logo

reklam

Ruhunuzu Kirleten “Kibir ve Gurur”


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

İnsan ruhunu kirleten şeylerin başında kibir ve gurur gelmektedir.

 

Kibir ve gurur hak ve hakikatlerin hiçbirini kabul etmeyendir. Ruhu kibir ve gururla kirlenen bir insan kendisini başkalarından üstün görme hastalığına yakalanmış bir ruh hastasıdır. Kibir ve gurur insanı küfre kadar götüren kötü bir şeydir. Şeytan, kendi gurur ve kibrinden ötürü Yüce Allah’ın huzurundan kovuldu ve ebedi bir şekilde cehenneme kendisine yer edinmiş oldu.

 

Yüce Allah bir ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır:

 

“Kibriya ve azamet hususunda kendisiyle çekişecek kimseyi cehenneme atacağım” haberini vermiştir.”

 

“İnsanları küçük görerek yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Cenabı Allah (c.c) hiçbir kibirlenen ve övünen insanı sevmez.”

 

Bencilik duygusuyla gün geçtikçe daha da çok vahşileşiyor insanoğlu. Kendisinin oturduğu makamın, elinde olan paranın, şöhretin kendilerine vermiş olduğu gaflet rehaveti ve rahatlığıyla biranda kendilerinin nasıl yaratıldığını ve de ne tür şartlarda bulunduğu dünyadan ebedi aleme göçeceğini düşünemez olmuşlar. Kendilerince putlaştırdığı sahte şeylerle “yeryüzünün sahibi benim” havasına bürünmektedirler.

 

Kibir ve gurur öyle bir şeydir ki, hayatınızın her alanında o pis kokusu sizin üzerinde kalıcı olarak kalır. Ruhunuzda ve de bedeninizin her yerinde biriken kirlerdir.

 

İnsanların noksanlıkları yüreklerindeki kibir ve gururları kadardır.

 

Kibirli ve gururlu insanlar, diğer insanlara, ebedi olmaya dünyaya, evrene ve de sonsuzluğa kendi pencerelerini kapatmış insanlardır.

 

Azamet ve büyüklük yeryüzünü, dünyayı, tüm kainatı ve de içindeki bütün mahlukatları yoktan var eden Yüce Allah’a aittir ve O’na layıktır. İnsanların kibirlenmesi, kölelerin hükümdarların taçlarını başlarına geçirerek onların tahtında oturup hükmetmelerine benzemektedir.

 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

 

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan bir kimse cennete giremeyecektir.”

 

Kibir ve gurur, bir insanın kendisini önce mükemmel görmesini sonrada kendi sonunu oluşturmasıdır.

 

Kibrin sebebi, cehalettir.

 

Kibir ve gurur şeytanın hayvanlarıdır.

 

İnsanoğlu kendisinde var olan servet, kudret ve marifetten ötürü gurur ve de kibre giriyorsa, büyük bir cehaletin ortaya çıktığı anlamını taşımaktadır.

 

Hz. Ebubekir (r.a) buyuruyor:

 

“Kibirden kesin ama kesin sakının. Topraktan yaratıldığınız gibi yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi, gururlanması, bugün var, yarın yok olan bir varlığın kendisini beğenmesi ne kadar da anlamsızdır.”

 

İnsanoğlu her daim kibir ve gurur esintilerine karşı duyarlı olmalıdır. Sürekli olarak muhasebe, murakabe ile kendi nefislerini ezmesini bilmelidirler.

 

Nefsini bilen her insan Yüceler yücesi Rabbini de bilir!

 

Yüce Yaratıcının emirlerine uyan her insan güzellikler içerisinde bir yaşam sürmeyi hak eder.

 

İnsanlığın ruhunu kirleten kibir ve gururdan uzak, yüceler yücesi Cenabı Allah’ın farz kıldığı güzelliklere, Kutsal Kitabımız Kuranı Kerim’in o nurlu ışığıyla, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) sünnetleri ve de hadisleriyle beraber yol alınması dileğiyle…

 

Rabbim, sizleri imanı ve nuruyla güzel makamlara yüceltsin.

 

Vesselam…

 

“Mehmet Kızılkaya”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
197 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SÖYLEMELİ SÖYLENMEMELİ

    28 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sızlanma, sızıltı, yakınma, hoşnutsuzluk belirten söz veya yazıların tümüne şikayet diyoruz. Şikayet, ilgili yetkililere duyurulup takip edilirse giderilebilir. Yoksa birey şikayetini kendi kendine yapar veya dedikodusunu yaparsa bu söylenmek olur, şikayetin giderilmesine de katkısı olmaz.        Millet olarak ne hikmetse çoğumuz şikayeti sevmediğimiz gibi, yapanı da hoş karşılamayız. Bazen kınayanlarımız bile olur. Şikayetlerimizi ilgili yetkililere iletip giderilmesine çalışmak yerine, söylenmeyi tercih ederiz. Hele o gün için ucu bize d...
  • Hanımların işi kolay

    27 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hanımların işi kolay İstanbul Evliyasından Seyyid Ahmet Mekki Efendi hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir sohbetinde; - Ahirette Müslüman hanımların işi kolay, buyurdu. - Neden efendim? dediler. - Çünkü onların hesabı, beylerinden sorulacak ahirette. - Her hanımın mı efendim? - Hayır. Sadece beş vakit namazını kılan, orucunu tutan, kocasına itaat eden ve tesettüre riayet eden hanımların hesabını kocaları verecek. - Hikmeti ne acaba efendim? - Çünkü erkekler, hanımlarından mesuldür. Ama hanımlar, erkeğin g...
  • Muteber olan, sondur

    26 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Muteber olan, sondur Fas Evliyasından Muhammed bin Ömer hazretleri “rahmetullahi aleyh”, bir gün bazı ahbabına; - Ölüm ne genç dinliyor, ne ihtiyar. Hepimiz, adım adım bu son noktaya yaklaşıyoruz. Muteber olan da, sondur, buyurdu. Ve izah etti: - Yani mühim olan, “imanla ölmek”tir. İnsan son nefesinde, “Allah!” diyeceği yerde, “Aman doktor, kurtar beni!” derse, imansız gidebilir mâzallah. Bir kişiyi kurtarmak Sohbetin devamında; - Bir kişiyi Cehennemden kurtarmak, Peygamberlik görevi yapmaktır, buyurdu. Ama “Allah için” yapmalıdır ...
  • Kıbrıs’ta Rum olmayana yer yoktur

    25 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Genelde Kıbrıs’ın yakın tarihi, özellikle de 1950-1974 arası beni çok ilgilendiriyor. Kıbrıslı Rumların sapıttığı ve asırlardır adada yaşamlarını sürdüren Kıbrıslı Türklere rağmen, Türkiye’yi de yokmuş gibi farz ederek adayı Yunanistan’a bağlamak için yaptıkları çılgınlıklarla doludur bu çeyrek asırlık dönem.  Bunların içinde en dikkatimi çeken Polikarpos Yorgacis’dir. 38 yıllık kısacık hayatı, 15 Mart 1970 tarihinde Yunanistan’dan gelen suikast timinin kendisini Haspolat ovalarında infaz etmesi ile sonra ermişti.  Sağlam bir EOKA’cıydı Yor...
UA-36507442-2