logo

Neden kızıyorum biliyormusunuz?


facebooktwitter
Mehmet Derviş CANBEKLİ
mehmetcanbekli@gmail.com

Sosyal medyada arada bir sitem dolu yayınlarıma, telefon açarak nedenini soranlara  hiç açıklama yapmamıştım. Ama şimdi açıklama gereği duydum.İbretle okumanızı diliyorum….

 

Neden mi Kızıyorum?…..

 

Bir gün beni bir hanım efendi aradı. “Mehmet bey, sizinle acil görüşmem gerek mümkün mü?” dedi. Bende “tabi buyurun nasıl yardımcı olabilirim” diye sordum. “Hayır, telefonda değil, yüz yüze görüşmem gerekli” dedi.  Kabul ettim. Gün tayin ettik ve buluştuk.

 

Hanımefendi geldi konuşmaya başladık, çok değer verdiğim bir tanıdık tavsiye etmiş. Hanımefendi sözlerine şöyle başladı;” Ben İstanbul’da bir tanıdık bayanın yanında misafir olarak kalıyorum. İnançlı biriyim. Ancak mesleğim inancımı yaşamaya engel. Ses sanatçısıyım ancak bu hayat öyle bir acımazsız ki ekmek kazanmak için birilerine yaranmak gerekiyor, ama ben bu mesleği yapmak istemiyor ekmeğimi alın teriyle kazanmak istiyorum. Bana sizin yardımcı olacağınızı söylediler” diyerek gözleri dolu bir şekilde hayatını anlatmaya başladı. Açıkça çok duygulandım. “Maalesef ben çamurla çirkefle gazete çıkarmıyorum. Bu sebeple de kazanmamız çok zor, sana ancak bir teklif yapsam razı olurmusun bilmem” dedim.

 

Hay hay diyerek dinlemeye başladı. Bende anlatmaya başladım…”Bak kardeşim sıkıntılarını anladım. Sığıntı gibi kaldığın evde rahatsız olduğunu da, sanatını icra ederken kimlerin sana nasıl yaklaşmak istediklerini de çok iyi anladım. Sana maaş verecek durumda değilim çünkü kazanmak yerine hizmet için yola çıktık. Bu sebeple yapacak teklif Reklam ve Halkla İlişkilerde sana destek olmaya çalışacağım kabul edersen eyer aracımla seni götürüp getireceğim referans için destek sağlayacağım. ALACAĞIN İLK REKLAM GELİRLERİNİN TAMAMINI, İHTİYAÇLARINI KARŞILAYASIN DİYE KESİNTİSİZ SANA VERECEĞİM. ONDAN SONRA Kİ GAZETEDE NE ALIRSAN YARI YARIYA YANİ %50 GAZETEYE, %50 SANA” diyerek fikrini almaya çalıştım. Çok sevindiğini belirtti. Kolları sıvamaya başladık. İlk aklıma gelen bir partinin ilçe başkanı oldu. Aradım durumu izah ettim ve hanımefendiyi yanına gönderdim. Sağ olsun ilgilenmiş ve belediye meclis üyelerinden bir kaçının telefonunu vermiş “selamımı söyle inşallah destek olurlar” deyince, hanımefendi sevinçle çıkıp yanıma geldi.

 

Aslında bende çok mutlu olmuştum. Çünkü bir kuruş cebime girmeyecek hanım kardeşimizin belki de kaderi değişecekti…..

 

Telefon açtı, randevu aldı bayıla bayıla randevu verdiler….Ses tonu gerçekten  harika,  ses sanatçısı ya. Esas sorun şimdi başlıyor.

 

Hanımefendi randevuya gidiyor kendisini gören kapıda tam 45 dakika bekletiyor. Bu şahıs Belediye meclis üyesi aynı zamanda bir inşaat firmasının sahibi….

 

Randevuyu az önce teyit edip “buyurun bekliyorum” diyen sözde firma sahibi, hanımefendiyi görünce beklemeye alıyor neden mi? Biz de bilmiyoruz ancak bizim kız sinirlenip “beyefendi bir saat önce “sizi bekliyorum” dedi, şimdi neden beni bekletiyorsunuz?”diyerek haykırınca hemen içeri alıyorlar. “Kusura bakmayın bir telefon görüşmem vardı biraz uzadı” diyerek ziyaretin sebebini öğrenmek istediğini sormuş….

 

Hanımefendi ise “ziyaretimin sebebini size telefonda söylemiştim, reklam çalışması için görüşmek istediğimi belirtmiştim” demiş ve yanıtı şöyle olmuş.”Kusura bakmayın biraz yoğunluğum var, Bizim 3 gazeteyle yıllık anlaşmamız var zaten dördüncü gazeteye reklam veremeyiz tekrar kusura bakmayın” demiş. Hanımefendi de bu söz için mi bir saat beklettiniz? madem böyleydi telefonda da söyleyebilirdiniz demiş ve çıkmış.

 

Bende az ilerde bekliyor ve seviniyordum. “uzadığına göre inşallah ilk işinde başarı elde etmiştir” diye düşünüyordum. Anında karşımda görünce yüz ifadesi bana her şeyi anlatıyordu.

 

“SİZ OLSAYDINIZ NE DÜŞÜNÜRDÜNÜZ SEVGİLİ DOSTLAR”

 

Bir kaç yerde aynı olumsuz yanıtları alınca göz yaşlarını tutamadı ve yine sanat camiasından gelen teklifle sanatını icra etmeye mecbur kalıp Konya’ya geri döndü….

 

Ben tüm gelirleri kardeşimize bağışlamayı düşünürken bir kulun daha mutlu olmasını sağlamaya çalışırken duyduklarım beni şok etti…..

 

“AĞZI GÖZÜ YAMUK BİR KIZ GÖNDERMİŞ KARŞIMA” Bu sözü duyunca beynimden vurulmuşa döndüm. İşte yazmaya karar verdim….

 

AĞZI GÖZÜ YAMUK dediği insan sıkıntılardan yüz felci geçirmiş, Allah’ın bir sevgili kulu….Allah Celle Celalühü sevdiği insanları imtihan eder. Biz bu gözle bakarken, Randevu verip te yüzünü görünce, sonra vaz geçen bu şahsiyeti, zamanı gelince dünyaya tanıtıcam inşallah…..Her ne pahasına olursa olsun….

 

Kararı siz verin, neden böyle agresif davranıyorum?

 

Share
631 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Neden kızıyorum biliyormusunuz?” için 1 yorum

  1. mehmet zengin : diyor ki:

    Azizim kızmakta haklısınız! Bu devirde düzgün ‘adam’ bulmak çok zor. Makam ve mevkileri ehline vermediğimiz sürece bu tür görüntülerle karşılaşmamız şaşırtıcı olmayacaktır! Ey yetkili konumda olanlar…! Görevlere getirdiğiniz insanların şanına,söhretine bakmaktan ziyade insanlığına,merhametine,dürüstlüğüne,vicdanına ve görevin ehli olup olmadığına neden bakmıyorsunuz?!! Yapılan her hatanın, kırılan her kalbin, girilen her hakkın vebaline ortak olduğunuzu unutmayın!!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2