logo

Rumların ABD’deki yenilgisi


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

ABD’nin başkenti Washington şehri, özel statüye sahip ve ABD Millet Meclisinin hukuksal yönetimi altındaki Columbia Bölge’sinde yer almakta. İngilizce adı “District of Columbia” olan Columbia Bölgesi, ABD’deki diğer eyaletlerden biraz farklı bir statüde ve ABD Millet Meclisinin (Kısa adı Kongre olup Temsilciler Meclisi ve Senato’dan oluşmaktadır) hukuksal yönetimi altında olan çok özel bir bölge. Eyaletlerin olduğu gibi Columbia’nın da Kongre’de temsilcisi var ama bu temsilcinin oy hakkı yok.

Alan olarak küçük, görev olarak çok büyük işler yapan bir bölge Columbia. Dünyanın siyasi başkenti sayılan Washington, bu özel bölge içinde ve başka bir şehri yok. Beyaz Saray, Kongre binası (Capitol), Arlington mezarlığı, Iwo Jima Anıtı (İkinci dünya savaşının simgesi), Pentagon, Potamac nehri ve üç tane de üniversite (Washington, Catholic ve American University) bu sınırları küçük, etkisi büyük bölgenin içinde yer alıyor. Bir de “Yerel Mahkeme” var burada. Tabirle “eşitler arasında en eşit olanı”, tamamen Kongre’nin yönetimi altında olan bir mahkeme. Benim evim Potamac Nehri ile Iwo Jima Anıtı arasında olduğu için bölgeyi neredeyse sokak sokak biliyorum.

Bu sınırları küçük, kendisi büyük bölgenin içinde yer alan ve adı da “United States District Court, District of Columbia” yani “Birleşik Devletler Columbia Bölgesi, Yerel Mahkemesi,”  olan mahkemede, Kıbrıslı Rum davacılar adına avukat Michali Toumazou, Athan Theodore Tsimpedes, Robert J. Shelist, KKTC aleyhine 2009 yılında dava açtılar. ABD Mahkemelerinde KKTC aleyhine açılmış bunun gibi 2 tane daha, -Fouris Davası ve Latchford- dava var.

KKTC’nin itham edildiği suçlar Lanham Yasasına karşı gelmek, mülkiyet haklarına müdahale ve inkar etmek, uluslararası ve geleneksel yasalara aykırı davranmak, resmi sahtekarlık ve adil olmayan zenginleşme.

Birleşik Devletler Columbia Bölgesi, Yerel Mahkemesi’nde açtıkları davada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ve uygulamalarını bol tarafından suçlamış Rumlar. Amaçları da örnek olsun ve dava kazanılırsa ABD’nin tüm eyaletlerinin eyalet mahkemelerinde ayrı ayrı zincirleme kişisel davalar açılsın ve KKTC’nin üzerine kabus gibi çökülsün doğrultusunda. KKTC’nin ABD’deki tüm mülklerine ve buna ilaveten de KKTC’de İTEM Yasasına göre Rum malını eşdeğer veya da tahsis olarak almış Kıbrıslı Türklerin ABD’deki taşınır ve taşınmaz mallarına el koymayı hedeflemiş, ortak bir devlet kurmak için yıllardır müzakereleri sürdürdüğümüz, yüzümüze güler gözüken ama arkamızdan da kuyumuzu kazmak için her fırsatı değerlendirmekten kaçınmayan Rum adadaşlarımız.

KKTC’yi savunan avukatlar ise arkadaşım David S. Saltzman, Steven R. Perles, Edward B. MacAllister, Andrew John Pincus ve Michael Orth Ware.

Davanın görüşülmesi ve bir karara varılması tam 5 yıl sürdü ve Columbia Bölgesi, Yerel Mahkemesi 30 Eylül 2014 tarihinde kararını açıkladı. Karara göre davacılar ve davacı taraf, iddialarının destekleyecek somut, güvenilir ve resmi belgeler sunamadılar ve iddialarını da kanıtlayamadılar. Buna ilaveten de, dava açılmasına konu edilmek istenen mülkiyet konusu

ile ima edildiği gibi KTFD Meclisi ile KKTC Meclisi’nin kabul ettiği yasaların, örneğin İTEM yasasının, resmi sahtekarlık olmadığı ve bu yasalar sayesinde mülk sahibi olan kişilerin de adil olmayan zenginleşme kapsamına girmediği ve en önemlisi de davanın açıldığı Columbia Bölgesi, Yerel Mahkemesi’nin söz konusu iddiaları yargılamak yetkisi olmadığı kararda belirtildi.

Bu karardan yılmayan Yunanlı avukatlar hemen alt mahkemenin kararını Columbia Bölgesi (Genel konulara bakan Özel) İstinaf Mahkemesi’ne götürdüler ve itiraz ettiler. Bu mahkeme ABD’de “En Yüksek Mahkeme”nin bir altında, “Yüksek Mahkemenin” de bir üstünde yer almakta.  Yaklaşık 2.5 yıl süren dava 15 Ocak 2016 tarihinde sonuçlandı, gerekçeli kararda aynı gün açıklandı. İstinaf Mahkemesi Hakimleri Sayın Henderson, Griffith ve Kavanaugh açık ve net olarak yazdıkları kararda, Toumazou ve diğerlerinin davasının reddedildiği, alt mahkemenin kararının da tasdik edildiği, buna ilaveten de mahkemenin, şikayet konusu başta mülkiyete ilişkin konuların, ilgili mahkemenin yetki alanına girmediğini ve davacının da iddialarının hiçbirini kanıtlayamadığı belirtilmekte.

ABD yargı sisteminin ve hukuk kavramının, karar merciinde Yunanlı hakimlerin ve Helen hayranı hakimlerin yer aldığı AİHM’nin (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) hatasına düşmediği ve duygusal değil, yürürlükteki hukuk kurallarına göre karar verdiği kesin. Bu kararla da KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin “Hukuksal bir felaketin” eşiğinden döndüğü de bir başka gerçek. Aksi bir karar çıksaydı yıllarca sürecek olan hukuksal bir mücadele, sıkıntı ve baskının içine boğuşuyor olacaktık…

David Saltzman dostuma ve diğer savunma avukatlarına teşekkürler…

Ata ATUN

7 Mart 2016

Share
307 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2