logo

Rumlar turizmde haksız rekabete uğramış!


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Rum basınında bir haber: “Haksız rekabet şikâyeti!” Haberin içeriğinde, KKTC ile Güney Kıbrıs arasında haksız bir turizm rekabetin yaşanmakta olduğu söyleniyor. Yanlış anlamayın, haksız rekabetten mağdur olan yıllardan beridir izolasyonlardan ve Rum lobisinden ötürü bireysel çabalarla turizm yürütmeye çalışan KKTC değil, Güney Kıbrıs!

Rum Otelciler Birliği (PASİKSE) Başkanı Haris Loizidis, Rum tarafındaki otellerde tüm Avrupa standartlarının yerine getirildiği, KKTC’de olmayan vergilerden ötürü fiyatların arttığını, dolayısıyla KKTC ile aralarında haksız rekabet ortamının olduğunu savunuyor. Rum turizm örgütlerinin, KKTC turizminin yurtdışında tanıtılması için büyük çaba gösterildiğini gözlemlediklerini de söyleyen Loizidis, yurtdışında neredeyse her fuarda KKTC yetkilileriyle karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor.

Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ekonomik olarak Türklerin boğazına basan ve tanınmanın tüm avantajlarını kullanan bir millet, tanınmamanın tüm acımasızlığı içinde pazardan pay kapmak adına münferit çabalar harcayan Kıbrıslı Türk turizmcileri haksız rekabet yapmakla suçluyor.

Haksız rekabetin babasını yapan bu insanlara söylenecek pek bir şey yok ama biz yine hatırlatma yapalım; Geçen yıllarda dünyaca ünlü rezervasyon şirketi, booking.com, Rum baskılarına boyun eğerek Kuzey Kıbrıs’ı siteden çıkarmıştı. Merkezi Hollanda’da bulunan ve internet üzerinden dünyanın dört bir yanında 165 binden fazla otele müşteri gönderen booking.com, Rumların baskısına dayanamış ve listesine dahil ettiği Kuzey Kıbrıs otellerini siteden çıkarmak zorunda kalmıştı. Rezervasyon yaptığı otellerin listesine Kuzey Kıbrıs’tan da yaklaşık 20 oteli alan booking.com, anında Rum lobisinin dikkatini çekti, Rumlar, baskıyla, KKTC otellerini listeden attırdı.

Booking.com’un Kuzey Kıbrıs’ta iş yaptığı bütün otellere gönderdiği ve medyada yayımlanan mektupta şunlar yazıyordu: “Son birkaç ay zarfında, çeşitli Kıbrıs Rum Kesimi makamlarından (Kıbrıs Rum Kesimi’nin Lahey, Roma ve Atina Büyükelçiliği ile Kıbrıs Otelciler Birliği) bize aşağıdaki hususları bildiren çeşitli yazılar almış bulunuyoruz:

a) Kıbrıs Türk kesimindeki bazı oteller faaliyet ve işlerinin yürütülmesi, gerçekleştirilmesi ve sürdürülmesi için gerekli olan tüm izinlere, ruhsatlara ve diğer resmi onaylara sahip değildir ve bunların gereklerine de uymamaktadırlar.

b) Kıbrıs Türk kesimindeki bazı otellerin satışa çıkarılması yasadışıdır ve bu otellerin web sitemizde pazarlanması cezai suç oluşturmaktadır ve şirketimiz ve yöneticilerimiz açısından cezai ve hukuki sorumluluk doğurabilecektir.

Bizi anlayıp takdir edeceğinize inanıyoruz, böyle bir yükümlülük ve risk altına girmeyi kesinlikle istemiyoruz. Yükümlülüğümüzü hafifletmek ve şirketimizi, yöneticilerimizi, repütasyonumuzu ve ticari İtibarımızı korumak adına, incelemenin gerçekleştirilmesi ve sizden gelecek girdilerin beklenmesi sürecinde, mektubun ilk bölümü kapsamında yer verilen nedenlerden dolayı, web sitemizdeki varlığınızı askıya almak zorunda olduğumuzu üzülerek size bildiriyoruz ve işbu yazı ile askıya alma bildiriminde bulunuyoruz.”

Bitmedi; Bundan birkaç yıl önce de Larnaka Havalanı’ndaki uçuşların azalmasını yine Kuzey’e yüklemiş, yabancı turistler ve Rumların Ercan Havalimanı’na yönelmesinden ötürü

turizmlerinin olumsuz etkilendiği iddiasında bulunmuşlardı. Kıbrıs Havayolları (Cyprus Airways) yöneticileri, Ercan Havalimanı üzerinden seyahat eden Rum yolcularda artışından dolayı zarar gördüklerini iddia ederek önlem alınmasını talep etmişti.

‘Cyprus Airways’ Yönetim Kurulu Başkanı Stavros Stavru 2013 yılında yaptığı bir açıklamada, Türk şirketlerin, ‘kullandıkları çeşitli oyunlarla’, Güney Kıbrıs’taki yolculara ulaşmayı başardıklarını, bunun sonucunda bu yolculara, Ercan Havalimanı üzerinden farklı destinasyonlara yönelik alternatif seçenekler sunduklarını, bunun gelişmesine müsaade edilmesi durumunda elverişsiz gelişmelerle karşı karşıya kalacaklarını savunmuştu. Hatta rekabeti daha da çirkinleştirip, Ercan Havalimanının güvenli olmadığını dahi söyleyebilmişlerdi sonrasında…

Şimdi de çıkmış, “haksız rekabete uğruyoruz” diyorlar. Pes ki ne pes!

Ben eminim ki, Kıbrıslı Türklerin önünü kesmek adına türlü hile ve desiseye başvuran, tanınmışlığın avantajıyla söylediklerine inandıran, ekonomik sıkıntıların hıncını Kıbrıslı Türklerden çıkarmaya çalışan Rumların, “haksız rekabete uğruyoruz” sözlerinin değerlendirmesini Kıbrıslı Türk turizmciler yapacak ve ne zor şartlar altında turizm yaptıklarını, haksız rekabetin ne demek olduğunu anlatacaklardır.

Share
331 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2