logo

Mutluluk Bizlerin Tercihlerinde Saklı Olan Bir Duygudur


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Mutluluk, biz insanların tercih edebileceği büyük farklılıkların sonuçlarındandır. Hepimizin tercih ettiği bir durumdur.

Mutlu olmak, mutluluğu getirmek biz insanların elinde olan bir duygu ya da bir durumdur. Tabi bunun yanında da aynı şekilde mutsuzluk da. Bizlerin tercih ettiği mutluluk gibi mutsuzluk da bir tercih edilme durumudur. Tabi mutluluğu tercih etmemiz daha çok güzel farklılıkların ortaya çıkmasıyla oluşur. Bizler mutluluğu ya da mutsuzluğu tercih etmek, hayata bakış açımızın nasıl olduğu, bardağın hangi tarafından baktığımızı fazlasıyla önemli kılmaktadır.

Biz insanlar mutlu olmak için neler yaparız? Mutlu olmak için nelere sahip olmamız gerekiyor? Bizlerin mutlu olması için paramız çok olması mı gerekir? Acaba bizlerin parası çok oldu mu mutluluğu yakalayabilir miyiz? Ya da o para bizlerin mutluluğunu çoğaltabilir mi?

İnsanoğlu denen varlık kendi mutluluğun resmini çoğu kez şöyle çizmiştir. Çok para olsun, evlilik olsun, arabam olsun, sevgilim olsun ya da evimin olması denilmektedir. Bazı bedeller ödeyerek ya da büyük bir mücadele vererek, çaba sarf ederek mutlu olur insan.

Mutluluğu belki de başına konacak olan bir talih kuşu gibi görür; tabi burada şunu da söyler ki şansım varsa mutlu olurum yoksa da mutsuz olurum.

Bizlerin mutluluk anlayışı nedir? Eksikliklerimiz tamamlandığı zaman ki ruh hali gibi midir, yoksa başımıza gelecek ya da gelebilecek güzel bir şeyin tanımlanması mıdır?

Para mutluluğu getirmez. Paranın mutlulukla hiçbir ilişkisi yoktur. 80’li yıllarda Japonya, Amerika ve de İngiltere de yapılan bir araştırma da, aile gelirlerinin artmasıyla mutluluk seviyelerinin hiçbir şekilde artmadığı ortaya çıkmıştır. Para bir nokta da mutluluk getirir. O’da şudur ki geçinecek kadar bir geliri olana mutluluk getirmektedir. Bunun üzerine fazlaca çıkıldı mı mutluluğu bitirir. Tabi bunun yanında şöyle bir şey de ilave edebiliriz ki geçinemeyecek kadar geliri olmayanlar da mutluluğu bulamaz.

Özellikle yurt dışında şans oyunlarından ikramiyeler kazananlar üzerinde yapılan araştırmalarda, bu insanların mutluluk oranları neredeyse bir seneyi geçmiyormuş.

Yunanistan Ülkesinin eski uygarlıklarından olan Antik Yunan’da ahlaklı olmanın ve de erdemli bir hayatın tanımına mutluluk denilmektedir. İnsanoğlu yaşamının tek bir amacı vardır ki o da mutluluktur. Bizler hayatımız boyunca sürekli olarak harcamakta olduğumuz bütün çabalarımız mutlu olmamız içindir. Mutlulukta öyle bir şeydir ki ancak ve ancak kusursuz bir karakterimizin olması ve büyük bir erdeme sahip olmamızla yakalayabiliriz.

İnsanoğlu ancak hayatlarının tümünü soylu bir şekilde yaşarsa mutlu olabilir.

İnsanoğlu ruhun, fiziksel arzuların ve de derinliklerden gelen akıllarıyla mutluluğu yakalayabilirler. Yükselişe geçen bedenlerin, zihinlerin ve de ruhların üçlemesiyle faklı bir mutluluk anlayışı ortaya çıkmaktadır.

Mutluluk, biz insanların tercih ettikleri farklılıkların arasında şunları aramamız gerektiğini düşünüyorum. Özgür olabilmek, rahat düşünebilmek, bir de dostluğun gerçekliği var oluşudur.

Bir şeyleri yemeden, içmeden öncesinde kimle ya da kimlerle yediğimizi, içeceğimizi düşünmeliyiz. Öyle ki yanında, çevresinde hiçbir arkadaşı olmaksızın yemek yemenin sadece bir kurda ya da aslana ait olduğu biliyoruz.

Bir insanın gerçek mutluluğu, içinden geldiği gibi yaşar ve de inanır. Bundan dolayıdır ki mutlu olmak için insanların maddiyata ihtiyacı yoktur.

Mutluluk nedir bilir misiniz? İnsanoğlunun o an ki ruh mutluluğudur. O insanın iç hoşnutluğudur. Mutluluk insanların kendi akıllarını iyi kullanmalarından, bunun da erdemli olmalarından geçmektedir.

Mutluluk sonradan öğrenilen bir şeyin olduğunu bilmemiz gerekir. Biz insanlar mutluluğu ya da mutsuzluğu küçükken öğrenmeye başlıyoruz. Mutluluk biz insanları tamamen kişisel tercihleri doğrultusunda elde ettiğimiz yahut elde edebileceğimiz o anki ruh halidir.

Bizlerin sağlığı yerinde olsa, geçimimizi  sağlayacağımız kadar belirli bir gelirimiz var ise hepimizin mutlu olma şansı vardır. O yüzden mutlu olmak için kimselere ihtiyacımız yoktur.

Mutluluğun en güzel tanımı şudur ki en etkileyici duygulardan biridir. Şefkatin ve de sevginin içerisinde yaşanan en güzel duygulardan bir tanesidir mutluluk. Şundan emin olunuz ki fazla paraya sahip olmak, daha farklı güzel,  iyi bir hayat yaşamak ve de mutlu olmak manasına gelmemektedir.

Sizler şunu asla unutmayın.

İnsanoğlu kendi yüreklerinde, kendi beyinlerinde, kendi gözlerinde, kendi dillerinde şefkati ve de sevgiyi ne zaman büyütürse bilin ki o zaman mutluluğu yakalamış olur. Unutmayınız ki mutluluklarımız parasız olan, masrafsız olan şeylerle elde ediliyor. Yüreğimizin en güzel sevgi ve şefkati üzerine inşa edecek hayatlarımızın olması için paramızın olması ya da zengin oluşumuza gerek yoktur. Sadece şefkati ve de sevgiyi yüreğimizde büyütüp çevremize, toplumlarımıza ve de bütün insanlığa aktarmalıyız.

Mutluluk aslında bizim zihnimizin belirlediği bir durumdur. Kendimiz hayata nasıl baktığımızı, kendi zihinlerimizi nasıl terbiye ettiğimizi, bizlerin bakış açılarıyla birlikte mutlu olup olmayacağımızı belirlemiş oluruz.

Sizler kendinizi en rahat, en konforlu, en modern, en harika bir binanın en yüksekteki katında, bütün teknolojileri kendi içerisinde barındıran bir daire de yaşadığınızı düşünün. Mutlu değilseniz o dairenin hiçbir önemi kalmayacaktır. Tek bir önemi kalır ki o’da şudur; eğer ki sizler o binada zihinsel olan bir uyumu yakalayamazsanız arayacağınız tek şeyin, o kadar yükseklikten atlamak için sadece ve sadece bir pencere olacaktır.

Başlarından yeterince sıkıntıların geçtiği her insan bilir ki mutluluk için hiçbir zaman ne para, ne mal, ne mülk, e zenginlik, ne şan, ne de şöhret sahibi olmaktır.

Mutluluk hepimizin içerisinde bulunduğu durumları nasıl algıladığımızdır. O an yaşadıklarımızdan kendi iç dünyamıza neleri aktardığımızın sonucudur.

Bizler her gün yaşadığımız farklı deneyimlerden kendi iç dünyamıza neleri nasıl ne derece aktarmayı tercih ettiğimizdir.

Unutmayın!

Mutluluk, bizlerin tercihlerinde saklı olduğu güzel ve de farklı bir duygudur.

 

“ Mehmet KIZILKAYA”

 

 

Share
530 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2