logo

reklam

Recep Tayyip Erdoğan ve Başkanlık Sisteminden Kesitler


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Recep Tayyip Erdoğan ve Başkanlık Sisteminden Kesitler

 

Recep Tayyip Erdoğan!

 

28 Şubat’ın o sert rüzgarın en hızlı şekilde estirildiği yıllardan olan 1998’de hukuk tarihine geçen bir kararla Ziya Gökalp’a ait olduğu şiiri okumuş ve okuduğu bir şiirden ötürü aylarca hapis cezasına çarptırılmış bir insan! Öyle ya o zamanlarda Türkiye’de unutulmayacak derecede kötülüklere ve hıyanetlere sebep olacak daha nice şeyler olmuştu. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir ülkesinde görülmeyecek küstah aşağılık ve çirkin davranış içine girenler, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan için “muhtar bile olamaz” diyerek kendi kendilerini kandırıp duruyorlardı.

 

Ey güzel Halkım!

 

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın okuduğu şiirde ne diyordu;

 

“Minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışlamız, müminler asker. Bir şey beni sindiremez; gökler, yerler açılsa, üzerimize tufanlar, yanardağlar açılsa; Biz oyuz ki; imanıyla övündüğümüz ecdadımız, titretici şeylere hiçbir gün diz çökmemiş; zaferlerin kapısı, Anadolu’nun tapusu Malazgirt’ten ta Çanakkale’ye imanın geçilmez kalesine kadar bizi zaferden zafere koşturan şey işte şu anda içinde bulunduğumuz inanç birliğidir.”

 

Düşünün güzel halkım!

 

“Muhtar bile olamaz” denilen bu insan şuan da nerede bilir misiniz?

 

1912 yılında yazılmış olan bu şiiri Siirt’te okuduğu için 1999 yılında Cezaevi yolunu tutan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, hiçbir yılmadı, yıkılmadı, sırtını her daim sevdiği halkına dayayarak ve Cenabı Allah’ın izni ve de yardımıyla en güzel noktaya geldi. Muhtar bile olamaz denilen insan, başbakan sonra da Cumhurbaşkanı oldu. Öyle ya Cenabı Allah’ın izniyle de en güzel şekilde başkanlık koltuğuna da oturacaktır.

 

Sayın Cumhurbaşkanımızın geçmiş senelerden başlayarak bugüne kadar ki, geçen zaman sürecinden bazı konuşmalarından kesitleri sizlere yazmak istedim.

 

1993 yılında;

 

R.T.E: -Dedik ki bir şeyler yapmamız lazım. Ne yapalım en azından şu ilçe teşkilatlarımızı süratle kuralım. Her akşam saat 18:00 ile 22:00 arasında bu teşkilatlar açık olacak diye bir karar aldık. Bu kararı il merkezinden telefonlarla sürekli kontrol ediyorduk. Nöbetçi nöbetine gelmiş mi? gelmemiş mi? Ve bir akşam bakayım nöbet ne durumdadır diye il merkezine uğradım. Dediler ki şişli cevap vermiyor. Bakalım nedir belki telefonda bir arıza vardır. Gittim ki kapı açıldı. İçerde gözleri yaşlı olan bir kardeşimiz vardı. Niye ağlıyorsun diye sordum. Biraz kederlendim başkanım hiçbir derdim yok. “Peki! Telefon cevap mı vermiyor” filan “Başkanım bir işim vardı” dedi. Onun için yarım saat geç açtım ilçe teşkilatını. İşte bu ağlayan kardeşimiz, bana ağlama gerekçesini açıklamayan kardeşimiz az önce ismini söylediğim Abdülmecid kardeşimdi. Ertesi sabah ağlamanın gerekçesini öğrendim. Meğerse Abdülmecid kardeşimin refikası doğum esnasında şehit olmuş. Ve o da yavrusunu baldızına teslim etmiş. Hanımını da SSK Okmeydanı hastanesinin morguna indirmiş. Nöbetim var diyerek koşarak nöbete gelmiş saat 18:30’da. Değerli kardeşlerim bu davanın mayasında Abdülmecidlerin bu imanı var. Bu davanın mayasında; Evladını, eşini, çoluğunu, çocuğunu evinde bırakıp onlarla adeta bir sefere gidercesine yola çıkan yiğitlerin inancı var aşkı var heyecanı var. İşte bu aşk bu heyecandır bizleri bugünlere getiren.

 

*1994 yılında;

 

R.T.E: -Türkiye’mizi 21’inci asrın içerisinde medeniyet yarışında öne çıkarmanın inancı, bilinci ve azmi içerisindeyiz.

 

R.T.E: -Biz kısa mesafe koşucusu değiliz. Bizim koşumuz, uzun bir maratondur. Sevgiye barışa kardeşliğe koşuyoruz.

 

*1997 yılında;

 

R.T.E: -Hiçbir şey bizi sindiremez.

 

*1998 yılında;

 

R.T.E: -Bu millete hizmet şarkısı hiç bitmeyecek! Bu can bu tende olduğu sürece bu şarkı devam edecek.

 

R.T.E: – Biz sizlere sadece ve sadece bizi yaradan Allah, sizleri de yarattığı için seviyoruz.

 

*1999 yılında;

 

R.T.E: -Kardeşler! “Seveceğiz, sevileceğiz.” Biz bu yola vallah düşmanlık için girmedik. Vallah sevmek içi girdik. Billah sevmek için girdik.

 

R.T.E: -Benim bu dünyada önemsediğim tek şey var; O’da “Milletimin gönlünde yer edebilmektir.”

 

*2002 yılında;

 

R.T.E: -Bizim için esas şölen halkımıza verdiğimiz sözleri ve en önemlisi acil eylem planımızın aksamadan hayata geçirilmesidir.

 

R.T.E: -Zafer sarhoşluğuyla zamanlarımızı israf etmeyeceğiz.

 

*2003 yılında;

 

R.T.E: -Türkiye’yi özlemlerine kavuşturacak demokrasi mücadelesinde gerektiğinde bedel ödemesini de biliriz. Yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan. Mesele bu!

 

*2009 yılında;

 

R.T.E: -Umudu biran olsun kaybetmedim. Biran bile başımı öne eğmedim.

 

*2017 yılında;

 

R.T.E: -Hep şunun gayreti içerisinde oldum. Acaba garip gurebanın, fakir fukaranın sessiz yığınların sesi olabilir miyim? Hep bunun gayreti içerisinde oldum.

 

“Ve sonrasında Başkanlık Sisteminden Kesitler”

 

R.T.E: -Bütün bu kirli tuzaklara karşı arkamızda mısınız?

 

Millet: “Evet!”

 

R.T.E: -İleri demokrasiye Evet mi?

 

Millet: “Evet!”

 

R.T.E: -Özgürlüklere Evet mi?

 

Millet: “Evet!

 

R.T.E: -Üstünlüklerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne Evet mi?

 

Millet: “Evet!

 

Başkanlık Sistemi ve Yeni Anayasa ile ilgili Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan bilgileri sizlere aktarmak istiyorum.

 

-Yargının bağımsız olduğu ibaresinin yanına “Tarafsız İlkesi” ilave ediliyor. Yani yargı bağımsızdır, tarafsızdır.

 

-Milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkmasıyla ilgilidir. Tek kamera sistemi üzerinedir. Hem senatör hem milletvekili olmayacak. Sadece milletin vekilleri olacak.

 

-Seçilme yaşını 25’ten 18’e indiriyor. Başbakanlık döneminde 30’dan 25’e indirmiştik. Anayasanın en önemli maddelerinden biri budur.

 

Diğer maddeler mevcut sistemden Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemine geçişi düzenleniyor. Yeni düzenlemenin en basit ve doğru ifadesi Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık makamlarının birleştiriliyor olmasıdır. Böylece her ikisi de gücünü halktan alan iki yürütme yerine bir tek makam ortaya çıkıyor. Bunun anlamı şudur;

 

Millet kime oy verdiğini, kimden icraat beklediğini, kime hesap soracağını bilecektir. Bu kişi artık Cumhurbaşkanı’dır. Yürütme gücü tamamen Cumhurbaşkanın da toplandığı için artık bu görevde bulunan kişinin ne hükümeti ne meclisi ne başka bir bahaneyi öne sürerek sorumluluktan kaçma imkanı kalmıyor. Hesabı verecek. Yardımcılarını bakanları üst düzey bürokratları atayan Cumhurbaşkanı yürütmenin tüm icraatlarından sorumlu olarak çalışacak, seçimlerde de yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını millete verecektir. Hükümet meclis dışında isimlerle ağırlıklı olarak kurulacağı için meclis içinden de hükümet’e alınabilecek isimler olabilir. Ama burada ağırlıklı olarak meclis dışından isimlerle kurulacağı için yürütmeyle yasamanın iç içe geçmesinin sebep olduğu sıkıntılarda ortadan büyük ölçüde kalkacaktır. Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimleri 5 yılda bir ve aynı gün yapılacak. Bu neyi getirecek? Ayda bir seçimin olduğu ülkede, ayda bir başbakanın değiştiği ülkede istikrar olur mu? Ayağa kalkmak olur mu? Ortalamasını alıyoruz cumhuriyet tarihinde çok partili hayatta daha doğrusu 16 ayda bir bu ülkede hükümet değişmiş. İşte bundan ötürü bu ülkede istikrar olmaz. Bunu da kaldıran kimdir? Yine Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan kaldırdı.

 

Bir diğer önemli husus Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi verilerek yürütmenin daha hızlı ve kapsamlı çalışmasının sağlanıyor olmasıdır. Hepinizin de dikkat etmesi gereken husus şudur; Cumhurbaşkanına kanun değil kararname çıkarma yetkisi veriliyor. Burada kanunun kararnameden daha üstün olduğunun belirtilmesidir. Kararname kanundan değil, kanun kararnameden üstündür. Yasama organı meclis olduğuna göre elbette bu konuda öncelik ve üstünlük oraya verilmelidir. Cumhurbaşkanına verilen tek kanun teklif etme yetkisi o’da bütçeyle ilgilidir. Bunun dışında tüm kanun yetkileri milletvekillerine ait.

 

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemi, yeni anayasa ve neden evet denilmesi gerektiğini en güzel şekilde sizlere anlatmaya gayret ettim.

 

Türkiye için en iyi olanı yapmaya çalışan Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanımız, anayasanın ne kadar eksikliklerle dolu olduğunu ve yeni bir anayasanın 80 milyon hep birlikte kafa kafaya verip inşa etmemiz yazmamızdır. Yeni anayasa Türkiye Cumhuriyetini aydınlatarak 2023 hedeflerimizden aldığımız güçle 2053 ve 2071 vizyonlarımızın şekillenmesini sağlamalıdır.

 

Değerli Milletim!

 

Bu yeni anayasa ve başkanlık sistemi değişikliğine tarihi bir oran ve de güçle “EVET” diyerek yeni Türkiye’nin müjdecisi haline getireceğine hep birlikte inanalım.

 

Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacak olan ülkedir Büyük Türkiye!

 

Hep birlikte bir olalım. Diri olalım. Güçlü olalım. Büyük Türkiye olalım.

 

Bu mesela Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde yaşayan tüm insanların meselesidir. Bu sebeple hep birlikte Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Arap’ıyla tüm insanlık olarak büyük bir oy oranıyla “Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemine” “Evet “ diyerek ülkemizi en güzle noktaya getirmek dileğiyle…

 

Vesselam!

 

“Mehmet Kızılkaya”

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

Share
962 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YENİDEN HAYAT..

    28 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dişimi çektiriyordum. Doktor, dişimi çekmeye zorlanırken, o da damaktan kopmamak için âdetâ direniyordu. Ben, morfinin verdiği rahatlıkla, acı çekmek yerine, bu ibretli manzarayı hayalen seyrediyordum. Bu hal bana ölümü hatırlatmıştı. Şöyle düşünmüştüm: bu diş, çekilmeden az önce damakla, ağızla, beyinle, kısacası bütün bir bedenle alâkalı idi. Ama, çekilir çekilmez, bütün bu alâkaları kaybetti. Artık o, diş değil bir kemikti. Ölen insan da öyle değil miydi? Ölmeden az önce onun bedeni, hava ile, gıda ile, yer küresinin dönüşü, güneşin doğuş...
  • “28 Haziran 2016” Terörü Lanetliyorum

    28 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    28 Haziran 2016 yılında İstanbul Atatürk Havalimanına yapılan hain terör saldırında şehit düşen bütün kardeşlerimin mekanı cennet olsun. Ruhları şad olsun!   Türkiye Cumhuriyeti Devleti topraklarında son zamanlarda hedef almakta olan hain terör saldırılarından biri “28 Haziran 2016” yılında “İstanbul Atatürk Havalimanında” gerçekleşen saldırıdır. Hain terör örgütü adına canlı bomba olarak masum insanların arasına dalmış ve bunun sonucunda bazı kardeşlerimiz şehit olmuş, bazı kardeşlerimizde ciddi anlamda yaralanmışlardı.    Yaşamla...
  • MÜNAFIKLIK-İKİYÜZLÜLÜK..

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kur’an’da “mü’minler, müslümanlar, mücâhidler, sâdıklar, sâlihler…” vb. tabiri caizse “yağlı ballı” nitelemeleri üzerimizi almaya pek bayılırız da… “Yahudiler, Hristıyanlar, münâfıklar, akılsızlar, fikirsizler, kafasızlar, sefihler (beyinsizler), sağırlar, körler, dilsizler, kitap yüklü eşekler, dilini sarkıtan köpekler, Hamanlar, Karunlar, Hahamlar, Ruhbanlar” vb. sıfat ve nitelemeleri duyunca arkamıza bakınırız… Kesin bizden bahsetmiyordur! Bunları Kurtlar Vadisi’nde “Çakır” rolü üzerine yapışıp kalan dizi oyuncusu gibi (ki kurtulmak...
  • Yağ,sevgi yağışım, yağ!

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dəli    külək    əsir .  Yağmur    öz    həzin    nəğməsini    damla - damla ürəyimin    hər    döyüntüsünə   köçürür .  Narın    damlaların    altında düşüncələrim ,  sanki    cilalanır , ruhum   rahatlıq    tapır .  Rüzgarları , yağmurları , bir   də   dənizi   çox   sevirəm . Yağmurlu    yollarda    adlaya - adlaya   yenə   də    ürəyim   SƏNİNLƏ həmsöhbət    olub .  Yenə   qəlbimdəki    təmiz    sevginin    al   şəfəqlərinə boyanıb,  həsrətli    yollarda    azıb    qalan   gözlərim .  Yollar ,  bəlkə  də SƏNİ    gözləməkdən     yorul...
UA-36507442-2