logo

reklam

Onlar, şehit aileleri


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Türkiye’mizde gencecik fidanlar, pırıl pırıl evlatlar toprağa girerken konuşulan her konu sakil kalıyor. İnsan utanıyor dert ettiği şeylerden, insan utanıyor parti içi çekişmeyi haber diye koymaktan, insan utanıyor insanlığından, insan utanıyor bir şey yapamamaktan.

Utanca bulanmış bezginlik hali içinde gazete yaparken suya sabuna dokunmak gelmiyor içimden;

Lakin, milli duygularımın tavan yaptığı şu günlerde konuşmamam gerektiğini düşündüysem de tahriklere daha fazla dayanmam mümkün değil.

Öfkeliyken, ağzımda gevelemeden çıkacağını biliyorum sözcüklerin. Öyle dümdük gidecek.

Sadede geleyim; Hani BKP-AKEL heyetleri, akıllarına nereden esmişse esmiş, Şehitlik ziyaretine gitmişler. Şehit yakınları bunları şehitliğe sokmak istememiş, polisin yolu kapatmasına rağmen şehit aileleri araçlarını tarlalardan sürerek şehitliğe varmış ve heyetin koyduğu karanfilleri yine heyet üzerine fırlatmış.

Heyet bu tepkiyi gayet insani ve doğal olarak karşılayacağına kınıyor. Vay efendim, barış içinmiş, ne olurmuş ziyaret etmişlerseymiş!

41 senedir şehitliğe adım atmamış olanlar, şehit ailesinin yanında durmamış olanlar, her fırsatta Rum’a arka çıkmış olanlar kendi siyasi şovları için gelecek, o insanları tahrik edecek. Provokasyon yapacak ve sonrasında da barış için geldiydik olacak!

Nitekim Şehit aileleri yukarıda yazdıklarımı söyledi bu aklı başına yarım asır sonra gelenlere.

“Buradaki 16 günlük bebeğin babasıyım ben… Eşim çocuklarım burada yatıyor” diyor biri… Bir başkası, “beş çocuğum, karım, annem, babam, 7 kardeşim gitti. Ne barışını isteyeyim…” sözleriyle dile getiriyor tepkisini.

AKEL eve dönünce açıklama yapıyor “Bize saldıranların Kıbrıs Türk halkının tümünü temsil etmediğini biliyoruz!”

Ve aynı günün akşamı televizyona çıkan İzzet İzcan Bey, şehitlikteki tepkiden rencide olduğunu belirterek, tarihe geçecek konuşmayı yapıyor: “Onlar kim ki beni almayacak şehitliğe!”

Hatta bir iddia da, İzzet İzcan Bey’in şehit ailesinden birine “köpek” dediği.

Taşkent’ten bir anne, üç evladını ve kocasını şehit vermiş. Biri 13 yaşında olan çocuklarının naaşları bulunmuş ancak kocası hala ortada yok. 80’li yaşlarını süren bu anne hastalıkla mücadele ederken, ecele direniyor. “Kocam bulunmadan ölmeyeceğim. Bulunsun, onula gireceğim bu toprağa” diyor. Sonra da birileri çıkacak bunlara “sen kimsin” diyecek. Hatta daha ileri gidip hakaret edecek.

***

Şimdi cevap verelim; Şehitler kimsenin siyasi şovuna alet olmayacak kadar kutsaldır bu bir. “Sen kimsin de beni oraya sokmuyorsun” dedikleriniz ise o topraklara sevdikleriyle beraber, umutlarını, geleceklerini, yaşamlarını gömmüş insanlardır bu iki.

O mezarlar mahremdir. Çünkü orada hayaller yatar, anılar yatar, aşklar yatar, uykusuz geceler yatar, çaresizlik yatar, hiçlik yatar, yok olmuşluk yatar, her şeyden geçmişlik, öfke yatar.

Hani soruyorsun ya, “onlar da kim oluyor” diye; Onlar yakınlarını vatana kurban verip, acılara gark olan ailelerdir, bu vatanı bize bırakanların canpareleridir.

Dolayısıyla, bir evladın, bir babanın, bir annenin, bir ninenin umutlarını gömen, yaşadıkları her güne lanet ettiren kişilerin 41 sene sonra gelip, şehitlerin mezarlarına karanfiller bırakmasındaki amaç belliyken, kimse bu kişileri tepki gösterdiler diye suçlayamaz. Acıya saygıyı bilmeyen, acılı insanın ne derse desin haklı olduğunun bilincinde olmayan bu kişilerin yaptığı tam anlamıyla provokasyondur.

Üçüncüsü AKEL’e; O gördüğün, seni şehitliğe almamakta direnen kişiler gerçek Türk halkıdır. Türk halkının birçoğu aynen öyle düşünüyor. Ayrıca “Barış” kelimesinin anlamını bir kez daha gözden geçirmeniz gerekiyor çünkü Ada’ya barış 1974 yılında geldi. Hatta o denli geldi ki bu yandaki birçokları 1963-1974 arasında yaptıklarınızı unuttu. Dolayısıyla “barış” yerine “çözüm” sözcüğünü kullanmanız ve “şehit”in anlamını okuyarak gelmeniz daha yerinde olacak.

Not: Sosyal medyada birileri, Rum tarafındaki mezarlarda tepki gösterilmediğini belirterek, Kıbrıslı Türk şehit yakınlarının tavrını yadırgıyor. Bir hatırlatma yapalım; Kıbrıs Türkü soykırıma uğramıştır. Kökü kazınmak istenmiştir. 1974’te ölenler, topluca öldürülüp kuyulara atılanlarla bir tutulamaz. Kulakta küpe olsun; Taşkent Köyünden 83 erkek, Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde Kıbrıs Türklerine karşı gerçekleştirilen katliamda ise en genci 16 günlük, en yaşlısı ise 95 yaşında olmak üzere 126 Türk öldürülmüştür. Bizim Rum savunucularına Kıbrıslı Türklerin hiçbir zaman böyle katliamlar yapmadığını söylemem kadar acı bir şey olmasa gerek.

Share
395 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HZ. SEVBAN ( radıyallahü anh )

    24 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    BÜYÜKLERİN AYAK İZİNDEN SAHABE HAYATLARI HZ. SEVBAN ( radıyallahü anh ) Eshâb-ı kiramdan, ismi Sevban, künyesi Ebû Abdullah idi. Yemenli Hakemi bin Sa’d bin Himyer’in kölesiydi. Peygamber efendimiz satın alıp, âzad etmiştir. Doğum yeri Yemen olarak bilinmekte ise de, doğum târihi ve vefâtında kaç yaşında olduğu bilinmemektedir. Resûl-i Ekrem ( aleyhisselâm ) kendisini âzad ettiği vakit, “Seni âzad ettim, amma yine gönlümüz beraberdir. Sen bizim ehli beytimizden sayılıyorsun.” buyurmuştu. O da Peygamber efendimizin hizmetinden hiç ayrılm...
  • İnsanlar Sevdikleriyle Beraberdir

    24 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    İnsanlar Sevdikleriyle Beraberdir   Yeryüzünün en son Peygamberi ve tüm insanlığın Peygamberi olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) şöyle buyurmuştur;   “Kişi sevdiğiyle beraber haşrolacaktır.”   Evet!   İnsanoğlunun yaratıldığı dünyada sevenleri ve sevdikleriyle beraber olduğu gibi, sonsuz olan ahiret hayatında da sevdikleriyle birlikte olması yücelerin en yücesi olan Cenabı Allah’ın hususi bir lütfudur. Ki bizler de beşer olarak da bunu istememiz gerekir. Neden mi? Çünkü var olan dünya hayatında bir de sonsuzluğu yaşa...
  • İTOGED Kurucu Başkanı Çiğdem Sönmez Bursa Büyük Şehir Belediyesini Ziyaret etti

    24 Ocak 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, KÜLTÜR&SANAT, SÜRMANŞET

    Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan Gençlik ve Aile Destek Merkezi (GADEM) alkol ve madde bağımlılığı ile mücadelede yaptığı çalışmalarla bağımlılık alanında uğraş veren Uluslararası vakıfların dikkatini çekmeye başladı. İstanbul Toplumsal Gelişim Derneği Başkanı Çiğdem Sönmez ve ekibi tarafından ziyaret edildi. Ziyarette hazır bulunan GADEM ve merkez çalışanları, yürüttükleri çalışmalar hakkında ziyaretçilere bilgi verdi. İstanbul’da Beylikdüzü ve Avcılar Belediyesi tarafından açılan merkezlere danışmanlık hizmeti sağladıklarını ...
  • Sənin oyuncaqların varmı?

    23 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Heç bilirsənmi nədir həyat? Bu barədə nə vaxtsa düşünmüsənmi? Yəqin  edirəm, düşünmüsən. HƏYAT – olumdan ölümə qədər uzanmış yolun sinəsidir. O, əzablar şəbəkəsindən ibarət olan CƏHƏNNƏMDİR. Bioloji varlıq olan insanın onun qoynunda özünü gizlədə bilməsidir. Bilirsənmi, necə də çətindir ayaq üstə qala bilmək, həyatda yaşaya bilmək?! Çoooox çətindir, çooooooox. Uşaqlığınız, həmin dövrlər yadınıza gəlirmi? Həmin illəriniz yadınıza düşürmü? Qayğısız keçən illəriniz... Bəli, qayğısız. ... O da uşaq olub, kiçicik, bapbalaca uşaq. Sevgini...
UA-36507442-2