logo

reklam
08 Haziran 2016

RAMAZAN AYINA GİRERKEN DİNİ DEĞERLERE BİRAZ SAYGI


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
RAMAZAN AYINA GİRERKEN DİNİ DEĞERLERE BİRAZ SAYGI

Bu başlığı atarken, şöyle hafızamı biraz aktif hale getirdim. Bu Ülkede kimi yazar ve çizerlerin, kimi film yapımcılarının, kimi sade vatandaşın; dini değerleri, kavramları; bilerek ya da bilmeyerek, ne kadar küçültmeye çalıştığını, aşağılamaya, alaya almaya çalıştığını hatırladım. Üzüldüm…

Yazılan her senaryoda, çizilen her karikatürde; din adamı, müslüman kimliği taşıyan insanlar; aşağılanmıştır. Sahte hocalar, sahte hacılar; alaya alınan, küçültülmeye çalışılan; kavramların başında gelmektedir. İnsanlar hata yapabilir, doğaldır. Hata yapan insanları eleştirmek yerine; mensubu olduğu kutsal değerleri aşağılamak, alaya almak; ne kadar çirkin bir olaydır. Son günlerde yaşanan bir olayda; ODTÜ mezunu bir genç, seri katil olarak aranıyor. Bu şahıstan hareketle; tüm ODTÜ mezunları karalanabilir mi? böyle bir mantık olur mu?

Üzülerek, ifade edelim olur. Ülkemde senelerce; dini değerleri ayak altına almaya çalışan tüm taraflar; buna benzer kişisel hareketlerden hareket ederek; tüm bir toplumu, inanan bir cemaati; hepten yargıladılar. Tamamını yok saydılar. Yetişen nesillere; Dini tüm değerleri, inanan insanları; yanlış tanıtmak için; çaba sarf ettiler. Tüm dini değer yargılarını; aşağıladılar. Küçük düşürdüler. Üç aylar olarak bilinen; Recep, Şaban, Ramazan isimlerini; hiç de hak etmedikleri; vasıflarla andılar. Alay edilen şahıslarla; özdeş hale getirdiler. Evlerde mutfaklarda bulunan, hamam böceğine benzer böceği; Kara Fatma olarak adlandırdılar. Sahabe isimlerini, yahut İslam tarihinde; kendini kabul ettirmiş şahısları; yanlış insanlar olarak tanıttılar. Olmayan hayali, yorumlamalarla; tarihimizin değerlerini, aşağıladılar. Hem de, bunu; dizilerinde, filmlerinde konu olarak; işlediler.

Çoğu ayet ve hadis anlamları ile; özdeşleşen, ata sözlerimize; yahudi tekerlemelerini ilave ettiler. Baş tacı ata sözlerimiz, gibi tanıttılar. Bana değmeyen yılan, bin yaşasın gibi… Sokak hayvanlarına, isim yokmuş gibi; Arab, ismini taktılar. Hiç de; dini inançlarımıza uymayan, hatta dini inançlarımızla çatışan, sözleri; Bize, ata sözü diye yutturmaya çalıştılar. Bu tamamen organize, ne yaptığını bilen insanlar tarafından; ortaya konulmuş bir projedir. Saf Anadolu insanımız; buradaki incelikleri fark etmeden; günlük hayatlarında; bu olumsuz örnekleri, hep kullanır oldu. Sadece biraz dikkat edenler; bunun farkına vardılar.

Yaklaşan RAMAZAN ayı, ümit ederim ki; böyle saçmalıkların, olmadığı bir zaman dilimi olur. Yine her sene sahnelendiği gibi; çeşitli şekillerde, meydana gelen bir takım olaylardan, hareket ederek; İşte, oruç tutmadığı için; saldırıya uğradı, gibi; Bayat haberlerle uğraşmayız. Bu ülkede oruş tutan insan sayısı; nüfusumuzn yarısı kadardır. Bunu göz önünde bulundurursak; oruç tutmayan insan sayısı da; O, kadardır. Yaşanacak bir takım olaylara; oruç kavramını katarak; yorumlar getirmek; artık insanları da; usandırmıştır.

Beklentimiz, Bu ayda; tüm kirliliklerin azalmış olmasıdır. İnsan ruhunun, kendisini; hesaba çektiği bir ay olmasıdır. Yapılan tüm olumsuzluklara rağmen; Bu ayın, barış, huzur, yardımlaşma, dayanışma, kardeşlik duygularının zirve yaptığı zaman dilimi olmasıdır. Bu düşünce, anlayış, bu akıl, fikir; insanımızda yeteri kadar vardır. Yeter ki; bazı yabancı unsurlar devreye girerek; bu barış ve kardeşlik ortamının bozulmasına yönelik; çaba ve gayret içerisinde olmasınlar.

Ramazan Ayını bekleyerek; insanlara dini bilgi vermek adına TV ekranlarına çıkan hoca efendilerden de, ricamız; Bu ayın ruhuna uygun konuşma ve değerlendirmeler yapsınlar. Bir bütün olarak girdiğimiz bu aydan; paramparça çıkmayalım…

Geçmişte yapılan tüm olumsuzluklara rağmen; Gelin bu ay vesilesiyle; bir olalım, dirlik içinde olalım, barışalım, kucaklaşalım, yardımlaşalım, sevelim, sevilelim… Dünya kimseye kalmaz… Kimsenin de olmaz… Herkese de, yeter…

Share
273 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ağlayıp âh ederdi

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ağlayıp âh ederdi Hazret-i Ebu Bekir dünyadan göçtüğünde, Cümle eshab ağlayıp, yaş döktüler o günde. Hep ağlama sesleri, kapladı ortalığı. Zira Resulullahın, O idi dert ortağı. O günlerde eshabtan, birkaç kişi geldiler. Muhterem zevcesini taziye eylediler. Ve ona dediler ki: (Hazret-i Ebu Bekri, Biz iyi tanıyoruz çoktu faziletleri. Lakin bunlardan ayrı, bizim bilmediğimiz, Varsa bazı halleri, bize söyler misiniz? Gündüz yaptığı işler, malumdur biz eshaba. Ve lakin geceleri ne yapardı acaba?) Onların bu şekilde sualine c...
  • Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya Biz?

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Bu referandumun yapılabilmesi için öncelikle bağımsız bir “Seçim Kurulu'nun oluşturulması olmazsa olmaz bir uluslararası kural. Bu yapılmazsa oylama “Diktatörlük” veya da “Dernek Seçimi” olarak addediliyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani geçmiş aylarda yaptığı açıklamada “Kürt halkı için referandum yolu ile gelecekleri hakkında vermenin zamanı gelmiştir ve ortam da uygundur” diyerek, Kürtlerin gelecekleri konusunda karar verme zamanının geldiğini uluslararası kamuoyuna işittirmişti. DEAŞ´ın karşı çıkmasına ve IKBY b...
  • Güneş durdu yerinde

    24 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Güneş durdu yerinde Şam şehrinde medfun Evliyadan Seyyid Muslihiddin Efendi ”rahmetullahi aleyh“, bir gün Peygamber efendimiz aleyhisselamdan bahsederken şunu anlattı sevdiklerine: Peygamber efendimiz bir gün evlerinde otururken hazret-i Ali de “radıyallahü teâlâ anh” yanlarındaydı. O esnada Cebrail aleyhisselam bir vahiy getirdi. Efendimiz aleyhisselam, vahyin ağırlığından mübarek başlarını hazret-i Ali’nin dizine koydular. Vakit, ikindiyle akşam arasıydı. Ve güneş batana kadar kaldıramadılar başlarını. ...
  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
UA-36507442-2