logo

Mutluluğu Cenabı Allah’ı Sevmekle Elde Edebilirsiniz


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Mutluluğunuzu ancak ve ancak Yüce Yaradan’ı sevmekle en güzel şekilde elde edebilirsiniz.

 

Toplumların huzur, mutluluk ve refah içinde olabilmesinin yalnızca tek ve de en önemli yolu millet olarak bütün insanoğlunun Cenabı Allah’ı sevmesi ve de kutsal kitap olan Kur’an-ı Kerim ahlakını hayatların her kademesinde uygulamaya geçirmeleridir.

 

Yüce Yaradan’ı sevmeyen, Cenabı Allah’ın varlığı sürekli olarak inkar eden Marksist ve de Darwinist düşünce tarzları benimseyenler, Allah-u Teala’ya yönelmeyen bir toplumu Cenabı Allah çok ama çok zor bir duruma düşürür. Cenabı Allah sevilmeden, Cenabı Allah’a hayran olmadan, Yüce Yaradan’a en güzel aşkı duyulmadan bir toplumun içerisine ferahlık, bereket, bolluk, mutluluk ve de huzurun gelmesini beklemek çok ama çok aptalca bir durumdur. O toplumlarda sadece ve sadece üzüntüler, kötü olaylar, sefaletler, sıkıntılar, bölünmeler ve de zulümler meydana gelir. Şunu da unutmamız gerekir ki sadece rahat ve de huzurlu bir yaşam sürelim diye de Allah sevilmez. Cenabı Yaradan’ın o muhteşem sevgisi fıtraten insanoğlunun yüreğinde, bütün bedenine işlenmiş doğal, samimi ve de candan olan bir sevgiyle.

 

Vicdanlarımızın gereği olduğu için her daim Cenabı Allah doğal olarak sevilir. Lakin hem kendimiz bireyler olarak hem de bütün toplum olarak çok faklı bir coşku ile Yüce Yaradan’ı daha çok sevmemiz ve de daha çok bağlanmamız gerekir.

 

Güzelliğin, iyiliğin, mutluluğun, gücün, büyümenin, huzurun, bolluğun, iktidarın ve de dünyanın bütün hakimiyeti Yüce Yaradan’a karşı olan sevginin içerisinde ki sırda saklıdır. Unutmamalıyız ki bu sırrın dışına çıkıldığı zaman asla ama asla ne bir büyüme, ne bir sevgi, ne bir hoşgörü, ne bir kardeşlik, ne de mutluluğu göremeyiz. Bunlara da en iyi örnek günümüz Avrupa, Amerika, Çin ve de Rusya’dır. Söz konusu olan bütün ülkeler bütün ekonomik kaynaklara sahiptirler. Aynı şekilde üçüncü dünya ülkeleri ve de gelişimleri yükseklerde olan ülkelerin pek çoğunun da kaynakları ve imkanları da yeterlidir. Lakin durumların bu kadar iyi olmasına rağmen her daim ekonomik krizlerin çıkması, ahlak yönünden çöküşlerin yaşanması ve de şiddet olaylarına sürekli olarak sahne olmalarının sebebi genel anlamda insanların Cenabı Allah’a olan sevgilerinin az olması,  Marksist ve de ateist düşünce sistemini yaşamlarının her alanına yansıtmalarıdır.

 

Yukarıda saydığım sistemler terk edilmediği sürece istedikleri her türlü teknik önlemi alsınlar, istedikleri bütün zengin ve de güçlü ülkelerle yardımlaşma pozisyonuna girsinler, aynı şekilde oldukça etkileyici ve de farklı propaganda yöntemleri kullansınlar, dünyaca en ünlü olan bilim adamlarını, kendi filozoflarını ve de kendi ekonomistlerini devreye soksunlar yinede acılardan, gözyaşlarından, kötülüklerden, maddi ve de her türlü manevi olan çöküşlerden kurtarılmayı başaramazlar.  Neden mi? Çünkü dünyanın süper güçleri olarak görülmekte olan ABD ve de AB dahil olmak üzere yeryüzündeki bütün güçleri ellerinde bulunduran ülkeler, liderler ve de halklar Yüce Yaradan’ın gücü karşısında fazlasıyla aciz kalırlar.

 

Unutulmamalıdır ki tüm dünyanın ve bütün yeryüzünün hakimiyeti, gücü ve de kudreti Cenabı Allah da vardır.

 

İşte yeryüzünde ve de dünyadaki pek çok ülkeyi hatta ve hatta bizim gibi ( Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi dahil )Müslüman olan ülkeleri bile sıkıntıya düşüren en büyük neden, birçok insanın bu gerçeği unutmuş olduklarıdır. Ki birçok insan da bunları anlayamadıkları, olayları ve de maddeyi Cenabı Allah’tan bağımsız zannettikleri için, yaşamış oldukları sıkıntılı ortamdan kurtulamamaktadırlar.

 

Yazımı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) bir sözü ile sonlandırmak istiyorum;

 

“Yeryüzünde Allah, Allah diyenlerin kalmayışı, kıyameti kopmasıyla irtibatlandırılmıştır.  Ayrıca “Allah, Allah diyenler bulunduğu sürece kıyamet kopmaz.” buyurmuştur Peygamber Efendimiz.  ( İbn Mace, Edeb, 53; Tırmizi, Deavat,6 )

 

Vesselam…

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

Share
440 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2