logo

reklam

MÜRİDLERİN TAYİN ETMESİYLE (MÜRŞİD- ĞAVS) Gibi Makamlara Gelinebilir mi?


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

Kişilerin derece ve makamlarını bilen Allah Teala olduğu için mensup olduğu zatın makamını tayin etmek ve tahmîni olarak Falan zat kutb–ı zamandır veya gavsdır demek doğru değildir

Bir şey hakkında âyet, hadîs vârid olmamış ve icmâ-ı ümmet de yoksa onun hakkında hüküm yürütmek hele “Falan zât hâlimizi ve kalbimizden geçeni biliyor” demek asla câiz değildir. Bunun küfür olduğunu söyleyenler de vardır.

Müridlerin Şeyhlerini Tayin Etmesi

Tasavvufta her şey izinle olur.
Tasavvufta, postta oturmak, ancak ve ancak bir mürşid-i kâmilin izniyle olur.
Yoksa müridler, asla mürşidleri tayin edemezler.
Günümüzde birçok tasavvuf koluna baktığımızda, şeyh’in ölümünden sonra ileri gelen bazı müridler toplanıyorlar, takvâ, ihlâs ve ehliyete bakmadan (bazı dünyevî mülâhazalar) ile içlerinde birini şeyh olarak tayin ediyorlar.
Ve ona rabIta yapmaya başlıyorlar.
Müridler, tarafından irşad makamına oturtulan kişi de kendisinin bir dereceye yükseldiğini zannediyor.
Kendisini mürşid-i kâmil olarak görüyor.
Bir kişinin mürşid-i kâmil olması için, önce evliyâullah derecesine çıkmalı.
Sonra mürşidinin terbiyesi ve hilâfetiyle irşad makamına oturmalıdır.

Bu Yolu Kullananlar

Tarikatı, ekmek teknesi ve geçim kaynağı haline getiren zındıklar, bu hakikati halktan gizlerler. Kendilerinde ve çocuklarında hiçbir marifet, feyiz ve nur olmadığı halde, tarikatı kendilerinden sonra miras yoluyla kendi çocuklarına bırakırlar.
Kerküklü Şeyh Abdurrahman Efendi hazretleri, vefatından sonra şeyhliği kendi çocuklarına bırakmadı. Kendisine;
-“Efendim yerinize oğlunuzu tâyin etseniz” diyenlere şöyle cevap verdi:
-“Velâyet makamını insanlara dağıtmak, istediğini evliyâ derecesine yükseltmek ve istediğini şeyh olarak tayin etmek benim elimde değildir. Ben şeyhliği babadam devir almadım; oğluma da bırakamam. O yüce makama ehil olan kişiler yükselir.”
Şeyh Abdurrahman Efendinin halifelerinden Şeyh Müslim Hafız efendi ömrünün sonlarına doğru (1940’lardan itibaren) kimseye tasavvuf vermez oldu.
Vefat edeceği zaman, kendisine;
-“Yerine oğlunu tayin et!” diyen kişilere:
-“Bu tarikat burada inkıtaya uğradı!” dedi.
Çevresi kendisine kızdılar.
-“İnkıtaya uğramak ne demektir?” dediler.
Hafız Efendi buyurdu:
“Bu tarikat sona erdi. Bu tarikatın feyzi ve nuru kesildi… Artık kimseyi bu tarikata alamayız… Artık kimseye bize rabıta yap diyemeyiz. Bu tarikat ınkıtaya uğradı. Birine el vermek büyük bir hata olur. Kimsenin vebaline giremeyiz!” dedi.

Deniz Suyu İçilmez

Girdiğiniz yolun nurunun kesilip kesilmediğine ve o tarikatın başında bulunan zatın izinli olup olmadığına iyice bakın.
İnkıtaya uğrayan ve nuru kesilen bir tarikata girmek; izinli ve mürşid-i kâmil olmayan bir kişiyi şeyh kabul etmek, ondan feyiz almaya çalışmak; günlerce susuz kalan bir kişinin tuzlu deniz suyunu içmesi gibidir.

TASAVVUF’UN KÖTÜLÜĞE KULLANILMASI

Tasvvuf, kötülüğe alet edildiği zaman, tesiri çok büyük olur.
Tarih boyunca İslâm dünyasında görülen sapıtmalar ve hatta küfür dalgalarının çoğunun ana kaynağı yozlaşan ve İslâm dışına çıkan bazı tasavvuf hareketleridir.
Bu gün şeytana tapan “Yezîdîler” bile Hasan Basrî (k.s.) hazretlerine bağlı tasavvuf ehliydiler.
Asırlarca İslâm aleminde kan döken “Safevîler“in kökenleri, ehl-i sünnet ve tasavvuf ehli insanlardı. (Kötü Alimler ve Sahte Şeyhler( Ömerfarukhilmi)

Share
123 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ö M Ü R D E D İ Ğ İ N..

    08 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    Ö M Ü R D E D İ Ğ İ N Hayata ha şimdi, ha sonra başlayım derken bir bakıyorsun tükenmiş ömür... Avucumuzda son kullanma tarihi çoktan geçmiş bir yığın TECRÜBE kalıyor. Atsan atılmıyor, satsan satılmıyor!.. "Gençlik bir kuştu; tutmak istedim tutamadım. Yaşlılık bir paçavra; satmak istedim satamadım." B i r i k i n d i g ö l g e s i Ö M Ü R d e d i ğ i n... Gece olur duramazsın, güneş vurur kalamazsın. Sade bir ikindilik, kısa bir dinlencelik… Dünyaya ait ne varsa harcanıp gidiyor. Yiyip içmeler, gezip toz...
  • GELİNLİK’TE TEK İSİM ‘’UGURLU BY DİLEK ÖZDEMİR’’

    08 Aralık 2016 GENEL, HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, KÜLTÜR&SANAT, SÜRMANŞET

    UĞURLU BY DİLEK ÖZDEMİ, DOĞU VE BATININ SENTEZİ OLAN TOPRAKLARIMIZIN HİKAYELERİNDEN ESİNLENEREK HAZIRLADIĞI ÖZEL GELİNLİK KREASYONLARI SAYESİNDE DÜNYADA EN İYİ FİRMA OLMA HEDEFLERİNE DOĞRU İLERLİYOR. 4 YILDIR  İSLETMESİNİ  BİR RESSAMIN  TABLOSUNA GÖSTERDİĞİ ÖZENLE GELİŞTİRİP ADETA  GUZELLESTİRİYOR. HER YIL BİRBİRİNDEN FARKLI VE  ZARİF  TASARİMLARIYLA   KLAYASYONU HAZIRLAYIP MÜŞTERİLERİN  BEĞENİSİNE SUNUYOR. BUNUN YANISIRA ÖZEL DEFİLELERDE  ASLA SIRADAN OLMAYAN  TASARİMCİLİGİN  HAKKINI VERECEK DEĞİŞİK MALZEMELERDEN  OLUŞAN ÇARPICI MODELLER İ...
  • Hz.Yunus’un Duası

    07 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    DERT ve KEDERİ OLANLAR MUTLAKA OKUSUN Putlara tapmakta bulunan Ninuva halkı, Hz. Yunus’un otuz üç sene devam eden nasihatlerini dinlemediler. Hz. Yunus (s.a) da, kendisine Allah (c.c) tarafından daha izin verilmeden Ninuva’yı bıraktı, Dicle kenarına gitti. Bir gemiye binip bir tarafa gitmek istedi fakat gemi yürümedi. İçinde bulunanlar: “Aramızda bir suçlu köle var” demeye ve kura atmaya başladılar. Hz. Yunus (a.s): “O suçlu köle benim, Rabbimden daha izin almadan kavmimi terk ettim. “dedi ve kendisini suya attı. Derhal bir büyük balık taraf...
  • Mardin’de ki Terör Olayları, Elektrik, Hastane, Uyuşturucu, Belediye ve Diğer Birçok Problem…

    07 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Mezopotamya ve Ortadoğu’nun en kadim kültür başkentlerinden olan Mardin şehrimizi ve yaşanmakta olan sorunlarına değinmek istiyorum.   Mardin şehri tabiri caizse tüm taşları tarih koktuğu, taşların dile geldiği en önemli kadim kültür şehirlerinden bir tanesidir herkesin gözünde.    Mardin büyüleyici ve de gizemli bir şehir olmakla beraber, kendi içerisinde birçok dillerin, kültürlerin, dinlerin, toplumların, büyüleyici efsanelerin ve insanlık tarihlerinin buluşturduğu, bu gizemli şehirde okunası bir kitapmışız gibiyiz hepi...
UA-36507442-2