logo

reklam

MÜSLÜMAN OLDUĞUMUZA BİLE PİŞMANIZ


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Aslında biz her şeye pişmanız. Bakmayın sadece dinden bahsettiğime. Son derece dindar olanlar bile pişmanlar. Nereden doğdum bu ülkede, İsveç’de doğup, Vikingcilik oynasaydım bundan iyiydi diyorlardır.

İtiraz edenler olacak bu fikre. Onlar sanıyor ki pişman olmak demek, pişmanım pişmanım diye haykırmaktan geçiyor.

Çocukluk yıllarımızda iki aile ihtilafa düşmüş, tartışmıştı. Mahkemelik olmuşlardı. Biri oğlunu şahit göstermiş, karşı taraf bana hakaret etti diye dava etmişti. Hâkim çocuğa sormuş bu adam babana hakaret etti mi diye. Çocuk etmedi demiş. Dava düşmüş…

Babası daha sonra çocuğa sormuş, bana şunları şunları söylemedi mi? Çocuk söyledi demiş. Ama sen hakaret etmedi dedin. Çocuk onları söyledi ama sana “hakaret hakaret hakaret” demedi demiş. Bizim mesele de böyle.

Haberde “Ramazanda caz rüzgârı” başlığı altında “ “ Ramazanda caz” festivali ünlü caz sanatçılarını ağırlayacak”” diyordu.

1400 yıllık islam geleneğinin neresinde CAZ vardı? Bu, caz-cuz eden müziğin islamla ne alakası var, Ramazan ayı ile ne alakası var? Ramazan, eğlence ayı değildir, ibadetin yoğunlaştı bir aydır. Kâfirin eğlencesini Ramazan eğlencesi diye yutturmaya çalışıyorlar.

İşte o pişmanım diye bağırmadığınız duyguların dışa vurumu bunlar. Müslüman olduğumuza pişmanız. Millete uyup oruç tutuyoruz, belki namaz da kılıyoruz. Ama islamı her fırsatta küfre benzetmeye çalışıyoruz. Oruç tuttuk yapacak bir şey yok, bari sulandıralım. Şimdi eğlencesi kâfire benzesin. 50 yıl sonra oruç zaten kalkar, sadece eğlencesi kalır.

Bu satırları okuyan müslüman kardeşlerimin içinden “ne gerici adam” diye geçtiğini biliyorum şu anda. Evet, galiba gericiyim. Batı tarzı islamın olmadığını biliyorum. Bize batı tarzı islamı dayatanların, müslüman olmadığını da.

Batı tarzı islam, bireyin laikliği. Yani bireyin müslüman olmaktan duyduğu pişmanlığı işte. Devletin değil, bireyin diyorum. Oruç tut, namaz kıl. Paranı faize yatır, her türlü harama kucak aç. Kul hakkı diye bir şeyden haberin olmasın. Kuran’da yazan ne kadar kötü huy ve davranış varsa hepsine sahip ol. Sonra hem laikim, hem müslümanım de.

Sahip olduğumuz dinimizi bile batıya benzetmeye çalışıyoruz. Sonra da batıdan ve içimizdeki dinsizlerden dinimize saygılı olmasını bekliyoruz. Önce müslüman olalım ki saygı gösterilsin. Papazla iftar yemeğinin neyine saygı göstersin kâfir?

Dinlerin yakınlaşması ve hoşgörü. Bu kadar yıl yalakalık yaptık ne kadar hoşgörülü oldu batı? Müslüman hiçbir konuda yalaka olmaz. “Benim dinim bu, ister beğenin ister beğenmeyin” der.

Adı Türkiye Cumhuriyeti olan bir devlet kurduk. Türk olduğumuza da pişman olduk. Adında Türk kelimesi olan bir ülkede, vatandaşları Türk oldukları için yargıladık. Olur mu demeyin. Almanya, alman olduğu için, İngiltere, İngiliz olduğu için vatandaşlarını yargıladı mı? Biz yargıladık. Çünkü Türk olduğumuza da pişmandık.

Evet devleti kurduk, adını da Türk koyduk. Ama sen kafana göre Türk olamazsın. Biz sana sınırlar koyacağız, bu kadar Türk olabilirsin denildi. Uymayanlara işkence yaptık. Tabutluklarda yatırdık.

Batı, Kuran’da yazan, Peygamber Efendimizin tebliğ ettiği ve yaşadığı islama saygı duyuyordu, tarihteki Türk’e saygı duyuyordu. Batı normlarındaki Türk’e değil, Hristiyan tarzı islama değil.

Pişman olduğumuzun anlaşılması için her gün minarelerden ezan yerine “Müslüman ve Türk olduğumuza pişmanız” diye gazel mi okumak gerekiyor.

 

14.6.2016

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
501 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
  • Ağlayıp âh ederdi

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ağlayıp âh ederdi Hazret-i Ebu Bekir dünyadan göçtüğünde, Cümle eshab ağlayıp, yaş döktüler o günde. Hep ağlama sesleri, kapladı ortalığı. Zira Resulullahın, O idi dert ortağı. O günlerde eshabtan, birkaç kişi geldiler. Muhterem zevcesini taziye eylediler. Ve ona dediler ki: (Hazret-i Ebu Bekri, Biz iyi tanıyoruz çoktu faziletleri. Lakin bunlardan ayrı, bizim bilmediğimiz, Varsa bazı halleri, bize söyler misiniz? Gündüz yaptığı işler, malumdur biz eshaba. Ve lakin geceleri ne yapardı acaba?) Onların bu şekilde sualine c...
  • Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya Biz?

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Bu referandumun yapılabilmesi için öncelikle bağımsız bir “Seçim Kurulu'nun oluşturulması olmazsa olmaz bir uluslararası kural. Bu yapılmazsa oylama “Diktatörlük” veya da “Dernek Seçimi” olarak addediliyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani geçmiş aylarda yaptığı açıklamada “Kürt halkı için referandum yolu ile gelecekleri hakkında vermenin zamanı gelmiştir ve ortam da uygundur” diyerek, Kürtlerin gelecekleri konusunda karar verme zamanının geldiğini uluslararası kamuoyuna işittirmişti. DEAŞ´ın karşı çıkmasına ve IKBY b...
  • Güneş durdu yerinde

    24 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Güneş durdu yerinde Şam şehrinde medfun Evliyadan Seyyid Muslihiddin Efendi ”rahmetullahi aleyh“, bir gün Peygamber efendimiz aleyhisselamdan bahsederken şunu anlattı sevdiklerine: Peygamber efendimiz bir gün evlerinde otururken hazret-i Ali de “radıyallahü teâlâ anh” yanlarındaydı. O esnada Cebrail aleyhisselam bir vahiy getirdi. Efendimiz aleyhisselam, vahyin ağırlığından mübarek başlarını hazret-i Ali’nin dizine koydular. Vakit, ikindiyle akşam arasıydı. Ve güneş batana kadar kaldıramadılar başlarını. ...
UA-36507442-2