logo

reklam
11 Ekim 2015

Prof. Dr. Efdal: “Namık Kemal bir çok eserini sürgünde yazdı”

Bağcılar Belediye Başkanlığı ile Yakın Doğu Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği Osmanlı Döneminde Kıbrıs Uluslararası Sempozyumu’nda ilginç konular ele alındı. Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, vatan şairi olarak da anılan Namık Kemal’in bir çok eserini Kıbrıs’ta sürgün yaşamı sırasında kaleme aldığını belirterek, “Osmanlı her tebaadan insanı Kıbrıs’a sürgüne gönderdi.” diye konuştu.

3314Lefkoşa’da düzenlenen Osmanlı Döneminde Kıbrıs Uluslar arası Sempozyumu yoğun ilgi gördü. Üniversite öğretim üyeleri, öğrenciler ve vatandaşların ilgiyle dinlediği konuşmacılar birbirinden Kıbrıs ile ilgili birbirinden ilginç konuları dile getirdiler.

Yakın Doğu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, sempozyumda “Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs Adasına yaptığı Sürgünler ve Sonuçları” başlıklı ilginç bir sunumda bulundu. Osmanlı Devleti’nin suça karışan her tebaadan insanı Kıbrıs’a sürgüne gönderdiğini ifade eden Prof. Özkul, yaşam şartlarının Lefkoşa ile Tuzla’dan daha zor olması sebebiyle Osmanlının sürgün yeri olarak Magosa’yı belirlediğini ifade etti. Prof.Özkul, Tuzla şehrinin o dönemlerde canlı ticaret bölgesi olduğunun da altını çizerek, Magosa’nın adeta kaderine terk edildiğini anlattı. Vatan Yahut Silistre romanının da yazarı olan edebiyat dünyasının ünlü ismi Namık Kemal’in de Kıbrıs’a sürgüne gönderildiğini kaydeden Prof. Özkul, şöyle konuştu: “Namık Kemal, ile ilgili zindan olayı doğrudur. Ancak orada bir gece kalmıştır. Rahatlıkla hayatını sürdüren Namık Kemal eserlerinde adada gördüklerin kaleme almıştır. Prof Özkul, sürgünlerin çoğunda zincire vurmanın da olmadığını anlattı. Uzman Melek Deniz de sürgünlerin padişahın izniyle olduğunu kaydetti.

“OSMANLI KIBRIS’TA CAMİ ÇEŞME, SU DEĞİRMENİ, HAN, HAMAM VE MEDRE İNŞA ETTİ”

Ankara Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Abdüllatif Armağan da sunumunda 1571 yılında fethedilen Kıbrıs’ta Osmanlı Devleti tarafından Vakıf Teşkilatı’nın kurulduğunu anlattı. Kıbrıs Beylerbeyiliğinin kurulmasıyla birlikte Anadolu’ndan adaya göç yaşandığını belirten Armağan, “Baf Sancakbeyi Mehmet Bey Ayasofya Camii yaptırdı. İnşaa ettirdiği  vakıf medreselerinde yetim çocukların bakımını üstlendi ve onları eğitti. Elde ettiği paralarla mektebi muallim okulu, su değirmenleri, su kemerleri, çeşmeler, han ve hamamlar yaptırdı.” diye konuştu.  

“ZİMMİLER MAHKEMEYE GÜVENİYORDU”

Yrd. Doç. Ümit Güler de Kıbrıs’ta Müslümanlarla gayrimüslimlerin arasındaki ilişkinin iktisada dayandığını savundu. Eşya hukukunda her iki topluma mensup kişilerin alışveriş, kiralama, kefil olma, borç verme faaliyetlerinde bulunduklarını belirten Güler, “Kıbrıs’ta entegrasyon vardı. En geniş saha alım satımdı. Tamamı gayrimenkule dayanıyordu. Taraflarda mahkemeye taşınan sorunların yüzde 81’i ticariydi. Günlük bir sorundu. Her iki taraf ta mağduriyet yaşamadı.” diye konuştu.  Şirketler hukukuna dair bir bilgi bulunamadığını da anlatan Güler, sözlerini şöyle tamamladı:

“Zimmilerin haklarını kadının huzurunda rahatça arıyorlardı. Kadı, kesinlikle tarafsızdı. Zimmilerin şikayetleri üzerine davalılar ifade veriyorlardı. Ada’nın fethinden sonra mahkemeye başvuru sayısı artmıştır. Mahkemeye olan güven tesis edilmişti.”

Share
301 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

UA-36507442-2