logo

reklam

MUTLULUK


Mahmut MANCI
mahmutmance@hotmail.com

Benim çocukluğum * başlıklı yazımı okurken bir şeyin eksikliğini farkettim.
Gelen yorumlarda bahsedilen …
Dostlarımla sohbet ederken…
Hatırlatılan…
Ancak yetişkin olduktan sonra fark edilen bir şey…
Meğer…”Bizler çocukken mutluymuşuz.”

Mutluluk denilen o şey … Çocukken bizim benliğimizde yaşıyormuş.
Anılara geri döndüğümüz zaman hissetmek… Hele hele bu yaşta anlamak…
İnsana hem sevinç hem de hüzün veriyor.
Sevinç veriyor… Mutluluk denilen şeyi yaşadığımız için.
Albert Camus”un dediği gibi…Mutluluk ömrümüzde bir defa yakalayıp,bir daha hep peşinden koşup asla yakalayamadığımız an dır !
Hüzün veriyor… Bir daha yakalama şansımız olmadığı için.
Muhakkak ki mutluluk hayatımızın birçok evresinde olmuştur.
Ama saf,duru ve sade hali, çocukken olanıdır.

Büyüdük… Yaşadığımız ülkede çok şeyler değişti.
Yağız delikanlı olduk…İşsizlik,Enflasyon,Çıkarcılık,Köşe dönmeceler,vatan kurtarmalar ve çaresizlik kavramları ile karşılaştık.
Tırnaklarımızı kazıyarak bir yerlere geldik.
Okuduk,çalıştık ve çabaladık.
Tabi…Herkesin kendisine göre bir hikayesi oldu.
Bazılarımız anne-baba hatta dede-nine olanlarımız bile var.
Yaşam bir şekilde devam ediyor.
Yeni bir kuşakla tanışmış oluyoruz.

Şimdiki çocuklar…
Devasa binalarda oturuyorlar.
Toprak yemediler.
Odalarındaki nefeslerle büyüyorlar.
Sanal ortamlarındaki kahramanları ile beraber yaşıyorlar.
Ebeveynleri onları çok seviyor ve belli ediyorlar.
Mikrop kapmasınlar diye hiyejen yorganlarda yatıyorlar.
Kötü huy kapmasın diye arkadaş listeleri inceleniyor.
Okula servisle gidiyorlar.
Veliler o kadar araştırmacı olmuş ki…Bir servisi bırakıp öteki servise geçmek için sudan bahaneler bile yaratılıyor.
Hangi dershane iyi diye… Araştırmacı online casino velilerden tüyolar bile alınıyor.
Hepsi test çözücüsü ve puan hesaplama uzmanı oldular.
Seksek oynamayı bilmiyorlar ama sanal oyunlarda kimse ellerine su dökemez.
Bilgisayar ekranları onların en yakın arkadaşı…Ekran ona bakıyor,o ekrana bakıyor.Bütün günü beraber geçiyorlar.
Dışarıda başka bir hayatın var olduğunu bile bilmiyorlar.
Hiç ağaca tırmanmadılar. O yüzden ağaçtan düşenleri yok.
Hazır salıncaklara bindiklerinden… Doğal salıncak yapmayı bilmezler.
Paylaşmayı bilmeyen…Gürbüz,korunaklı,fiske yememiş…
100 kelimelik mesajı 10 saniyede atan teknoloji harikası çocuklarımız var.
Bazılarımız onları paşazade.
Kimilerimiz onları prenses.
Çokları ise beyzade gibi büyütüyor.
Şimdi bu çocuklar bu kadar sunulan imkana rağmen “mutlu” mu !
Onu bilmiyorum …Sizce !
Bildiğim tek bir şey var…
Biz çocukken,her türlü yokluğa rağmen
“MUTLUYDUK.”
Sağlıcakla kalınız

Share
604 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı gid...
  • Anastasiadis: “Kıbrıslı Hellenizm”

    27 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile 23 Mart günü yaptığı görüşmeden sonra bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın satır aralarında kullandığı kelimeler ibretlik. Bizim içimizde kendilerini “Türkçe konuşan Kıbrıslı” diye tanıtanlara hayal içinde olduklarının dersini veriyor Anastasiadis.  Görüşmeden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Anastasiadis, Guterres ile Eide arasında farklı bir yaklaşım saptayıp saptamadığı sorusu üzerine yaptığı açıklama içinde yer alan bir paragraf aynı aşağıdaki gibi, kelimesi kelimesine: “Farklı ...
  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
UA-36507442-2