logo

reklam
20 Şubat 2016

ÖĞRETMENLERE MADDE BAĞIMLILIĞIYLA MÜCADELE DERSİ

1Küçükçekmece Belediyesi ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından gerçekleştirilen “Bağımsız Yaşamın Rengi’’ projesi kapsamında, Küçükçekmece genelindeki rehber öğretmenlere ‘Alkol ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele’ konusunda eğitim programı düzenlendi.

Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde İSTKA Bağımlılıkla Mücadele Mali Destek Programı hibesi ile gerçekleştirilen eğitim programında pek çok uzman doktor ve akademisyen, rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğretmenlerine bağımlılıkla ilgili önemli bilgiler verdi.

BAĞIMLI KİME DENİR?

Eğitim programında, ana hatları ile bağımlılığı anlatan Doç. Dr. Rabia Bilici, “Bağımlılık aslında insanlık tarihi kadar eski. M.Ö. 4000’li yıllarda haşhaş ve kenefir bitkilerini kullanmışlar. Vietnam savaşında ise morfin ampülünü gereğinden fazla kullanıyorlar. Bu nedenle pek çok asker ölüyor. 60’lı, 80’li yıllarda ise sentetik uyuşturucu ortaya çıkıyor” dedi.

Rabia Bilici, “Tölerans (Zamanla madde miktarının artması), yoksunluk belirtileri, sorun olmasına rağmen madde kullanımını sürdürmek, bırakmak ya da denetlemek için tekrar eden başarısız çalışmaların olması, madde alımının kişinin tasarladığından çok olması, çok zaman harcamak, günlük işlerini yerine getirememek” koşullarından en az beşini yaşayan kişiye bağımlı denebileceğini söyledi.

“BAĞIMLILIK KISIR BİR DÖNGÜDÜR”

                              

Hedeflerinin koruyucu hizmetleri artırarak, bağımlılığın oluşmasını engellemek olduğunu da kaydeden Bilici, “Bağımlılık söz vermekle, irade ortaya koysa bitecek demekle bitecek kadar basit bir şey değildir. Madde kullanımında dopomin (mutluluk hormonu), normal zamanda salgılandığından on kat daha fazla salgılanır ve beyin bunu unutmaz. Bu nedenle tekrar tekrar ister. Bu biyolojik açıdan böyledir. Bağımlılık bir kısır döngüdür” dedi.

ÖĞRETMENLERE ÖNEMLİ TAVSİYELER

Bağımlılık konusunda hiçbir ailenin durduk yere kaygılanmadığını sözlerine ekleyen Bilici, “Size gelen aileleri mutlaka ciddiye alın. Bir sorun olmasa kaygılanmazlar zaten. Öğrenciyi takip etmek mutlaka gerekli ancak bizim işimiz hafiyelik yapmak değil. Madde almış bir gençle konuşmayı denemeyin. Konuşabilir olduğu bir zamanda onunla konuşun” diyerek öğretmenlere tavsiyeler verdi.

Alkol kullanım bozuklukları hakkında konuşan Uzm. Dr. Arzu Çiftçi ise, “Bir standart içki 10 gr etil alkol içirir. Haftada 14, günde 4 standart içkinin bağımlılık yaptığı kabul ediliyor. Bir kişinin bir günde ya da haftada ne kadar içki içtiğine bakarak durumunu anlayabilirsiniz” dedi.

“AİLE NORMALLEŞTİRİRSE KULLANIM ARTAR”

Bir çocuğun en büyük şekillendiricisinin aile olduğunu kaydeden Çiftçi, “Tüm dizilerde alkollü sahneler var. Akşam yemeğinde aile alkol tüketiyor. Aynı şekilde madde bağımlısı gençler var dizilerde. Bunun gibi diziler, madde bağımlılığı ve alkol kullanımı normalleştiriyor. Ailenin alkolü ya da maddeyi normalleştirmesi kullanımını artırıyor. Unutmayın evde içen bir genç sızana kadar içecektir. En önemli tedbir eve içki almamak” dedi.

“BAĞIMLILIK PSİKOLOJİK VE FİZYOLOJİK BİR HASTALIK”

Anne ve babaların çocuğunun kiminle ne yaptığını biliyor olmasının çok önemli olduğunu da kaydeden Çiftçi, “Gençlerdeki en büyük sıkıntı boş vakit ve denetimsizlik” diye konuştu. Bağımlılığın psikolojik ve fizyolojik bir hastalık olduğunu da ifade eden Çiftçi, “Bağımlılık bir irade zayıflığı, kişilik bozukluğu ya da ahlaki bir zayıflık değildir” dedi. Alkol kullanmış bir kişinin ölene kadar risk altında olduğunu kaydeden Çiftçi, “Bağımlılığın tedavisi yok. Bir kişi alkolü bıraksa bile 10 yıl sonra bir kadeh içerek tekrar aynı hızda alkolik olabilir. Bu nedenle en önemli şey başlamadan önlenmesi” dedi.

“ALKOL AİLEVİ SORUNLARA YOL AÇIYOR”

Alkol kullanımın ölümle sonuçlanabileceğinden de bahseden Çiftçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Alkol kullanınca suç işleme oranı artıyor. Çünkü alkol cesaret sağlıyor. Trafik kazalarında hem kendisini hem de başkalarını öldürüyor. Sağlık kaybı oluyor. En büyük kaybı ise beyin üzerinde. Karar verme ve düşünce süreçlerini bozuyor. Alkol ailevi problemlere yol açıyor.

Kişinin kendisine ve ailesine verdiği zarar çok fazla.”

Yeşilay Eğitim Sorumlusu Derya Akyılmaz ise rehber öğretmenlere TBM Koruyucu-önleyici eğitim programı hakkında bilgiler vererek, “Bize düşen bu eğitimi tüm ülke düzeyinde yayarak herkesin bilgilenmesini sağlamaktır” dedi.

KÜÇÜKÇEKMECE YEDAM TAMAMEN ÜCRETSİZ

Uzm. Klnk. Psikolog Gaye Kağan ise “Bağımsız Yaşamın Rengi’’ projesi kapsamında Küçükçekçekmece’de açılması planlanan Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni (YEDAM) öğretmenlere tanıtarak, “YEDAM, dünyadaki ve Türkiye’deki rehabilitasyon merkezleri araştırılarak, ülkemize özgü geliştirilen bir modeldir. İnşallah mart ayında Küçükçekmece bu merkeze kavuşacak. Amacımız hastalarımızı günlük hayattan koparmadan hayat kalitesini yükselterek, yatılı tedaviye yani yoğunluklu sürece hazırlamak” dedi. Yetişkinlere ayakta tedavinin yapılacağı merkezde, psikoterapi, danışma hattı ve sosyal destek olmak üzere üç ana branşta hizmet verilecek. Türkiye’nin dört bir yanından vatandaşlara danışma hattı ile ulaşmayı amaçlayan YEDAM tamamen ücretsiz.

5 gün boyunca sürecek eğitim programı kapsamında Prof. Dr. İlhan Yargıç Madde Kullanım Bozuklukları, Prof. Dr. Kültegin Ögel, Uzm. Klnk. Psk. Alper Aksoy ve Uzm. Psk. Ceren Koç, Ergen Alkol-Madde Kullanımına Yönelik Müdahaleler hakkında pratik bilgiler verecek.

Share
287 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

UA-36507442-2