logo

reklam

Rumların Ortak Devlet Rüyası (2)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Anastasiadis’in mülakatındaki anlayamadığım taraf, Rum çoğunluğun yönetimi altında yaşama gözünü açacak olan ve Kıbrıslı Türklerin de içinde “Ayrıcalıklı Azınlık” olacağı bu “Ortak Devlet”, tüm Kıbrıslı Türk memurları istihdam edeceğini, emeklilerin maaşlarını eksiksiz ödeyeceğini ve Kıbrıs Türk Devleti (Eyaleti) sınırları içindeki tüm alt ve üst yapıyı eksiksiz olarak Kıbrıs Rum Devleti (Eyaleti) sınırları içindeki alt ve üst yapının aynısı olacak şekilde yapacağını ve tüm bu giderlere eşit miktarda bütçe ayıracağını ima etmesi veya da böylesi bir yalanı gözünü kırpmadan söylemesi.

Rumların çoğunluk olması, Türklerin de “Ayrıcalıklı Azınlık” olması koşulu ile Avrupa Birliğinin otomatikman üyesi olacağı söylenen bu “Ortak Devlet”, Avrupa Birliği’nin hangi normuna göre “Ortak Devlet”i oluşturan Kıbrıs Türk Devleti veya Eyaleti ’nde 290 bin kişilik nüfusun çalışan kesimini oluşturan 145 bin kişinin 72 bin tanesine, yani yüzde 50’sine, her ay yüklü birer çek çıkarıp ödeyebilecek, gerçekten çok merak ediyorum.

Avrupa Birliği Rumların işgali altındaki “Kıbrıs Cumhuriyeti”ndeki mevcut Kamu görevlilerinin sayısının yüzde 20 azaltılmasını şart koşarken ve bu koşul da, ayakta durabilmek ve ekonomik çöküntüden kurtulmak için gerekli olan nakit parayı alabilmek amaçlı Kıbrıslı Rumlar tarafından gerçekleştirilmişken, kim veya kimler, Kıbrıslı Türklerin çalışan nüfusunu oluşturan kişilerin yarısına her ay çalışsalar da, çalışmasalar da, verimli olsalar da, olmasalar da, geçen haftalarda yazdığım gibi, yüz karası bir şekilde “Mazeret İzni” ile “Hastalık İzni”ni sendikal hakların arkasına saklanarak ustalıklı bir şekilde 16 günlük tatile dönüştürüp, ay sonu tam maaş talep eden sahtekarlara ve zaman hırsızlarına maaş ödeyecek, gerçekten de çok merak ediyorum.

Aslında, KKTC devleti içinde görev yapan kadrolu ve kadrosuz memurlar ile işçilere ve geçicilerin tümüne, “Ortak Devlet” bütçesinde ödeme yapacak bir kalem olmayacak. Anastasiadis’in söylemediği veya da şimdilik söylemekten kaçındığı Kıbrıslı Türk memurların sadece yüzde 3’ünün, onlar da AB’nin şart koştuğu hizmet içi eğitim sertifikalarına sahip olmaları koşulu ile  Ortak Devlet’de bürokrat olarak çalışabileceği, gerisinin ise AB’nin “Redundant” diye tanımladığı ve bu konuda yıllar önce AB içinde uygulamaya koydukları “İhtiyaç Fazlası” uygulaması ile işlerine son verileceğidir.

Sonra da Anastasiadis, bununla da kalmıyor ve Türkiye’ye daha da gelişmiş tavsiyelerde bulunuyor. “Adada bulundurduğun Türk askerini geri çek ve bunun da harcamasından kurtul” diyerek kendine göre çok akılcı ve politik olarak kulağa hoş gelecek bir yol daha gösteriyor. Maksat gerekçesi ne olursa olsun Kıbrıs adasından Türk askerinin gitmesini sağlamak. Sonrası Allah Kerim. Türkiye bir daha müdahale edemeyeceği için uygun bir zamanda Türkleri gerek silah zoru ile gerekse de ekonomik baskılar ve yaptırımlar ile adadan göçe zorlamak.

Adaya 1931 yılından beridir özlenen barışı 1974’den sonra getirenin, son 42 yıldır adada bir tek çatışmanın dahi yer almasına izin vermeyenin Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri adı altında adada bulunan Türk askerinin olduğunu unutmuşa benziyor Anastasiadis. Zaten işine gelmediği için unutuyor adada son 42 yıldır Türkler ile Rumların arasında herhangi bir

çatışma olmadığını ve sadece Rum tarafının Kıbrıslı Türklere, kendi bölgelerinde saldırıda bulunduğunu.

Zaten geleneksel uygulamalarıdır Kıbrıslı Rumların. Karşılarındaki Kıbrıslı Türkler sayıca az ise ve de Rumların egemen oldukları topraklardaysalar, kendilerini aslan, kaplan zannederler ve kahramanca Türklere saldırırlar, yok eğer aynen 1974 Mutlu Barış Harekatında olduğu gibi karşılarında kendilerinden daha güçlü Türk Silahlı Kuvvetleri varsa, ayakları arkalarına vura vura kaçmayı tercih ederler, aslan, kaplan olmak yerine.

İşte böyledir Rum adadaşlarımız.

Zaten asırlardır kendi başlarına birşeyler yapamamışlar, aynen bu günlerde olduğu gibi, geçmişte de Avrupalı devletleri arkalarına alarak dayılanmışlardır…

Ata ATUN

25 Mayıs 2016

Etiketler:
Share
271 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
UA-36507442-2