logo

reklam

Recep Garip – Darbeden Cerablus’a


facebooktwitter
RECEP GARİP
recepgarip@gmail.com

 

Türkiye’de günlük yaşanılan gündemler Avrupa’da-batıda olsa, batı-Avrupa iflas ederdi çoktan. Biz acılarla beslene beslene tahammüllerimizin-tecrübelerimizin-çözüm yollarımızın genişlediğini ifade edebilirim. Her yaşanılan gündem birbirinden ağır. Bir önceki bir sonrakinden daha hafif değildir. Ondandır Anadolu türkülerinin dokunuşu, ağıtlarının can yakışı, ağlatışı.
Tam da burada dile geliyor ağıtlarımız, türkülerimiz, marşlarımız; /“Çırpınırdı Karadeniz /Selam Türkün bayrağına…” /“Tuna nehri akmam diyor /Etrafımı yıkmam diyor…” /“Çanakkale içinde vurdular beni /Ölmeden mezara koydular beni…” Bizim coğrafyamızda vuku bulan olaylara-kargaşalara-savaşlara karşı daha dik, daha dinamik ve daha etkili tarzlar, tavırlar geliştirerek cesaretin değerini doğru kavramalıyız. En azından son beş yılda vuku bulan olayları, alt alta yazsak, yan yana dizsek, bu kadar yoğun gündemlerden nasıl sağ çıktık, nasıl bunları bir bir alt ettik, nasıl toplumun huzurunu her şeye rağmen sağlıklı tuttuk, nasıl oldu da bir türlü ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak isteyenlere fırsat vermedik? Bunları batılılar anlayamazlar, haçlı sürüleri anlayamazlar. Haçlı sürülerine yaltaklık eden darbeciler, teröristler, fetöcüler anlayamazlar. Allah (cc), milletimizin hassasiyetlerini seviyor, kendisine ve peygamberine olan muhabbetimizi seviyor. Ezana, salalara karşı olan duyuşumuzu, hissimizi, bağlılığımızı, muhabbetimizi seviyor, seviyor elhamdülillah. Türk ve İslam coğrafyasındaki hatta dünya insanlığının mazlumlarına olan ilgimizi, el uzatışımızı, yardım seferberliklerimizi seviyor, seviyor elhamdülillah. Eksiklerimizle, suçlarımızla, Kur’an ve sünnete olan ünsiyetimizi, bağlılığımızı, Allah ve Resul buyruklarına boyun eğişlerimizi, Ya Allah, Bismillah, Allahuekber deyişlerimizi seviyor, seviyor elhamdülillah. Bosna’ya, Çeçenistan’a, Afganistan’a, Karabağ’a, Afrika’ya, Arakan’a, Türkistan’a, Gazze’ye, Filistin’e, Suriye’ye desteğimizi, dayanışmamızı, kardeşliğimizi, seferberliğimizi seviyor, seviyor elhamdülillah. Yeni bir istiklal mücadelemizi, Anadolu geçilmez deyişimizi, Yenikapı’dan kükreyişimizi, haçlılara meydan okuyuşumuzu, hilale sevdalı duruşumuzu her daim kıyam halinde oluşumuzu seviyor, seviyor elhamdülillah.

Bütün bunlara, olup bitenlere, yeryüzünü kana bulayanlara karşı yıldırım gibi, şimşek gibi, ok gibi duran asil milletimizin;
Tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet duygusundaki asaletiyle dört bir yanımızdan saldıran, içten ve dıştan taarruz eden münafıklara, kâfirlere, sinsilere, tuzak kuranlara, darbecilere, teröristlere boyun eğmeyen yapımızla meydanlarda oluşumuzla, yollarımız açılıyor, karanlıklar dağılıyor, dağılıyor elhamdülillah.  24 Ağustos 2016
sabahı, Cerablus’a Türk ordusu giriyor ve ilerliyor. Yapması gerekeni yapıyor. Çünkü yapılması gereken başka bir seçeneğimiz bulunmuyordu. Yıllar vardır ki sabrede sabrede, sabrın kalmadığı, şafakların kızıla boyandığı günlere erdiğimizde Ya Allah diyerek yalnızca Onun adını yüceltmek için yapmamız gerekeni, mazlumun gözyaşlarını silebilmemiz için, zalimlere dur diyebilmemiz için, Müslümanların haklarını, öçlerini alabilmemiz için Suriye’ye, Cerablus’a girmemiz gerekiyordu, girdik. Bugün dördüncü gün ve kutlu savaşımız, kutlu eylemimiz sürüyor. Bugün dördüncü gün geride kalırken Suriye’de olmamız gerektiğini biliyoruz. Allah’a sahip çıkanlara, Allah da sahip çıkar, çıkar Biiznillah.
Cerablus’a gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekâtı’nın tarihi de dikkat çekicidir. 500 yıl önce bugün -24 Ağustos 1516- Büyük komutan ve devlet adamımız Yavuz Sultan Selim Han ordusuyla Suriye’ye girmiş ve Mercidabık’taki zaferiyle Suriye’yi Büyük Cihan Devletimiz Osmanlı’nın topraklarına dâhil etmişti.

Unutulmamalıdır ki bugün -24 Ağustos 2016- sabah namazıyla başlayan Fırat Kalkan Harekâtı tam da Mercidabık Savaşı’nın yapıldığı menzilde başlatılmıştır. Tarihin kalbi nerede atıyorsa Türk Milletinin kalbi de orada atıyor. Bundan doksan yıl evvel Osmanlı toprakları olan Cerablus bölgesi, bütünüyle coğrafyamızın esenliği içinde bulunan iklimlerimiz, bugün yine kutlu bir fethe kapı aralıyor. Allah’ım, milletimizin birliğine, beraberliğine kapılar açtığın 15 Temmuz gecesinin ardından, Türk askerinin şanlı duruşuna imkânlar verdiğin için binlerce şükürlerimiz vardır. Fetih kapılarını bizlere lütfeyle, şehadet ve gazilik yolarını sonuna kadar ikram ve ihsan eyle. Ordumuza zaferler, fetihler lütfeyle. Âmin.

Bu gece yağmur öylesine yağıyor ki, gök boşalıyor sanki. Gece boyu yağmuru izleyip dualar ediyoruz yağan yağmurlar eşliğinde. Yağmurlar kadar yakarışlarımız vardır. Her düşen yağmur damlası kadar gözyaşlarımız, ağıtlarımız, tövbelerimiz vardır.

Allah’ım zaferler lütfeyle. Malazgirt’te, Mohaç’ta, Niğbolu’da,Çanakkale’de, 15 Temmuz’da verdiğin şehitler-zaferler hürmetine bizlere yepyeni fetihler lütfeyle, zaferler nasip eyle. Şimdi amellerimizle, kalplerimizle, gönüllerimizle, kavillerimizle senden yardım dileriz. Bizleri sensiz bırakma, ülfetlerini, muhabbetlerini, fetihlerini, zaferlerini lütfeyle. Amin.  Ya Rabbi, Fırat Kalkanı Harekâtı’nı gerçekleştiren kahraman ordumuza yardım eyle. Boynumuzu büktürme, kıyamımızı lütfeyle, ordumuzu, yurdumuzu, milletimizi, devletimizi, bayrağımızı, birlik ve beraberliğimizi daim eyle. Mukaddesatımıza, ülkemize, topraklarımıza, ulvi değerlerimize göz dikmiş hainlerden koru, onları kahreyle. FETÖ, PKK, DAİŞ, İŞİD gibi örgütleri ve bunlara destek veren dâhili ve harici bedhahları kahreyle. Amin. Ya Rabbi, kahraman ordumuzu, sivillerimizi, bordo berelilerimizi muhafaza eyle, yardım eyle, görevlerini başarı ile bitirip sağ-salim yuvalarına dönmelerini lütfeyle. Fırat Kalkanı Harekâtı’na katılanlara yaptığımız dualarımızı, ebabillerinle destekle, milletimize esenlikler lütfeyle, fetihlerle dönmelerini nasip eyle. Amin.

Milletimizin hedefleri büyüktür. Her zaman öyle olmuştur. Malazgirt’te Alp Arslan’ın zaferi, Fatih Sultan Mehmet’in Roma’yı- Bizans’ı fethi milletimizin her zaman özlemidir. Fetih askerlerinden olma özlemidir bu. Şehadeti beklemektir bu.   Vardır elbet şu dağın yolu /Vardır acıyı azaltan iksir/Elhamdülillahi rabbil alemin.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1159 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
  • ÜNLÜLERİN KUAFÖR’Ü TAYFUN BAKIRHAN MAGAZİN GÜNDEMİ PROGRAMINA KONUK OLDU !

    16 Mayıs 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Ünlülerin kuaför'ü Tayfun Bakırhan ,hafta içi hergün yayınlanan magazin gündemi programında Kadir Balık'ın konuğu oldu. Programda çalışmalarıyla ilgili konuşan Bakırhan ,herşeyin gayet iyi olduğunu ve  devam ettiğini söyledi. Yakında  kendi sponsorluğunda  önemli bir projeyle hem medyada hemde  hayranlarının karşısında olacağınıda ifade etti.  ...
  • ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ

    16 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ İstanbul Yeni Kapı'da 11-14 Mayıs günleri, ETNOSPOR KÜLTÜR FESTİVALİ etkinlikleri düzenlenmiştir. Bu festivalin yapılmasını amaçlayan, kurum; hedeflerini şöyle açıklamaktadır, Dünya Etnospor Konfederasyonu, geleneksel sporların günümüzde yaşatılması ve uzmanlaşması için her türlü spor faaliyetini destekler. Geleneksel sporları var eden kültürel mirası, toplumun zenginliği olarak görür ve bu mirası korumayı görev bilir. Dünya Etnospor Konfederasyonu, çocukların eğitiminde önemli bir yere sahip olması hasebiyle sportif o...
  • Kemiğe yazılan yazı

    15 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi bunu duyup, evine gitti h...
UA-36507442-2