logo

reklam

Nereye Gidiyoruz


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

BM Genel Kurulu’na Kıbrıs adasının tek temsilcisi olarak katılan Anastasiadis iyice ipin ucunu kaçırdı. BM Güvenlik Konseyi’nin beş Daimi Üyesine verdiği yemekte astı kesti, kendini de Kıbrıs adasının tek sahibi ve lütufkâr yöneticisi sanarak, hakkı yenmiş mazlum rollerinde Türkiye Cumhuriyeti’ni baştan sona, aşağıdan yukarıya suçladı.

BM Güvenlik Konseyi’nin beş Daimi Üyesinden, Girit’te geçen asrın başında yaptıklarının aynısını Kıbrıs adasında da yapabilmek için utanmadan, sıkılmadan yardım istedi.

BM Güvenlik Konseyi’nin beş Daimi Üyesi Türkiye’ye baskı yapsınlarmış! Önce Türkiye Kıbrıslı Türklere yardım etmekten vaz geçsinmiş, sonra adadan Türk askerini geri çeksinmiş, sonra da Türkiye’den gelip ada topraklarına tırnaklarını geçirerek vatanlaştıran kardeşlerimiz de geri gitsinlermiş! Türkiye’nin Garantörlük haklarını kaldırsınlarmış ve artık bir daha Türkiye, adada katliamlar yaşansa bile asla adaya müdahale etmesinmiş, Kıbrıslı Türkleri de katliamdan kurtarmasınmış.

Aslanım Nikos Anastasiadis; sen çok akıllısın, bizler de aptal. Ne demek istediğini, neyi murat ettiğini de hiç anlamadık gerçekten!

Anastasiadis’in müzakere sürecinde söylediklerine bakıyorum ve kulaklarıma inanamıyorum. Öyle öneriler yapıyor ki, kendilerinin gelecekte istedikleri anda şimdi oluşturulacak devleti ellerine geçirmek yetkileri olacak ama bizim söz konusu eşitliği koruyabilecek hakkımız olmayacak. Eğer şimdi oluşturulacak devlet bir gün gene Rum işgali altına girerse, Kıbrıslı Türklerin uluslararası temsiliyet ve tanınma hakları asla olmayacak.

Müzakere sürecinde eğer Denktaş ve Makarios arasında imzalanan 1977 Doruk Anlaşmasında temelleri atılan “İki bölgeli, iki toplumlu, siyaseten eşit, politik olarak da eşit haklara sahip iki kurucu devletten oluşacak Federal Cumhuriyet”in kurulması her iki tarafça açık yüreklilikle isteniyorsa, bu devletin ileriki bir tarihte aynen 1963 yılında olduğu gibi Rumlar tarafından ele geçirilmesinin önü net bir şekilde tıkanmalı, Kıbrıslı Türklerin de bu durumda kendi devletlerini ilan etmek yetkisi açık ve net olarak Anayasa’da yer almalıdır.

Aramızdaki sol görüşlü, sol tendanslı ve sosyal demokrat kavramlarına sıkı sıkıya sarılmış bazı siyasi partiler ile Sivil Toplum Örgütleri ve meslek kuruluşları, nedense 41 yıldır adamızda sürmekte olan “Barış ortamı” sanki de yokmuş gibi “Barış istiyoruz” sloganları ve söylemleri ile Kıbrıslı Türklerin geçmişte yaşadıklarının bir daha tekrarlanmaması için kırmızı çizgi olarak tanımlayıp talep ettiklerini Rumlara kabul ettirmek için çaba göstereceklerine, Rumların istedikleri çözüm şeklini Kıbrıslı Türklere kabul ettirmek çabası içine girmişler maalesef. Nedense Rumları kurtarıcı gibi gören bu zihniyet sırtını anavatan Türkiye’ye dönmeyi tercih etmiş.

Her zaman yanımızda bulunan ve desteğini hiçbir zaman bizlerden esirgememiş olan anavatan Türkiye’mizin etkin ve fiili garantisini yok etmeyi ve mezara gömmeyi hedefleyen, iki kesimliliğin getireceği güvence ile eşit siyasi haklara sahip olmamızı yok etmeyi amaçlayan

ve de gelecekte Kıbrıs adasının egemenliğinin Kıbrıslı Rumların veya da Yunanistan’ın eline geçmesini hedefleyen düşünce ve girişimleri Kıbrıslı Türkler benimsememeli ve mani olmalıdırlar. Bu tür düşüncelere de asla geçit verilmemelidir.

Adanın tümü üzerinde katıksız bir Rum egemenliği kurulması girişimlerini ve düşüncesini destekleyerek bunu “İlerici, Barışçı, Uzlaşıcı” gibi kulağa hoş gelen kelimelerle tanımlayan, buna karşın da yurtseverliği, vatanseverliği de “Gerici, kafatasçı, hamaset” gibi küçük düşürücü tanımlarla ayaklar altına almaya çalışanların ne yaptıklarını fark etmeleri umarım çok zaman almaz….

Rum basınında çıkan sızdırma yazılara ve bilgilere bakılırsa, Müzakerelerde gidişat bizim açımızdan çok da parlak bir tablo çizmiyor…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

7 Ekim 2015

Share
416 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
UA-36507442-2