logo

Mülkiyet konusunda Vakıflar Depremi (9)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Genelde Taşınmaz Mal Kanunu, özelde vakıf icareteyn ve arazi-i mevkufa tahsisat dönüşümü konusunda düzenleme çalışmalarının duyulmasından itibaren, Türk Cemaat Mensubu ileri gelenleri tarafından çeşitli gazetelerde eleştiri yazıları yazılmaya başlanmış; Kanun ve Tüzük’ün gazetede yayımlanıp yürürlüğe girmesinden sonra bu yöndeki çabalar daha da artırılarak neşriyata devam edilmiştir.

Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşması’nın İngiltere Sömürge İdaresi’nin mal ve yükümlülüklerinin yeni kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti‘ne intikal ettiğine ilişkin hükmü [(Ek-E, Bölüm II, Madde 3-b (i)] uyarınca, aynı tazminat 1960, 1961 ve 1962 yıllarında Ortak Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti tarafından ödenmiştir. 1963 olaylarının başlamasıyla birlikte Evkâf İdaresi’ne yapılan bu ödeme kesilmiş ve bugüne kadar da bir daha ödenmemiştir.

Mal Dönüşüm Yasası şartlı bir kanundur. Tek yanlı olarak Rum tarafı 1963’te tazminat ödemeyi durdurmuştur. Tazminatın tek taraflı ödenmemesi sebebiyle şartlardan birisi fiilen ortadan kalkmıştır. Bu durumda iki ihtimalden söz etmek mümkündür: Ya Kanun’un öbür şıkkı olan icareteynli vakıfların mülke tahvili hükmü de ortadan kalkmıştır ya da anapara, enflasyon kaybı ve faizler ilave edilmek suretiyle yapılacak hesaplamalara göre Vakıflar İdaresi’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nden büyük bir alacağı doğmuştur.

İcareteynli vakıfların mülke dönüştürülmesi konusunda ısrarla üzerinde durulması gereken meselelerden birincisi budur.

İkincisi ise bilerek veya bilmeyerek Kanun’un uygulanmasında yaşanan yanlışlıklardır.

Kanun sadece tapu tasarruf vesikaları, tapu kütükleri, vakıf belgeleri ve benzeri mülkiyetle alakalı arşiv kayıtlarında görülen “icareteyn” kelimesinin “mülk” okunmasını öngördüğü halde; şayet (X) vakfına ait tek bir taşınmaz icareteynli ise veya o vakfın sadece bir akarından “İcare-i müeccele” alınıyor ise uygulamada genellemeye gidilerek vakfın bütün taşınmazları icareteynli sayılmıştır. Bazen de bu yanlış anlayışa dayalı olarak, icareteynle hiçbir ilgisi bulunmayan bir vakıf arazi, o yerin kiracısına veya ekip biçenine devredilmiştir. Oysa aynı vakfa ait emlak arasında değişik türden gayrimenkuller bulunabilmektedir.

Özetle, Kıbrıs’ta vakıf malların tasfiyesi İngiliz döneminde a’şar’ın ilgası, icareteynli taşınmazların mülke dönüştürülmesi, işgal eylemi ile gasp, zamanaşımı yoluyla iktisap, istimlak ve istibdal şekillerinden birisi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu konu “Vakıfların Tasfiyesine Yol Açan Uygulamalar” adıyla hazırlanan müstakil bir raporda belirtilmiştir.

VI. Vakıflaşma ve Tasfiyeye Dair Bir Örnek: Kapalı Maraş

Bu raporun yazıldığı 15 Haziran 2013 tarihi itibariyle Kapalı Maraş bölgesinde bulunan vakıf malları hakkında yapılan çalışma. Bilgi Sisteminde ilişkileri kurulmuş belgeler çerçevesinde tamamlanmıştır.

Kapalı Maraş bölgesi ile doğrudan alakalı olan üç vakıftan biri, Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa Evkâfı, ikincisi Sadr-ı Esbak Abdullah Paşa Evkâfı, üçüncüsü ise Kemahlı Hacı Bilal Ağa vakfıdır.

Kapalı Maraş bu üç şahsiyetin 16, 18 ve 19. yüzyıllarda kurdukları vakıfların topraklan üzerine oturmaktadır. Lala Mustafa Paşa Evkâfı, Vakfiyesinde yer alan ifadelere göre, Kapalı Maraş’ın bir bölümü, Lala Mustafa Paşa’nın Mağusa’nın fethi sırasında satın alıp mülk edindiği ve karargâhını kurduğu bir köydür. Bundan dolayı Kumandande (Komandates, Komutanlık) Karyesi adını almıştır. Komutanlık karargâhı işlevinden dolayı “Kışlakyeri” diye de anılır olmuştur.

Şühedâ Mekâbiri’nin bulunduğu, Paşa’nın donattığı mescidin yer aldığı, Tekke inşa ederek asırlar boyunca gelenin gidenin doyurulmasına vesile olduğu -bundan dolayı da “Tekyeli Çiftliği” diye tesmiye olunan- kutsal bir mekândır…. [Kaynak: Dr. Nazif Öztürk, II. Aşama II. Dönem Raporu, 2013] … (devam edecek)

Ata ATUN

13 Mayıs 2016

Share
273 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kıbrıs nasıl bölündü

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rum lider Anastasiadis Cuma günü yaptığı açıklamada, müzakere masasına dönmek için masaya iki koşul koydu ve Kıbrıs’ın ana bölünme nedeninin “Türk askeri, garantiler ve müdahale hakları” olduğunu belirtti. Herhalde Anastasiadis, kendinden başka herkesi aptal zannediyor ve bıkmadan usanmadan Kıbrıs konusunun 1974 yılında, Türk Askerinin adaya ayak basmasıyla başladığı yalanını, ciddi ciddi iddia ediyor ve yaymaya çalışıyor.  Gerçekte 20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen Mutlu Barış Harekatı, 15-22 Ocak 1950 tarihleri arasında yapılan Plebi...
  • Bir Olmadan Diri Olamayız!

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gün gün şahit olduğumuz olaylar Deccalî tuzakların büyüklüğünün ve fitnesinin boyutlarını gösteriyor. Ancak biz gaflet içinde, nefsâni tartışma ve çekişmelerle vakit öldürüyoruz. Oysa dünyanın her yanında akan her damla kandan, zulme uğrayan, yaralanan ya da hayatını yitiren her insandan sorumluyuz. Suçluyuz da biz; hakkı, hakikati, iyiliği, barışı hâkim kılmak için birleşmek ve "kurşunla kaynatılmış" gibi birlikte mücadele etmeyi sorumluluk olarak kabul etmediğimiz için! Birlik olmayı önemsemediğimiz için! Yüce Allah buyuruyor: “Size ne ...
  • AB’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ.

    23 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    AVRUPA BİRLİĞİ’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ. Bir tarafta önsözü ’ÇANAKKALE’ olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, diğer tarafta tarihin her sayfasında Türklerden ders almış emperyalist devletler topluluğu. Türk Milleti, Düvel-i Muazzama ya diz çöktürerek Lozan’ı gerçekleştiriyor. Devamında yurtta sulh cihanda sulh parolası ile ‘’Kimsenin bir karış toprağında gözüm yok’’ diyor. Avrupa Birliği içindeki emperyalist güçler ise Lozan’ın rövanşını almak için her fırsatta ülkemizi bölmek adına plan ve haritalar hazırlıyor, yayınlıyor ve yayınl...
  • Efendimiz (s.a.v)

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     Bir gün Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz onları abası ile örttü, sonra şöyle buyurdu: “Yarabbi! Bunlar benim Âlim ve Ehli Beytimdir. Bunlara bereket ihsan eyle, bunları benim örttüğüm gibi sen kendilerini rahmetinle mağfiretinle setreyle. Hakikat ben bunları çok seviyorum, sende sev, sevenleri de sev, sevmeyenleri de sevme.” buyurdu. Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz’in siyah aba ile örttükleri şunlardır: Hz. Ali (r.a), Hz. Fatımatüzzehra (r.anha), oğulları Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a). (İbn Sa’d, VI, 360, 362.)     Hz.Ali (r.a) Sıffin harbine g...
UA-36507442-2