logo

reklam

RAMAZAN AYI AHLAKLI DAVRANIŞLARI KAZANMA AYI OLMALIDIR


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

RAMAZAN AYI AHLAKLI DAVRANIŞLARI KAZANMA AYI OLMALIDIR

Allah, Müslümanlar için; bu ayı arındırma, kendini kontrol etme, senede en az bir defa da olsa; kendi, kendini her bakımdan yenileme ayı olarak, Müslümanlara hediye etmiştir.

İnsan hayatı; iniş ve çıkışlarla dolu olan, bir grafik çizmektedir. İşte, bu iniş ve çıkış sürecinde; insanın manen yükselmesi için; bu ay bir fırsattır. Yaşantımızın her alanını, tekrar gözden geçirmeliyiz. Alışkanlık haline getirdiğimiz, günlük yaşantımızda bizimle sürekli beraber olan; kötü davranışları, yanlış davranışları, hataları, tespit edip; onlardan uzaklaşmak için; bir fırsat ayıdır. Tüm insan kusurlarını sıralayan; ilahi mesajlar; yol göstericimiz olmalıdır.
İnsanlarla olan ilişkilerimizde; tüm iyi ve güzel hasletleri, hayata geçirmek adına; bir fırsattır. Yanlış, hatalı davranışları terk ettikten sonra; iyi ve güzel fiilleri hayata geçirme zamanıdır. Bu güzel davranışlar, tarafımızdan yapıla, yapıla; iyi bir refleks hareketi olarak benliğimizde, kendisini göstermelidir. Yaptığımız, güzel ve iyi hareketler; bizim ismimizle, anılır hale gelmelidir. Bunun en güzel İslam´da tanımlanan şekli; güzel ahlaktır. YÜCE peygamberin dili ile; DÜNYAYA GÖNDERİLİŞ, NEDENİDİR.
Hayatımızın her alanında ahlakın yaşanabilir olarak hayata geçmesi gerekmektedir. Toplumun her kademesinin böyle bir duruma ihtiyacı vardır. Öncelikle eğitim kurumlarında yıllardan beri, ihmal edilen ahlaki davranışların tanıtımının yapılarak, hayata uygulanabilir hale getirilme çabalarının olmayışı her alanda ahlaki çöküntüyü beraber getirmiştir. İnsan, kendi, kendine şu soruyu sormadan edemiyor? Eğer, eğitim kurumlarımız; insanı, insanca yetiştirme amacı olan Ahlaki değerleri, yetişen nesillerine veremiyor ise; o zaman onları, birer bilgi hamalı yapmanın, toplum yaşantısına katkısı nedir?
Yüce peygamberin mesajında açıkça belirttiği üzere kendisinin güzel ahlakı yaşanabilir, olarak tamamlanması için; gönderildiğini söylemektedir. Hayat için ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. İnsan, hayatının tamamını; ahlaklı, adalete inanmış, dürüst, samimi, güven veren, her türlü kötü düşüncelerden uzaklaşmış bir konumda olması içi çaba sarf etmelidir. Bu kişisel hayatımızdan, ticaret hayatımıza kadar her alanda olmalıdır. Herkes önce sizi, dürüst, samimi, candan, ahlaklı insan, diye tanımlamalıdır. Böyle bir tanımlanma olması için, bunu sizin, tavır ve davranışlarınız belirleyecektir. Kısacası bunu hak etmek gerekir.
Toplum hayatında ise; öncelikle Devlet yönetmeye talip olan insanların, ahlak nbso online casino reviews ve dürüstlük konusunda çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Doğru sözlü, güvenilir, sözünün eri, dürüstlük kavramları özellikle siyasetçilere çok yakışır. Halkımızın böyle bir beklentisi vardır. Siyasetçilerden bu özellikleri her zaman, taşımalarını istemektedirler. Oldukça önemli bir konudur. Halkımız, bu özellikleri seven siyasetçileri mutlaka takdir edecektir. Ramazan ayı, onlar için de; bu uyarıları algılama ayı olmalıdır. Sonrasında; tüm Devlet kademesindeki insanlar; en zirve noktasından, aşağıya kadar; Ahlaklı bir hayat yaşamayı, ilke edinmelidirler. Ramazan ayı, onlar için de; kendilerini çek etme adına önemlidir.

İnsanımız bugün her alanda; ahlaksız davranışlar açısından; çeşitli yakınmalarda bulunmaktadır. Bu yakınmaların temeline baktığımız zaman Ahlaki öğretilerin olmadığını görmekteyiz. Bu davranışların insanlarımız tarafından terk edildiğini görmek için; fazla çabaya gerek yoktur. Çevremizdeki her davranışın içerisinde olması gereken Ahlaki kuralları terk etmemiz; sosyal açıdan bize büyük darbeler vurmuştur. Sahtekarlıktan, hırsızlıktan, aldatmadan, şiddetten, çalmadan, çırpmadan, iki yüzlülükten, yalakalıktan, zevk alan insan durumuna gelmekteyiz. Bu eylemler, Ahlaksızlığı tercih etmenin, hayatımızdaki yansımalarıdır yukarıda birkaç maddesini sıraladığımız olumsuzluklar, Bütün bunlara bağlı olarak; huzursuzluk, barış ortamının yok olması, insanlar arasındaki; insani değerleri yitirmemiz, başımıza gelen örnekleri teşkil etmektedir. Bunun böyle olmasında hem kişisel olarak, hem de kurumsal olarak eksikliklerimiz olduğu fikrini taşımaktayım. Başka bir deyişle her alanda yaptığımızı zannettiğimiz mesafe kazanma girişimlerinin; ahlaki değerlerle bezenmediği zaman, bir anlamı olmadığını tecrübe ettik. Bu tecrübe edinme üzülerek söyleyelim ki; acı olaylarla olmaktadır. Nasıl ki; her bolluk ortamında bereket olmuyorsa, her ilerlemenin içerisinde de ahlak olmaz ise; insana mutluluk getirmemektedir. Ramazan ayında; işin bu yönünü, yani ahlaklı olmayı, ahlaklı yaşamayı; hem fikir edinmeliyiz, hem de yaşanılarak hayata geçirmek için; gayret göstermeliyiz.
Tüm ilişkilerimizde Ahlak belirleyici olmak zorundadır. İşte o zaman insanlar arasındaki bir, çok tartışma ve eleştirme konuları, kendiliğinden ortadan kalkar. Ahlak, Sanki davranışlarınızı kontrol eden bir denetleyici gibi olmalıdır. Ahlakın sürekli hayatınızın içerisinde olması sizi sonuçta güvenilir, az hata yapan ve etrafında sevilen insan olarak; kabul edilen bir birey yapacaktır. Böyle bireylerden meydana gelen insan topluluklarında da; daha az yanlışlar, yaşanabilir hale gelir. İşte istenen sonuç da budur.

O halde özlenen toplum hayalimizi gerçekleştirmek için; her alanda tüm değer yargılarımızla beslenmiş olan Ahlak kavramını yaşayalım ve yaşatalım. Bunun için; Ramazan Ayı, bizim için; bir fırsat olsun. Örnek davranışlarla, hayatımızı yaşayarak; kendimizden sonraki nesillere, yaşatalım. Daha huzurlu, daha barış içerisinde bir ortam ve insanlar arasında, güvenin yaygın olduğu daha ahlaklı günlere… Böyle bir ortamın oluşması adına bu ayı fırsat bilelim. Gelecek Ramazan ayında; bugün taşıdığımız yanlış hareketleri terk etmiş, hata ve ahlaksız davranışları en aza indirmiş, bir kul olarak; Yüce Rabbimizin, huzuruna çıkmak için; gayret gösterelim. Ramazan ayı; umarım hepimizin bir anlamda; arınma çabalarının artmasına vesile olmuştur…

Share
488 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
UA-36507442-2