logo

Rumların Ortak Devlet Rüyası (1)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Anastasiadis’in KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile müzakerelere başlamalarının üzerinden 1 yıl geçmesi nedeniyle Kıbrıs Rum tarafında faaliyet gösteren “Sky” televizyonuna verdiği “365 günün raporu” mülakatında söylediği “Çözüm Türkiye’nin de çıkarına olacak çünkü artık yasadışı rejime ve işgal ordusuna yaptığı ekonomik bağışlar sona erecek” cümlesi çok dikkat çekici. Bu cümle aslında üstü kapalı birçok, ustalıkla saklanmış düşünceyi içeriyor.

Bu tanımlama ve açıklama içinde, Anastasiadis’in “Yasadışı Rejim” dediği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, “işgal ordusu” dediği de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin memurlarının ve işçilerinin aylık maaşlarının her ay düzgün bir şekilde ödenebilmesi için artık Türkiye para göndermeyecekmiş. Devamla KKTC’nin alt yapısına yani yollarının, binalarının, telefon, elektrik ve su sistemlerinin, hava ve deniz limanlarının, ekonomisinin, tarımının, ulaşımının bakımı ve idamesi için de para gönderemeyecekmiş. Bütün bu ödemelerden kurtulacakmış ve bütçesi rahatlayacakmış! Buna karşın tüm bu giderleri, kurulması için son 58 yıldır görüşmelerin sürdüğü ve Anastasiadis’e göre içinde Kıbrıslı Türklerin “Ayrıcalıklı Azınlık” haklarına sahip olacağı “Ortak devlet” yapacakmış!

1963-1974 yılları arasında Rum Yönetimi altındaki “Kıbrıs Cumhuriyeti”nde çalışmayı başarabilmiş Kıbrıslı Türk sayısının sayı ile -0-, yazı ile de “SIFIR” olduğunu unutmuşa benziyor Anastasiadis ve baryaları anlaşılan… Hangi Kıbrıslı Türk’ü 1963’den 1974’e kadar devlet dairelerinde istihdam edip aralıksız maaş vermişler de bizim haberimiz olmamış!

Bundan sonra KKTC devleti dairelerinde fiilen çalışan 30 bine yakın memuru ve işçiyi “Ortak Devlet” bünyesine katacak ve aksamasız ödeyecekmiş ve buna ilaveten de halen emekli maaşı çeken 42 bin kişiye de emekli maaşlarını aksamasız verecekmiş “Ortak Devlet.”

Çok değil daha 12 yıl evvel DISI Başkanı Anastasiadis, kendisi konuşurken benim de kulaklarımla canlı canlı duyduğum “Kurulacak Federal devlet sadece kendi bünyesi içinde istihdam ettiği Kıbrıslı Türklerin maaşlarını ödeyecek, Kıbrıs Türk Devletinde (Eyaletinde) çalışan Kıbrıslı Türk memurların ve emeklilerin maaşlarını Kıbrıs Türk Devleti ödesin. Bizim Kıbrıslı Türkleri sırtımızda taşımak gibi bir niyetimiz yok” demişti ve de çılgınca bu fikrini savunuyordu.

Ne oldu anlamadım Anastasiadis’e… Başına taş mı düştü de fikir değiştirdi ve tüm Kıbrıslı Türklerin istihdam edileceğini, emeklilerin maaşlarının eksiksiz ödeneceğinin garantisini vermeden Türkiye’nin bu yükten kurtulacağından bahsediyor? Yoksa niyeti 1963-1974 dönemini andıracak bir uygulama ile göstermelik olarak üç-beş Kıbrıslı Türk’ü istihdam etmek ve geriye kalanları da aynen III. Makarios’un yaptığı gibi adadan göçe zorlamak için işsiz, güçsüz, maaşsız ve gelecekten yoksun bırakmanın alt yapısını mı hazırlıyor.

Biri bana çıksın ve desin ki, 1974’den evvel, Makarios idaresi altındaki Kıbrıs’ta adanın yüzde 3’ü kadar ufak bir kısmına silah zoru ile sokulduğumuz ve bölük pörçük yaşamaya mahkûm edildiğimiz karanlık yıllarda, Kıbrıslı Türklerin yaşadığı hangi köyün yolu asfalttı, elektriği vardı ve suyu evdeki çeşmelerden akıyordu. Kısaca ve özetle “Hiç birinde” demek daha doğru olacaktır bu araştırma sorusuna.  Ne domuzun kuyruğu düzelir, ne de Rumların aklından “Kıbrıslı Türkleri adadan atmak”  fikri çıkar.

Tüm bunlar ışığında Anastasiadis’in mülakatında söylediklerinde anlayamadığım taraf şu…. (Devam edecek..)

Ata ATUN

23 Mayıs 2016

Etiketler:
Share
260 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2