logo

reklam

ORDA BİR 23 NİSAN VAR UZAKLARDA


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

10606354_1607764609437303_3380071360700004919_n23 Nisan; tanıdığım ilk bayramımdı, çocukluğuma verilmiş ilk ve tek bayramım yani…

Ey çocuk sen bilir misin, uzak diyarların 23 Nisan”larını?

Sen bilir misin, yoktan var edilmenin, unutulmaz tablosunu uzak diyarların?

Sen bilir misin; “Orda bir köy var uzaklarda, o köy bizim köyümüzdür” şarkısını?

Sen bilir misin, benim 23 Nisan”larımı?

Bilmiyorsan, o halde dinle çocuk, sana hiç bilmediğin, hiç duymadığın bir 23 Nisan’ı anlatacağım…

Benim çocukluğumda 23 Nisan Yerli Malı gibi kutlanırdı. Ailede herkes hazırlıklar için seferber olurdu; Buda benim için önemsenmek ti, bu benim bayramımdı çünkü. Nazlanmak ta hakkımdı, şımarmak ta… Hazırlıkların cümbüşü görülmeye değerdi. O zamanlar gelenekti; illaki başka başka evlerden yumurtalar toplanacak, ya maydanoz yapraklarıyla kaynatılıp yaprak deseni çıkartılacaktı, yahut soğanla kaynatılıp kırmızı kırmızı yumurtalar elde edilecekti…

Babaannem civar evlerden yumurta toplaya dursun… Annem ise folklör kostümümü hazırlamak için tüm yorganları önüme sererdi; hangisinin rengi hoşuma baksa, söker onu dikerdi… Tuhaf değil mi? Sizlerin hiç bilmediği bir 23 Nisan’ı anlatıyorum, anlamaya çalışın lütfen… O zamanlar yorganlarda nevresim yoktu, saten kumaşlarla kaplanırdı. Bu satenler rengarenk olurdu. Folklöre şalvar gerek, şalvara saten, bize de yorganlara başvurmak gerekti. İçlerinden rengi pembe olanı seçerdim. Beyaz olsa daha iyi olurdu ya, beyaz yoktu işte. Annem hiç tereddütsüz söker, biçer dikerdi… Bende ise adını koyamadığım bir hırçınlık başlardı, onca fedakarlığı görmez; “Yok orası olmadı, yok burası olmadı, yok beyaz olsa daha iyi olurdu…” Tüm evlerde aynı telaş ve aynı online casino kapris… Şalvarlar dikilirdi de, eh bide bunlara üst lazımdı ya… Şimdi fotoğraflara baktığımda görüyorum ki kolayını bulmuş bizimkiler; çapraz iki vala ile halleştirmişler… Bizim büyüklerimiz imkansızlığın kahramanlarıydı,.. Değil midir ki, bugünün en meşhur yemekleri bile aslına bakıldığında yoksulluğun içinden çıkmış ve bugüne kadar gelmiş en zengin tatlarımız olmuştur. Mesela kete; dışı hamur, içine konulan yine kavrulmuş un… Hangeli, Haşili, Hasidası, Mıhlaması vs işte…

İşte bu kahramanlarımızın ellerindeydim bende, yorgandan şalvarım, valadan kostümüm hazır… Şimdi çocuklarla yarıştayız, “Kimin sepetinde daha çok yumurta var?” diye. Sepetimde yumurtalar, annemin şekerli mafişleri, halamın aldığı kara hurmalar; öyle ya o sepette illaki herkesin bir tanesi, bir emeği olmalıydı… Say say bitmez… Yumurtalar bir ay bitmezdi. “Bozulmaz mıydı?” demeyin, biz kutupların çocuklarıyız; kışın başında kasayla balık al, dışarıya koy, yaza kadar çöz çöz ye… Kaynamış yumurtamı bozulacak? Peeeh, peh ki peh… Her 23 Nisan bitiminde ben, tüm hazırlıkları, tüm mücadeleleri, tüm yaşanmışlıkları sepetimin içindeki yumurta kabuklarımın içine koyar yıllara saklardım. Bugün ben yine o sepetimi açtım. Babaaanemin hazırladığı yumurtalar daha bugün kaynamış gibi taze. Renkleri kırmızı kırmızı, bazıları maydanoz yapraklarından desenli… Tüm yumurtaları tek tek soydum, içinden bir ömrün 23 Nisanları çıktı. (Ben sadece bir yumurtanın içinden çıkanı kaleme aldım.) Anacığımın kızarttığı mafişler daha sıcacık. Sepetimin diğer tarafında, beni deli divane eden o pembe şalvarım, rengi hala dün olduğu gibi bugünde capcanlı. Ah annem ah biliyorum seni her 23 Nisanda kırdım, hiç bilemedim emeklerini; 10 parmağını tek tek gözlerimin içine içine sok anam. Bugün 23 Nisan ben anacığımın o mübarek elerini öpmeye gideceğim. Ki artık 23 Nisanlar benim için vicdan azabı olmasın… Ve bugünde anımsadığım öğretmenim Emre Şahinci siz ve sizin gibi tüm kutsal ve değerli öğretmenlerimizin ellerinden öpüyor, tüm dünya çocuklarının 23 Nisan Bayramını kutluyorum. Nice nice 23 Nisanlara… Orda bir 23 Nisan vardı uzaklarda, o 23 Nisan benim 23 Nisan”ımdı ama Türkiye”mde bir 23 Nisan var, o 23 Nisan hepimizin 23 Nisanı. Sevgilerimle. DİLEK EJDER

Share
442 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
UA-36507442-2