logo

reklam

MÜMKÜNSE BİRİ DARBE YAPSIN


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Bu başlığı görünce tepki verilecek biliyorum. Vermeyin, bence yazılanları okuyun ondan sonra tepki verin. Tabi hala haksız olduğumu düşünüyorsanız.

Çocukluğumuzda Malkoç oğlu, Tarkan, Karaoğlan filmleri ile büyüdük. Şimdiki nesil onları bilmiyor. Belki iyi belki kötü bilmiyorum. Şimdiki nesil de dinsiz, aile yapısız, milliyetsiz filmler ve dizilerle büyüyorlar.

Şimdiki nesil tam bir facia, o ayrı bir konu. Ülkemizdeki hainliği, yabancı uşaklığını hep yeni nesil yapmadığına göre, bizim nesilde de bir anormallik vardı demek ki.

Atalarımızın kahramanlık hikâyelerini, menkıbeleri, davranış biçimlerini izletirken bizi yönlendirmek istedikleri bir şeyler vardı. Ben böyle bir konuyu anlatmak istesem, atalarımız böyleydi, bizim de böyle olmamız gerekir derdim.

Hâlbuki bir yandan dürüst, mücadeleci, şecaat sahibi, besmele ile işe başlayan dindar atalar anlatılırken, diğer yandan demokrasi, materyalist felsefe, güce boyun eğen, seküler insan olma eğitimi aldık.

Yok, eğer bu böyle değil diyorsanız o zaman, bahse konu olan ataların torunları biz değiliz. O torunlar başka bir yerlerde yaşıyor. Çünkü biz mücadeleci, şecaat sahibi, dürüst, besmele ile işe başlayan bir nesil değiliz.

Atalarımız dünyanın başka ucundaki bir adada korsanların zulmüne uğrayan insanların yardım çağrısına donanma gönderirken, biz özerk bölgelere gelen yabancı ülke ajan ve parlamenterlerine ses çıkaramıyoruz. İpini koparan batılı önce Diyarbakır’a inerdi biliyorsunuz.

Bunların niçin geldiğini bilen rahmetli Ayvaz Gökdemir, bazı pkk’lıların serbest bırakılmasını isteyen alman parlamenter Claudia Roth için “Avrupa’dan gelen bilmem ne temsilcileri fahişeler için hainleri serbest bırakamayız” dediği için tazminat davası açmış ve kazanmıştı.

Davaya bakan bizim mahkeme, bölünecek olan bizim ülke. Mahkeme Roth’a, gerçekten sizin burada ne işiniz var diye sormayı düşünemeyecek kadar gayri milli idi.

Daha sonra Roth, kazandığı parayı “Mor Çatı kadın vakfı” na bağışladı. Vakfın avukatı “bunu bir kadın dayanışması” olarak gördüklerini ve “kadına şiddete karşı çıkmak adına” Roth’a rozet bile taktı. Demedi ki sizin bu ülkede ne işiniz var, pkk’lıların neden serbest bırakılmasını istiyorsunuz, paranızı da alıp defolun. Bir bakıma ülkemizi bölme çabanızı destekliyoruz dediler.

Ders almamış olacağız ki, dün Sur’da bir İngiliz parlamenter yakalandı, gözaltına alındı. Natalie Mc Garry adındaki bu kadın serbest bırakılacaktır mutlaka. Çünkü biz atalarımıza layık torunlar değiliz. Meclisinde vatan haini barındıran bir ülkeden başka davranış beklemek abesle iştigal olur zaten.

Cumhuriyetin ve demokrasinin faziletlerini anlatırken bize hain demek yerine, padişahlarımızın hiçbiri ülkesine ihanet etmedi denseydi, cumhurbaşkanlığı bile yapmış insanlarımız yabancı devlet kontrolünde olan, ilkokul mezunu bile olmayan insanlara biat etmeye utanırdı. Ben dünyanın öbür ucundaki mazlumlara donanma gönderen atanın torunuyum derdi.

Ülkeyi bölmek isteyen terör örgütüne yardım eden, silah taşıyan, insanları direnmek için sokaklara davet eden vekillerin olduğu meclisin, atalarımızda da olduğunu ve hainlere cezalarının verildiği öğretilseydi, vatan hainleri meclisimizde olmazdı.

Kendi milletinden kazandığı ile yine kendi milletine kazık atan medya hiçbir ülkede olmaz. “Demokratik” bir ülke olan biz hariç tabi. Destekler gibi görünüp, aslında içten yıkmaya çalışan medya da bize mahsus bir özellik.

Medyadaki kriptoları, bazen isim bile vererek yazmamıza rağmen, hepsi itibarlı insan muamelesi gördü. Ülke ve millet menfaatine maddi çıkar elde etmeden kalem oynatmayan insanlar, hem maddi gelir elde ettiler, hem de ülkelerine ihanet ettiler. İlkokul mezunu bile olmayan adama biat eden hainler bunlar.

Hiçbir ülkede bir medya mensubu, kendi ülkesi için “katil devlet” ifadesini kullanamaz. Bizde kullanır ve dünyadan destek görür. Eğer bir yazımı, bir İngiliz beğenirse yazmayı bırakırım. Çünkü İngiliz’e benzemişim demektir.

Donanma göndermeyi bırakın, milli menfaatlerimizde bile “biz kim oluyoruz da ABD veya Rusya’ya kafa tutuyoruz” diyen ezik, güce boyun eğen bir nesil olduk. Daha uzar gider bu örnekler. Şimdi meclisimizin, medyamızın, insanımızın, iktidar olan ve olmayan parti vekillerinin bu davranışlarından atalarımıza benzeyen var mı?

Yok diyorsanız eğer, bizim bu sorunları demokrasi denen garabetle aşma imkânımız yok. Mümkünse biri darbe yapsın. Ama John Kerry’nin, Obama’nın kulağına eğilip “Türkiye’de bizim çocuklar darbe yaptı” demeyeceği milli biri yapsın. Mahkemeler devletin mahkemesi olsun, yönetenler devletin hizmetkârı olsun, kanunları uygulayan bir yönetim olsun. Ben darbe sever damgası yemeye razıyım.

 

26.2.2016

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
1255 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
  • CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ Bir gün, hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ali mescid-i şerifte oturuyorlardı. O esnada biri girdi içeri. Ancak hazret-i Ali’yi görünce adamın rengi kaçtı birden. Mahcup bir vaziyette çöküverdi oracığa. Hazret-i Ebu Bekir, merakla hazret-i Ali’ye döndü: - Ya Ali! Şu adamı tanıyor musun? - Evet, tanıyorum. - Seni görünce mahcup oldu. Acaba neden dersin? Aliyyül Mürteza tahmin etmişti: - Bana borcu var. Belki ondandır. Hazret-i Ebu Bekir kalktı ve gitti o adamın yanına: - Hayırdır, neyin var senin? - Yok bir şey ...
UA-36507442-2