logo

Osmanlıda ilk seçim


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

Osmanlıda ilk seçim muhtarlık seçimidir.
Türk siyâsî kültüründe “Seçim kültürü” pek eskilere dayanmaz.
Osmanlının her tarafı başkent (İstanbul kadar) emniyetli bir yer değildi. İş imkanları az idi. Her taraftan İstanbula doğru göç vardı. İkinci Mahmud halkın İstanbula göçünü azaltmak, güvenlik ve asayışı temin etmek içn muhtarlıklar kurdu.
İlk kurduğu muhtarlık, Eyup ve Galata muhtarlığıdır.
Bu muhtarlar, seçimle değil; tayin ile işe geliyorlardı. Saray muhtarları tayin ediyordu.
Zamanla muhtarlar, sakinlerin seçimleriyle iş başına gelir oldular.
1833 senesinden sonra muhtarlık Osmanlının her yerinde uygulandı. Osmanlıda muhtarlık seçimini ilk yapan yer Bolu’dur.
1864 senesinde çıkarılan Vilayet nizamnamesinden sonra Osmanlı devletinin bütün teb’ası (Müslüman ve gayr-i Müslimlerin) beraber yaşadıkları her yerde, köylerde cemaatler, kendi muhtarlarını seçmekle mükellef kılındılar.
İlk muhtarlar, bir yıllığına seçiyordu.
Muhtarlık seçimlerine, 18 yaşını doldurmuş ve senede en az 500 kuruş vergi ödeyen her Osmanlı teb’ası katılabiliyordu. Muhtar olabilmek içinde belirli bir miktarda vergi ödemek şartı vardı.
Zamanla muhtarlık, imparatorluğun her tarafına yayıldı.
Muhtarlık seçimi halkın arasına oturdu. Halk, genel seçimlerden daha çok muhtarlık seçimlerine dönem verir oldu.
Ve bundan dolayıdır ki, hala Anadolu’nun birçok yerinde muhtarlık seçimleri kavgalar oluyor. Öldürmeler oluyor. Ve hatta bazen muhtarlık seçimi dönemlerinde bir köyde birkaç kişinin öldürüldüğü haberleri çıkıyor.

İlk Belediye Seçimi

Osmanlıda ilk Belediye uygulamasına 1868 yılında geçildi. İstanbul 14 belediye idaresine ayrıldı. Bu belediyelerin başına emekli yüksek memurlar tayin edildiler.
5 Ekim 1877 tarihinde Dersaadet ve Vilayet Belediye Kanununu çıkarıldı. Belediyelere Emlakları kayıt altına almak, imar, temizlik, aydınlık, mezbaha, itfaiyye ve benzeri belediyle hizmetleri verildi.
Bu kanuna göre belediye meclis üyeleri yerel eşraftan seçiliyordu.
Yerleşim yerinin nüfusuna göre dört yıl için 6-12 kişilik bir belediye meclisi seçilirdi.
Üyelerin yarısı iki yılda bir kura ile değiştirilirdi.
Belediye başkanı ise bu üyelerin arasından hükümet tarafından seçilip tayin edilirdi.
Belediye meclisi üyeleri 25 yaşını geçmiş ve yılda en az 50 kuruş emlak vergisi ödeyen ve Türkçe bilen Osmanlı vatandaşlarının arasından hükümet tarafından seçilirdi. Yani belediye başkanı ve meclis üyeleri tayin ile geliyordu.
Ancak ikinci meşrutiyetten sonra İstanbulda ilk belediye seçimleri yapıldı.

Aşiretçilik Kolay Bir Yönetimdir

Bireyler ile tek tek uğraşmak yerine aşiret reisleriyle uğraşmak daha kolayıdır.
Aşiret reisini kendi tarafına çeken bir kişi, binlerce hatta belki on binlerce ve bazende yüz binlerce insanı kendi taraına çekmiş olur.
Çünkü aşiretlerde söz sahibi sadece aşiret reisidir.
Diğer insanların herhangi bir değeri yoktur.
Bu sebepledir ki, bazı devletler, kendi güdümlerinin altında olan bazı milletleri aşiret olarak yönetmektedirler.
Onların aşiretten çıkap birey olmamaları için büyük siyasetler güdülmektedir.
On bin kişilik bir aşiret, eğer birey olurlarsa; onların hepsiyle tek tek uğraşmak lazım.
Ama onlar, aşiret olarak kaldıkları zaman, devlet sadece aşiret reislerini muhatap alır. O aşiret reislerine paşalık, emirlik, şeyhlik gibi bazı payeler verir.
O toplumu idare eder.
Hatta bu modern çağda bile hususiyet seçim dönemlerinde, siyasiler oy istemek için toplumun içine çıktıkları zaman; aşiret ruhunun sönük olduğu yerlerde tek tek halka gidiyorlar.
Halktan yani bireyleden oy istiyorlar.
Ama aşiret hayatının ayakta olduğu yerlerde ise sadece aşiret reislerine gidiyorlar.
Aşiret reislerinden oy istiyorlar.
Bir siyasetle aşiret resini kendi tarafına çeken siyasetçi bütün aşiret (yani on binlerce kişinin) oyunu almış olur.

İlk Milletvekili Seçimi
1876 yılında Osmanlı devletinde I. Meşrutiyet ilan edildi.
Osmanlı fiilen başkanlık sistemiyle yönetiliyordu.
Osmanlı da eyaletler vardı.
Eyalet, valileri merkezden atanıyordu.
Seçimle gelmiyorlardı.
Bazı eyalet valilikleri de babadan oğula miras kalıyordu.
Seçim, sistemini daha çok ittihad ve tarakkî partisi oluşturduğu için; sistemi parlamenter sisteme göre kurdular.
Hâlbuki Osmanlı bir başkanlık sistemiydi.
Seçim sistemi parlamenter sistem idi.
Böylece Osmanlı, seçimlerden pek istediği ilerlemeyi alamadı.
O dönem, eyalet meclisleri kurulabilirdi.
Eyalet valileri, seçim ile ve padişahın onayı işe işe gelebilirdi.
Evet! Osmanlının, idaresi padişah ve eyalet valilerinden oluşuyordu.
Bu yönüyle başkanlık sistemiydi.
Ama milletvekili seçimleriyle de parlamenter sistemdi.
Çünkü eyalet valileri seçimle gelmiyorlardı.
Eyaletlerin herhangi bir meclisi yoktu.ömerfarukhilmi

Share
340 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kötü Yöneticiler ve Zalimlikleri

    20 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Japon atasözünde şöyle güzel bir söz vardır; “Bin asker toplamak kolay olsa da onlara bir general bulmak çok zordur” der. Bir şirketin binlerce çalışanları olsa dahi iyi bir müdürün, iyi bir liderin, iyi bir üstün yoksa hem artan rekabet ortamlarında, hem çalışma durumlarında her daim başarısızlıklara ve adaletsizliklere imza atar dururlar.  Öyle ki her daim çalışan insanların hakları üstleri tarafından yenilmiş olup, üstleri tarafından her daim tehditler görecek ve çeşitli tehditlere maruz kalacaklardır. Her daim köleleştirme sistem...
  • Dürüstlük Pahalı Bir Mülktür, Ucuz İnsanlarda Bulunmaz.

    19 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ´Dürüst olmak´´ doğruluğu benimsemek ve doğru olmak demektir.Dürüstlük, özde, sözde, yaşayışta doğru ve tutarlı olmayı gerektirir.Özde, sözde ve yaşamda dürüstlük insanın içinin ve dışının bir olmasıdır. Kişi, düşündüğü ve inandığı neyse, onu söylemeli, onu yapmalıdır.Bazı idealler o kadar değerlidir ki! o yolda mağlup olmak ta yenilmek te inanın bir zafer sayılır. Bana göre dürüst olmak bence insanın özünün, sözünün bir olma durumu, olduğu gibi görünmek farklı görünme ve farklı göstermeye çalışmamak yani sadece karşınızdakiler için değil kendi...
  • SÖZ NAMUSTUR!..

    19 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Yerine getirmek niyetiyle söz vermek sevaptır. Verilen sözde durmak müstehaptır. Sözünde durmamak tenzihen mekruh olur. Kendisine söz verilen kimse, (Sen bana söz verdiğin için bu benim hakkımdır) demeye hakkı yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir kimse, yapmak niyeti ile verdiği sözü tutamazsa günah olmaz.) Yapmayacağı halde, yalan olarak söz vermek haramdır. Bu şekilde sözünde durmamak da günah olur. Yapmamak niyetiyle söz verdiği halde, sonradan, verdiği sözde durursa, yalancılık günahı affolmuş olur. Hadis-i şerifte, (Sözünde durm...
  • Özü sözü bir olmak

    17 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Özü sözü bir olmak, kısaca insanın içinden geçirdiği düşündüğünü yapmak anlamına gelir, kişi ne düşünüyorsa onu yapıyorsa, söylediği şeylerle yaptığı şerler birebir örtüşüyorsa, yapmayacağı şeyi söylemiyorsa, yalandan uzak, oldukça fazlasıyla dürüst olan insanlar genellikle özü sözü bir insanlardır. ‘Münafıklar sana geldiklerinde: Şahitlik ederiz ki sen Allah’ın Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O’nun Peygamberisin. Allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.’ (Münafikûn,1) Ayet-i kerime, nifak çeli...
UA-36507442-2