logo

reklam

Özlenilen Barış ve Demokrasi Yakıp Yıkma Parçalama ve de Öldürmekle Getirilemez ki!


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Güzel ülkemizde topraklarımızda bu kadar üzüntüler varken, derin acılar varken son dönemlerde yaşanmakta olan olaylarda etrafa saldırıların olması, yıkmaların ateşe vermelerin olması kabul edilemez eylemlerden bir kaçıdır. Bu gibi eylemlerin bizim ülkemize, topraklarımıza, meydanlarımıza, kendi yaşadığımız çevremize zarar vermekten başka hiçbir şeyin olmadığı büyük bir gerçektir. Yakmakla, yıkmakla, ateşe vermekle bu kutsal ve kadim topraklarımıza barışın ve demokrasinin gelmeyeceğini unutmamamız gereken en önemli noktalardan biridir.

 

Bizler bu kadim ve kutsal topraklarımızda sevinçlerin, huzurun, mutluluğun, güzelliklerin ve de barışın gelmesi için yakıp yıkmadan ateşe vermeden ölümler olmadan hep beraber el ele vermemiz gerekir.

 

Öyle ki bu yaşanan kötü hadiselerden dolayı bizler, bazen bu kutsal ve kadim topraklarda kendimizi bir yabancı ülkeye götürülüp bırakılmış gibi kötü hislere kapılıyoruz. Şöyle ki olup bitenler sanki çok kötü bir rüyaymış gibi görünse de gerçeklerden ibarettir.

 

Bizleri yaşanmakta olan kötü hadiselerden, kötü durumlardan, endişeli ve umutsuzluk ortamlarından yine de; kardeşlik, beraberlik ve de birlik ruhu kurtarabilir.

 

Bizler suçlu aramak yerine, hepimiz Türk’ü ile Kürdü ile Laz’ı, Çerkez’i, Sünnisi, Alevi’si ile ihtiyacımız olan birlik ve beraberliği sağlamak için hepimizin bütün insanların en kutsal görevlerden biri olduğu da unutulmamalıdır.

 

Güzel ülkemizin tertemiz insanları bunları başaracaklarına, gençlerimize, çocuklarımıza, kardeşlerimize huzurlu, genç, dinamik ve de güçlü bir Türkiye bırakacaklarına yürekten inanıyorum.

 

Dünya’nın hiç bir ülkesinde, hiç bir toprağında, bütün Ortadoğu ülkelerinde, Mezopotamya da ve herhangi bir toprak üzerinde şiddete dayalı olan hiç bir eylemi kabul etmek ya da hoş görmek asla ama asla mümkün değildir.

 

Şiddete kötü eylemlere başvurulmadan demokratik yollarla mücadele edenler,  her türlü fikirlere hoşgörü ile yaklaşılması gerekir.

 

Bütün insanların kendi fikirlerini özgürce ifade etmelerinde hiçbir sakınca yoktur. Herkesin kendi fikirlerini ifade etmeleri kadar normal bir durum yoktur. Eylemlerini yıkmakla, yakmakla, parçalamakla gösterenler başkalarının fikirlerine katılırsınız veya katılmazsınız bu ayrı bir konudur. Lakin insanların malına mülküne çevresine toprağına ülkesine zarar veremezsiniz.

 

Desteklediğiniz bir siyasi parti varsa desteklersiniz oyunuzu vermekle birlikte o partinin çalışmalarında bulunursunuz. Desteklemediğiniz bir parti varsa da oy vermezsiniz, desteklemezsiniz, yanında da olmazsınız.

 

Başkalarının düşüncelerine, fikirlerine şiddete başvurmadan demokratik alanlar içerisinde yapılmasının taraftarıyım her zaman. Bundan dolayıdır ki şiddete dayalı olan hiç bir eylemi hoş görmek kabul görmek mümkün değildir.

 

Çevrelerine zarar verenlerin, mallarına mülklerine zarar verenlerin, yıkıp yakmayı gerçekleştirenlerin saldırılarından hiç biri tasvip edilemez. Bütün siyasi partilerinin, bütün sivil toplum kuruluşlarının, bütün siyasi parti liderlerinin, bütün odaların başkanları ve bütün eğitimli insanların, yıkma parçalama yakma gibi eylemleri kınamaları gerekir.

 

Sizlere şunu sormak isterim. Kötü eylemlere, yakmalara, ölümlere, yıkmalara, ateşe vermelere karşı çıkmayanlar, insanların ölümleri daha çok olsun mücadelesini veren bazı siyasi partilerin vesayet alınmışlıkları ne kadar doğrudur?

 

Kötü eylemlere kırmalara, yıkmalara karşı çıkmayan siyasiler, otoriter insanlar ya da muhalifler Çanakkale savaşı ve kurtuluş savaşında şehit olan insanlarımıza, atalarımıza hainlik etmiş olurlar. Onlar ki kutsal ve kadim topraklarımızda kan dökülmesini isteyenlerdir. İnsanlar kırgınlıklarda, savaşlarda, çatışmalarda, ötekileştirmeler de büyük acılar yaşamaktadırlar. Oysaki parçalamakla, ateşe verip yakmakla, yıkmakla bir şeylerin kazanılmadığı gibi savaşlarda kazanan tarafların olmadığı da büyük bir gerçektir.

 

Öfkenin, kinin, kırılganlığın, öldürmenin ve de kandırmanın kimseye hiç bir faydası olmadığı gibi toplumlarına zarar vermekten başka bir durumun olmadığıdır.

 

Sizlere soruyorum gençler, dostlar, ihtiyarlar, yetişkinler, aileler!

 

Yakıp yıkmakla, kırıp parçalamak dökmekle, yok etmenin, ortadan kaldırmanın kime ya da kimlere ne faydası vardır?

 

İnsanoğlunun yüreğinde ki derinlikleri, beyinleri, içlerinde barışa yol açmakla beraber birer umut olmalıdırlar.

 

Hepimizin de bildiği gibi en kötü ama en kötü barış bile kırgınlıklardan, ölümlerden, savaşlardan daha iyidir.

 

İnsanoğlunun içindeki kin ve öfke, kendi iç savaşını fazlasıyla yapmaktadır. İnsanda olan doğru mantığı yok saymakla beraber fazlasıyla uzaklaştırır.

 

Bizler insanlar olarak yaşamlarımıza dair her şeyi ama her şeyi sağlıklı bir şekilde irdelememiz gerektiğini düşünüyorum. Yeryüzünde ve diğer bölgelerde yaşamlarını sürdüren tüm toplumlara dair haklarının ne olduğu saptamalarını doğru okumalıyız.

 

Şiddet yollarına başvurularak yapılan ve yapılmakta olan eylemlerin temelde hepimizin karşı olması gerekir. Siyasi, politik ve her manada gerekli olmamakla beraber işe yarar bir yöntem olarak görülmemelidir.

 

Şiddete şiddetle cevap verilmemelidir. Etrafı yakıp yıkmak, parçalamak, öldürmek, iş yeri yağmalamak, ateşe vermek gibi provoke edici eylemlerden her daim uzaklarda durmalıyız. Halk olarak, toplum olarak bu kötü eylemleri yapanları da cezalandırmamız gerekir.

 

Bu kötü eylemler ne bizim ülkemize, ne bizim ailelerimize, ne bizim çevremize, ne bizim topraklarımıza, ne bizim coğrafyamıza ne de bizim insanımıza hiçbir fayda sağlamamaktadır.

 

İnsanların iş yerlerini yağmalamak, yakmakla beraber ateşe vermenin yanında insanları öldürmek gibi olaylar demokratik bir ülke özlemine asla ama asla bir fayda sağlamaz.

 

Gelinen kötü noktada hepimiz Türk’ü, Kürdü, Laz’ı Çerkez’i ile kendi içimizde birliğimizi beraberliğimizi ve de her şekilde sükuneti de sağlamamız gerekir.

 

Toplumumuzda bulunan insanlarımızın, bütün katmanlarının aklıselim bir şekilde birleşmeleri ile yaşanmakta olan terörizm’in ortalarını büyütecek eylemlerden ve söylemlerden uzak durulması kendi ülkemiz topraklarımız kutsal ve kadim coğrafyamızın geleceği açısından son derece önemlidir.

 

Özlemini çektiğiniz barışı ve demokrasiyi yakmakla yıkmakla öldürmekle parçalamakla asla ama asla getiremezsiniz.

 

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
472 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2