logo

reklam

Niye bu kadar sessiziz?


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Rumlar tarafından katledilen 7 kişilik bir aile 52 yıl sonra bir kuyuda bulundu!

Niye bu kadar sessiziz?

Geçtiğimiz gün 7 kişilik bir aile Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi.

Kuyudan çıkarıldılar. Anne, baba, 5 de çocuk…

Bir de annenin karnındaki bebek, 8…

Rumlar tarafından Aralık 1963’te  Sadrazamköy’de, Kormacit Burnu yakınlarında kuyuya

atılarak şehit edilen Karşıyakalı 49 yaşındaki Rahmi Hasan, 32 yaşındaki eşi Ayşe Rahmi ile

çocukları Hasan (15), Zahide (12), Ahmet (7), Şerife (5) ve  Mustafa (2) toprağa verilenler.

Kayıp listesindelerdi, bulundular…

Şehit Rahmi Hasan’ın yeğeni Mehmet Özilmen, törende bizleri yerin dibine sokması gereken

bir konuşma yapıyor.

“Bugün Karşıyaka Mezarlığı’nda yalan dolan ve kandırmacaların değil, tarihi gerçeklerin

kanıtı bulunuyor. Rahmi Hasan, eşi ve 5 çocuğu, Aralık 1963’te Sadrazam köyünde

insanlıktan nasibini almamış Rumlar tarafından barbarca şehit edilmiştir. Bugüne dek elde

ettiğim bilgi ve tespit ışığında amcam Rahmi Hasan ile yengem Ayşe Rahmi tüfekle vuruldu.

3 buçuk aylık hamile olan yengemin karnına ayrıca süngü sokuldu. 5 yeğenim ise gözleri

bağlı, canlı canlı kuyuya atıldı. Çocukların ölümlerinin anne babaya izlettirildiğini öğrendik.

Şimdi bizlere; ‘geçmişi unutun, geçmişte yaşananlar geçmişte kaldı’ diyenler; bizi tanımayan,

haksız izolasyon uygulayan, yıllardır yaptıkları haksızlık ve yanlışlardan online casino dönmeyen

ülkelerden hak ve adalet beklenmekte… Her şeyimiz olan Anavatanımız suçlanıp, dışlanmakta

çalışılmaktadır. Bunu asla kabul etmeyeceğiz.”

Bu acı tablo ve insanın yüreğini delip geçen sözler üzerine söylenecek bir şey yok, tek

duyumsanan sonsuz acı ve öfke…

Acı; Yavrularının kuyuya atılışını gören anne baba için, doğmamış bebek için, yaşam hakları

elinden alınan 5 çocuk ve katledilen onca insan için…

Öfke ise kendimiz dahil herkese…

Kendimiz de dahil diyorum çünkü biz aciziz.

Hakkımızı aramaktan, derdimizi anlatmaktan aciz…

Suçlunun güçlü olduğu bu adada pısmış, bize layık görülene boyun eğmişiz.

Bu vahşet tablosunu olağanlaşmış, bu acıyı dile getirmeyi bile nefret söylemi olarak

algılamaya başlamışız.

Geçmişi hatırlatana “ırkçı”, gelecekten endişeli olana “çözümsüzlükten nemalananlar” adını

takmışız.

Refleks verdiğimiz tek yer, nazımızı, kahrımızı çeken “Türkiye” olmuş. Ona sövüp sayma cesaretini bulmuşuz ama diğerlerine hesap sormayı gözümüz yememiş. Oysa niye “Kıbrıs sorunu 1974’den sonra başladı, Türkiye 1974’de geldi, adayı işgal etti” diyenlerin yalan söylediğini haykırmıyoruz Rum yanlısı devletlere? Niye sormuyoruz, iki yaşındaki çocuğun suçu neydi, Türkiye gelmeseydi Kıbrıslı Türklerin hali ne olurdu diye? Niye geçen haftalarda, ellerine taş verdiği öğrencileriyle birlikte Lokmacı Kapısı’ndan geçerek, Türk tarafına taş yağdıran öğretmenin haberi adamakıllı yer bulmuyor medyamızda? Niye biz hakkımızı arayamıyoruz? Kuyudan çıkarılan çocukların resmi niçin dünya medyasına, AB’ye, ABD’ye, BM’ye servis edilmiyor, niye anlatamıyoruz Kıbrıs sorununun 1974’de başlamadığını.

Niye, Rum Lider Nikos Anastasiadis’in “Türk askeri Kıbrıs”tan çekilmezse çözüm olmaz” sözlerine karşın, kalıntıları yıllar sonra kuyudan çıkarılan 7 kişilik aileyi örnek vererek, “senin fikrin de, zikrin de değişmedi, neyine güveneyim. Türkiye geldikten sonra Kıbrıs Türk halkı huzur buldu” diyemiyoruz?

Önümüzde Kıbrıs, Bosna, Ukrayna vs. dururken neyine güveniyoruz bunların, neyine güveniyoruz AB’nin? Niye söylemiyoruz Anastasiadis ve sadık tebaları olan devletlere bu ailenin kuyuya atıldığı dönemde Albay Peters komutasındaki İngiliz Birliği Barış Gücü olarak görev yaptığını, BM’nin 4 Mart 1964’te aldığı 181 no’lu kararla 1964’ün Mayıs’ında Barış Gücü’nün temelli geldiğini, o soykırım ve katliamların yaşandığı dönemde, yani 1974’e kadar Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta olduğunu (halen burada), BM Barış Gücü’nün katliamlara göz yumduğunu?

Niye sessiziz bu kadar?

YURDAGÜL BEYOĞLU ATUN/KKTC

Share
343 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Allah İçin..

    21 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aşağıdaki iki hadise dikkat edelim. Çok mühim! (İyi işe vesile olan, hayatında ve öldükten sonra da o işi yapanlar kadar sevap kazanır. Kötü işe ön ayak olana da, bu iş terk edilinceye kadar, bunun günahı yazılır.) (Bütün ibadetlere verilen sevab, Allah yolunda gazaya verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Gazanın sevabı da, Emr-i maruf ve nehy-i anilmünker sevabı yanında, denize göre bir damla su gibidir.) Şu halde, günah olan işlere yardımcı olmak, o günaha ortak olmak demektir. İnsanlığın dünya ve ahiret saadeti ...
  • NEREDE DEVLET – BURADA DEVLET

    21 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gururlanmamak mümkün mü? Pazartesi gecesi (16.01.2017) saat 23:40 Reina katliamı sanığını Türk polisi, tek kurşun atmadan kimsenin burnunu kanatmadan, 20 dakikalık bir operasyonla dünyanın en iyi yetiştirilmiş 4 dil bilen DEAŞ’lı terörist (adına kurban ola) Abdülkadir Maşharipov’u hücre evinde, hemde suç ortaklarıyla canlı olarak yakalamıştır. Olaya, bir katil yakalama diye bakarsak gerçekten basit bir vakadır. Ama burda bir katil değil, dünya’yı rahatsız eden ve binlerce insanı katleden, yurdundan, yuvasından eden, dünya’yı yeniden dizayn etm...
  • Allahım..! İşlerin Hepsi Güzel.

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiye...
  • “ VƏTƏNÇİN ÖLƏNƏ ÖLÜ DEYİLMƏZ! ”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

          Yenicə ATA olmuşdu. Valideyn olmağın sevincini yaşayırdı. SƏNGƏRDƏKİ dostları ilə bölüşdü, çin olmuş arzusunun səadətini. Həyata ilk qədəmlərini atan oğlunu görmək, onu qucağına almaq, cənnət ətirli qoxusunu duymaq üçün günləri sayırdı. Qəlbi ümidlər, arzular, xəyallar ümmanına çevrilmişdi... Amma düşmən gülləsi aman vermədi, oğlunun şirin qığıltısını eşitməyə. Onun beşiyi başında səngərdən, hərbdən, qanlı döyüşlərdən, qolları üstündə gözlərini yuman şəhid igidlərdən bəhs edən hekayətlərini birər-birər nəql etməyə. Ömrü qə...
UA-36507442-2