logo

reklam
15 Haziran 2016

RAMAZAN AYI PEYGAMBER SEVGİSİ


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
RAMAZAN AYI PEYGAMBER SEVGİSİ

Ramazan ayını yaşadığımız şu günlerde; kalpler yumuşasın diye dua ediyorum. Rahmet Peygamberinin ORUÇ, ibadetini; Allah’ın emri ile; yaşayarak bizim yaşamamızı, yapmamızı,  İstediği, şu günler; Onun sevgisinin gönüllere taht kurduğu günler, olsun. Kalplerimiz sevgi ile, merhamet ile, kardeşlik duyguları ile, yumuşasın. Katı bir kalbin kendisine bile faydası olmaz. Tam tersine; katı bir kalp kendi, kendine zarar verir,  hasta eder. Kendisine yararı olmayan bir kalbin; başkasına, zaten yararı olmaz. Hatta çok aşırı şekilde katılaşmış kalp, zamanla mikrop üreten bir yapıya dönebilir. Gelin böyle bir hastalığa tutulmamak için; kendimizi kontrol edelim, kendimizi ve çevremizi bu hastalıktan,  koruyalım. Mübarek günler de; sevgiyi, merhameti, paylaşmayı, bölüşmeyi, yardımlaşmayı, kısacası; kardeş olmayı hedefleyelim.

Merhametten, sevgiden, yoksun olmak; bir hastalıktır. Her hastalığın olduğu gibi; bu hastalığın da oluşmasında sebep olan faktörler vardır. Bu tür bir hastalık; insan ilişkilerine dayandığı için, kaynağı da insan ilişkileridir. O halde insani ilişkilerimiz güçlü, dayanıklı   ve  bu tür bir hastalığın gelişmesine engel teşkil edecek şekilde; kuvvetli olması gerekir. Bunun kuvvetli olmasını desteklemek, beslemek için; insanlara karşı gayet ılımlı, olgun, sevgi ve hoşgörü ile yaklaşmalıyız. İnancımız ve İtikadımız güçlü olmalıdır.
İnsana zarar veren, bu tip  hastalıkların; tedavisi de; şahsın kendi elindedir. Bunun iyi örnekleri de; Yüce Peygamberin, hayatında vardır.  Rahmet ayı olan bu günlerde; Kötü davranışlarda bulunarak, kendi konumumuza güvenerek; Kendimizi bir gurur abidesi yapmamalıyız. Böyle davranmak da;  bir hastalık nedenidir. Karşımızdaki insana tahammüllü olmalıyız. Konuşarak meselelerimizi halletmeye çalışmalıyız. Bazılarının yaptığı gibi konuşarak işi kavgaya dökmemeliyiz. Kendi menfaatlarımız için, karşımızdaki insanları hiçe sayacak; aşağılayacak, öteleyecek tavır ve davranışlarda bulunmamalıyız.  Bu hareketler; mübarek ayın, ruhuna aykırıdır.  Oruç, bizi terbiye etmemiş, demektir.
Kendi yararımız için; insanların emaneti olan şeyleri açığa çıkarmamalıyız. Birbirimize dayanmalıyız. Birbirimizi arkadan vurmamalıyız. Dürüst ve doğru sözlü olmalıyız. İnsanların arkasından tuzaklar kurmamalıyız. Düşündüklerimizi ve onun hakkında söyleyeceklerimizi; yüzüne söylemeliyiz. İşte, böyle davrandığımız zaman; Ramazan Ayının feyzinden yararlanmışız, demektir.
İnsan merkezli düşündüğümüz zaman; ortaya çıkan gerçek;  Karşımızdakilere, hak ettiği şekilde ve insanca davranmak gerekir, gerçeğidir. İşte, Yüce Rabbim` izin Kutsal Kitabında da belirttiği gibi; insan kaynaklı sosyal ilişkiler toplumların barış ve huzur içerisinde; yaşamasının temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bu konuda en büyük örnek, Hz. Peygamberin hayatıdır.
Olaya böyle baktığımız, zaman; Peygamberin hayatını öğrenmenin önemi, ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle yukarıda sıraladığımız olumsuzluklardan, şikayetçi iseniz; insanların öyle birbirlerine hoyratça davranmasını istemiyorsanız; çocukluktan itibaren, genç nesillerimize; Yüce PEYGAMBERİ, hayatını, en ince ayrıntılarına kadar; öğretmemiz gerekir. Şu kısacık hayatımızda çocuklarımıza dünyalık gelecek elde etmeleri için; harcadığımız zamanı  ve parayı, yaptığımız fedakarlığı düşündüğümüz zaman; aynı çocuklar için; Oruç sevgisini, Ramazan ayının farklılığını, Peygamberin hayatını öğrenmesi adına yaptığımız fedakarlığı,   kendi kendimize sorgulamamız gerekir, diye düşünüyorum. Bu konuda ne kadar duyarsız ve yetersiz olduğumuz, gerçeği ortaya çıkacaktır.
Yüce Peygamber; “merhamet etmeyene merhamet edilmez,, yüce buyruğunu söylediği zaman; direkt olarak insani ilişkileri de kast etmiştir. Kendisi aynı  zamanda, bir sevgi ve merhamet, peygamberidir. Kalbimizin kararmaması için; merhamet hissi ile,  dolması için; insanlık adına olan tüm yanlışlardan, kaçınmamız gerekir. Kalbimizi yumuşatacak fiil ve davranışlara yönelmemiz lazımdır.  Bunun için; Ramazan ayı bir fırsattır. Oruç sayesinde; bizim dışımızda, bazı insanların hangi sıkıntıları, çektiğini  öğreniyoruz. Açlık, susuzluk, yokluk, çaresizlik, kavramlarının; insanları nasıl aciz düşürdüğünü fark ediyoruz.
RAMAZAN  ayı dolayısıyla, elimize geçen bu fırsatı; değerlendirmemiz, gerekir. Yaratılanları üzmediğin zaman; Yaratana saygı duymuş olursun. Kendi, İnancına saygı göstererek; insanları Hak kapısına çağırman için, o hayatı önce kendinin yaşaması gerekir.
İnancımız, fakirlikle, yoksullukla savaş halindedir. Müslümanlar; bu konuda yeteri kadar; üzerine düşen görevi yapmamaktadırlar. Sadece, zekat ile yetinmektedirler. Eğer, böyle düşünüyorlar ise; Kurandaki, bu konudaki emirleri; kulak ardı ediyorlar, demektir. Fakirlikle, yoksullukla, çaresizlikle, mücadele; O, durumlar ortadan kalkıncaya kadar, devam etmelidir. İslamın emri budur. Ben zekatı verdim, sorumluluktan kurtuldum, diyemezsiniz. Böyle bir hakkınız, yoktur. Yoksa; toplumda olan ve dayanağı yoksulluk ve yokluk olan, tüm olumsuz durumlardan sorumlusunuz, demektir.
O, Halde; Birilerine tebliğ, görevi yaparken;  Kendinin yaşamadığı bir hayata, insanları çağırmak, ne kadar doğrudur. Yahut ondan, ne kadar sonuç alabilirsiniz. Senin öyle eksik halini, duyduğunu, gördüğü zaman; karşınızdaki insan; sana ne kadar inanır. Bu konuda samimi ve ihlaslı olmak gerekir. İçten başka, dıştan başka olmamak, lazımdır. Unutma kalpten geçenleri de bilen biri var ve onlardan dolayı;  seni hesaba çekecektir. Burada olmasa bile orada; iki yüzlülüğün ortaya çıkacaktır. Aman dikkat kalplerimizi katı olmasın . Kalplerimizi yumuşatalım.
Ramazan AYI, BU TÜR DURUMLAR İÇİN; BİR FIRSATTIR.  Hatırlatma, ayıdır. İnsanın kendi, kendini kontrol etme ayıdır. Bu konuda örnek hayatın; Yüce Peygamberin hayatı olduğunu, bir kez daha vurgulayalım. O` nun hayatını öğrenelim, öğretelim ve yaşayalım… Gelecek nesillerimize örneklerle anlatarak; Yüce Peygamberi,  yeteri kadar, tanıtalım. İşte, Peygamber sevgisi, RAMAZAN ayı sorumluluğu, budur. Sadece;  yoksullara verilen; İftar yemekleri ile;  kendimizi kandırmayalım. Hayat, uzun ve çetin bir yoldur. İftar yemekleri; O, yolda; bir nokta bile; olamaz.  Ramazan Ayı, sonrası; tüm bu yapılanları; bir rafa koyacak olursak; kendimizi, kandırmış oluruz.  Göstermelik, işler gibi, algılanır. Hakikatte; göstermelik yapılan hiç bir şeyin, hiç bir kimseye faydası olmaz…

Share
273 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hayatın ve Evrenin Kökeni Konferansı-II

    30 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı’nın hazırladığı Evrenin ve Yaşamın Kökeni adlı bir konferansa katılmış, değerli konuşmacıların bilimin ışığında verdikleri yaratılışın açık delillerini sizlerle paylaşmıştım. 21 Mayıs’ta ise Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı, Milli Değerler Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı’nın birlikte düzenlediği Hayatın ve Evrenin Kökeni konulu Uluslararası Konferans dizisinin ikincisine katılmak nasip oldu. Sayın Adnan Oktar’ın fahri başkanlığını yürüttüğü vakıfların tertiplediği bu ikinci konf...
  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
UA-36507442-2