logo

reklam

ÖĞRETMEN


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

Nurcan Hanımla Murat bey Güzelce giyinip Esirgeme Yurdu’nun yolunu tuttular. Yetimleri sevindirip onlarlarla vakit geçirmek sevindirmek istiyorlardı Vardıklarında Nurcan Hanım’ın içinde bir heyecan vardı. O heyecanla merdivenleri adım adım çıkarken, öyle bir çığlık koptu ki, duyanların gönlüne yangın oldu. Herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bir görevliydi bu. Ne yapacağını bilemez bir hâlde, Müdür Bey’in odasına girdi. Bu sırada Murat Beyler de Müdür Bey’in kapısına yaklaşmışlardı. Görevli bayan konuşmakta bile zorlanıyordu. Kekeleyerek sadece şunları söyleyebildi..

“-Ef, ef, efendim, yukarda bir çocuk intihar etmiş!..”
“-Anlamadım.”
“-İntihar, intihar etmiş. Avucunda ve yatağında bir sürü hap vardı.”
“-Herkesi dışarı çıkarın. Ambulansı ve polisi arayın. Çabuk!..”
Murat Bey atılarak:
“-Ben doktorum, isterseniz ilk müdâhaleyi yapayım. Yeri gösterin, belki kurtulma şansı vardır.” dedi.
Hemen çocuğun bulunduğu katı gösterdiler ve koşar adım çıktılar yukarıya. Murat Bey, bir-iki ufak müdâhaleden sonra umutsuz gözlerle Müdür Bey’e baktı.
“-Bu nasıl olur?” dedi Nurcan Hanım, “Bu çocuk, olsa olsa 7-8 yaşlarında, bu yaştaki bir çocuk nasıl olur da intihar eder?!”
Bir anlam veremiyordu Nurcan Hanım. Bu yaşlarda intihar olayı hiç duymamıştı. Ve Mevlânâ’nın bir sözü çınladı kulaklarında, fakirlikten intihar eden bir adamın haberi gelince söylediği o söz çınladı kulaklarında:
“-Orada hiç müslüman yok muymuş?!”
“-Orada hiç müslüman yok muymuş?!”
Bu sırada çocuğun yastığının altında bir kâğıt ilişti gözüne. Aldı ve okumaya başladı. Hem okuyor, hem gözlerindeki yaşlar sel olup akıyordu. Şöyle yazıyordu kâğıtta:
“-Bugün öğretmenim, Sen’in de yetim olduğunu söyledi Efendim… Sen de yetim büyümüşsün. Yetimleri de en çok Sen severmişsin. Başlarını okşar, onlara sevgiyle bakarmışsın. Müslümanlara da tembihlemişsin bunları… Güvercini ölen bir çocuğu bile tesellî etmişsin. Benim annemle babam trafik kazasında ölmüşler. Ama beni kimse tesellî etmedi Efendim. Kimse minicik kalbimin sızısını dinlemedi. Okulda da benimle dalga geçiyorlar. Kimse benimle oynamak istemiyor. Geçende bir arkadaşımıza ödev yapmaya gidecektik. Beni istemedi annesi… Ben bitli olabilirmişim. Hem ben onlara kötü örnek olurmuşum. Derslerim de çok iyi değil. Öğretmenim de sevmiyor beni… Öğretmenler, hep dersleri iyi olanları mı severler, Efendim? Burada bizimle ilgilenen ablayı seviyorum. Kucağına oturup ona sarılmak istiyorum. Ama hiç sıra gelmiyor. Hem zaten öylesine geçiştiriyor. Çokuz ya, herhâlde ondan… Hem ben hastayım Efendim. Bakan ablalar belli etmiyor, ama galiba iyi değilim. Hastayım diye de burada bile yalnız kaldım. Kimse benimle oynamıyor…
Madem diyorum, beni kimse istemiyor, beni kimse sevmiyor, o zaman beni neden yarattı Allâh’ım?! Öğretmenime sordum, Sen’in bizi çok sevdiğini söyleyince:
“-Peygamber Efendimiz, annemiz-babamız olmasa da sever mi?”
O da:
“-Evet, tabiî!..” dedi.
“-Peki, üstümüzdeki elbiseler kirli de olsa sever mi?”
“-Tabiî sever.”
“-Bitli olsak da sever mi?”
“-Evet Hasan.”
“-Hasta olsak da mı?”
“-Eveeet. Her ne durumda olursan ol. O, seni çok sever.”
“-Peki, öğretmenim, sevince kucaklar mı?”
“-Evet.”
“-Peki, onu bekleyen bir sürü çocuk olsa da sevgisini hisseder miyiz?”
“-Hayırdır Hasan?” dedi öğretmenim, sonra “Nedir bu sevgi merakı?”
“-Hiiiiç.” dedim ben de…
“-Peki, öğretmenim, Peygamber Efendimiz nerede?” diye sordum.
“-Cennette…” dedi.
Biraz bekledikten sonra:
“-Öğretmenim, cennete nasıl gidilir?” diye sordum.
“-Evladım oraya gidilmez. Ölünce gideceğiz, inşâallâh” dedi.
“-Ölenlerin canı yanar mı öğretmenim?”
“-Yanar herhâlde… Birazcık…”
Efendim ben de Sen’in yanına gelmek istiyorum. Sana sıkıca sarılmak istiyorum. Beni hiç bırakma, tamam mı? Yalnız “ölmek nasıl” bilmiyorum. Ondan birazcık korkuyorum. Ama Sana geleceğim ya, önemli değil. Beni, Sen karşıla olur mu? Ben oraları bilmem çünkü. Kaybolursam korkarım çok. Canım Efendim, çok heyecanlıyım. Bu gece herkesin yatmasını bekleyeceğim. Haplar yanımda. Birazcık canım yansa bile hiç ses etmeyeceğim. Ses edersem uyanırlar, beni kurtarmaya filan çalışırlar. Etmem… Kollarını açmış beni bekliyorsundur belki şimdi.. Şey, bir şey daha isteyeceğim. Benim annemle babam da cennetteymiş, gelince beni onlara da götürürsün değil mi?”
Nurcan Hanım artık dayanamıyordu. Hıçkırıklarla yatakta yatan o güzel çocuğa baktı. Bu sırada polisler gelmişti. Hasan’ı otopsi için hastaneye götürdüler. Öğretmenlerini ise intihara sebep olmak gerekçesi ile tutukladılar. Nurcan Hanım bu görüntüye dayanamamıştı. Kendini kaybetmişti âdeta.
“-Bırakın onu, asıl tutuklamanız gereken benim!..” diye bağırıyor, peşlerinden gidiyordu. “Yalvarırım beni tutuklayın, onun bir suçu yok.” diyordu sadece…
Eşi Murat Bey, karısının aklını kaçırmasından korkacak dereceye gelmişti. Zorla da olsa evine getirebildiler Nurcan Hanım’ı…
“-Lütfen Murat…” diyordu evde de “Ne olmuş, nasıl sonuçlanmış bir bakıver, öğreniver.”
Murat Bey, bir gün mutlu ve düşünceli gelmişti eve… Nurcan Hanım, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu eşinin gözlerinden; fakat bir şey çıkartamıyordu.
“-Nurcan…” dedi Murat Bey, “Hasan intihar etmemiş… Görevliyi şimdilik serbest bıraktılar. Zannedersem herhangi bir şey de olmayacak o konuda…”
Nurcan Hanım, mânâsız gözlerle bakıyordu eşine… Murat Bey devam etti.
“-Otopsi raporunda açıklanmış, kalp hastasıymış zaten Hasan. Fakat ilginç olan o ki, intihar etmeyi düşündüğü akşam ölmüş. Muhtemelen uyuyakalmış diyorlar, intihar etmeden… O yazılar da ona aitmiş gerçekten… İnceleme sonuçları da açıklandı.”
Nurcan Hanım hıçkırıklara boğuldu tekrar… Fakat bu sefer, Murat Bey de kendini tutamadı.

 

Share
146 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KULUN ALLAH SEVGİSİ

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah kulunu severse Behrullah Efendi "rahmetullahi aleyh", Anadolu Velilerindendir. Kabr-i şerifi Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Eksel köyünde bulunuyor. Bir gün sordular bu zata: - Allah’ın bir kimseyi sevdiğinin alameti nedir efendim? Büyük zat cevaben; - Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona iki şey nasip eder, buyurdu. - Onlar nedir hocam? - Birincisi, ona sevdiği bir kulunu, tanıtır. İkincisi, ona hayırlı bir iş nasip eder. Ve izah etti: - Yani o kimse “Allah adamları”ndan birini tan...
  • Bin kişiye üç kişi

    22 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bin kişiye üç kişi İmam-ı Rabbani hazretlerinin “kuddise sirruh” talebesinden üç kişi, bir iş için sahraya çıkmışlardı bir gün. Oralarda bir puthane gördüler. Şunu yıkalım mı diye istişare ettiler aralarında. Ve yıkmaya karar verdiler. Zira o puthanede tapınan Hindular, zaman zaman toplanıp, garip Müslümanlara eziyet ediyorlardı. Kimsecikler de yokta ortalıkta. Ve başladılar yıkmaya. Çıkan gürültüyü işiten Hindular öğrendiler bu durumu. Ve birbirlerine haber vererek koştular oraya. Yaklaşık bin kişi...
  • İbadet yapın, tövbe edin!

    21 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Elini kalbinin üstüne koy! Evliyanın en büyüklerinden Seyfeddin-i Faruki “kuddise sirruh” hazretleri, bir gün sevdiği birine; - Şüpheli bir şey ile karşılaşınca, elini kalbinin üstüne koy! Çarpıntı olmazsa, o işi yap! Çarpıntı olursa yapma! buyurdu. Adam merak etti: - Hikmeti nedir efendim? - Çünkü hayırlı işlerde kalb rahat olur, buyurdu. Ve ilave etti: - Hadis-i şerifte; (Elini kalbinin üzerine koy! Helal olan şey yapılırken, kalb sakin olur) buyuruldu. İbadetlerini kusurlu bil! Bir gün de bir sevdiğ...
  • Fərdi üslub nədir və o, necə yaranır.

    20 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Fərdi üslub və onun yaranması, formalaşması, xüsusi imkanları... barədə yazmaqdan öncə geniş mənada götürülən üslub və həmçinin dar mənada izah edilən üslubiyyat barəsində məlumat verməyi gərəkli hesab edirik. Hazırda dünyada 3500-dən çox dil var. Dil ictimai hadisədir və bilvasitə ictimai hadisələr zəmnində inkişaf edir. Dil vahidləri müxtəlif  sahələrdə istifadə olunur. Məhz bu səbəbdən də cəmiyyət fərqli sahələrdə işlədilməsindən dolayı dil vahidlərindən eyni səviyyədə istifadə edə bilmir. Çünki müxtəlif sahələrin profili də müxtəlifd...
UA-36507442-2