelişme değildi.

Buluşmalar, içilen içkiler ve kahveler, ortak tiyatrolar sanki de her şey iyiye gidiyor mesajını verirken, benim kırk yıldır tanıdığım Anastasiadis ne vakit su koyverecek diye ciddi ciddi bir beklenti içine girmiştim ki, dostum Anastasiadis beni yanıltmadı.

Evvelki gün Sigma TV’de yaptığı açıklama, müzakereleri nereye doğru sürüklemek istediğinin ipuçlarını veriverdi aniden.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis “Üniter devlet İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyon’a dönüşecek. Zürih Anayasası üniter devlet içinde bir çeşit federasyon öngörür” diyerek aklındakini açıkladı ve hedefini de ortaya koydu. Yani Kıbrıslı Türkler illaki kan pahasına, gözyaşı pahasına 1975 ve 1983 yıllarında kurdukları kendi devletlerini lav edecekler ve tüm kurumları ile birlikte mevcut sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”ne ilhak edecekler veya da yama olacaklar. Sonra da Anastasiadis’in kendisi değil ama görevlendirdiği kişiler, “sizin nüfusunuz uluslararası kavrama göre devlete ortak olamayacak kadar az, siz ancak azınlık haklarına sahip olabilirsiniz” diyecekler. Belki de lütfederler de “Ayrıcalıklı azınlık hakları” tanırlar bize o vakit, kötünün iyisini bize layık görüp” jest yaptık, daha ne istiyorsunuz” diyebilmek için. Hani hayvanat bahçesinde küçük kafes yerine, futbol sahası büyüklüğünde demir kafesin içine konan maymunlara/gorillere yapıldığı gibi. Sorduğunuza bunların kafesi niye büyük diye, yanıtını hemen verirler “bunlar ayrıcalıklı ve koruma altındaki türdürler de ondan.”

Anastasiadis’in aynı açıklama içinde, “Yönetim başlığı konusunda ise önümüzdeki günlerde Rum Ulusal Konseyi’ni toplayıp bilgilendirme yapacağını ve onların da görüşlerini alacağını” söylemesi bana aklındakinin ne olduğunu, yönetim konusunda ne düşündüğünü ve hangi stratejiyi uygulayacağını daha şimdiden söylüyor. Bunun için kahin olmaya gerek yok.

Daha seçildiği gün, “Ulusal Konseyin dörtte üçünün onaylamadığı bir çözümü kabul etmeyeceğim” demişti. Ulusal Konseyde yer alanlara ve oy haklarına bakarsanız kimin çözüm istediğini, kimin safkan Rum yönetimi altında bir üniter devlet istediğini görürsünüz. Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, Rum Milli Muhafız ordusu Komutanı, DISY, DIKO, AKEL, EVROKO ve Ekologlar Partilerinin Başkanları ve eski Cumhurbaşkanları, Dimitris Hristofyas ile Yorgo Vasiliu.

Hadi Hristofyas, AKEL ve Yorgo Vasiliu’yu ılımlılar tarafına koyduk diyelim, ki Hristofyas Cumhurbaşkanı iken AKEL ile birlikte kendisi Rum Ulusal Konseyindeki tartışmalarda olumsuz oy bile kullanamamışlardı, geriye milliyetçiler DISY ve DIKO ile aşırı milliyetçiler EVROKO, Ekologlar, Hrisostomos II ve RMMO Komutanı kalıyor. Milliyetçi cephe de Anastasiadis dahil 7 oy varken, ılımlılarda 3 oy var.

Bu konseyden asla “iki toplumlu, iki bölgeli, siyaseten eşit ve eşit yönetim haklarına sahip iki kurucu devletten oluşacak bir federasyon” kararı, Rumlardaki bu kafa ve bu oy dağılımı ile asla çıkmaz.

Şimdi Anastasiadis birde “varılan doruk anlaşmalarının ve ortak açıklamaların Avrupa müktesebatına, insan haklarına ve dört temel özgürlüğe saygılı şekilde eklenmesi” lafını ağzında gevelemeye başladı.

Hayırlı olsun, Rumların oyunbozanlığı şimdiden başladı. Müzakereler hızla sonuca değil, çıkmaza doğru gidiyor. Ben Sayın Akıncı’nın böylesi bir tuzağa düşmeyeceğine, böylesi bir gidişe prim vermeyeceğine inanıyorum…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

10 Temmuz 2015

 

Share
469 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2