logo

Mülkiyet konusunda Vakıflar Depremi (8)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

30 Kasını 1915 tarihli Fermanla Kıbrıs vakıflarının idare şekli yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, daha önce biri Osmanlı Devleti diğeri İngiltere tarafından atanan iki kişiyle yönetilen vakıflar idaresine her iki murahhası da İngiltere atayacaktır. Murahhaslardan birinin Müslüman olması şarttır (madde l).

Kral, Ferman’da değişiklikler yapma hakkını peşinen saklı tutmaktadır (madde 3). Vakıflara dair ayrıca bir hüküm getirmeyen bu düzenlemenin “Ahkâmu’l-evkâfı” değiştirmediğini kabul etmek gerekir. Bu ferman, 1928 tarihli “Emvâl-i Diniye-i İslamiyye İdaresi Fermân-ı Kanunisi”nin 32. maddesiyle ilga edilmiştir.

1900’lerden itibaren sistemli bir şekilde uygulanan işgal yoluyla gasp yöntemiyle, 1926 yılında “Aşar”ın ilgası ve 1944’te “Mal Dönüşüm yasa”larının çıkarılması, fakat bu yasalara aykırı uygulamalar içine girilmesi yoluyla Kapalı Maraş bölgesinin %99.99’u mülkiyet intikaline uğramıştır.

Kıbrıs Koloni Hükümeti, 1926’da hububattan “A’şar vergisinin kaldırılması sebebiyle Evkâf İdaresine yıldan yıla ödemeye başladığı tazminata karşılık 1935’te toplu bir ödeme yaparak “Öşürlü” vakıf malların tasfiyesinden sonra; “İcareteynli” ve “Arazi-i mevkufe” tahsisat kabilinden vakıf taşınmazların vakıflarla ilişkilerinin kesilmesi konusunda yeni bir çalışma başlatmıştır.

Vakıf malların tasfiyesine yönelik tutumun nihaî uygulaması, Chapter 225, Taşınmaz Mal (İcareteyli Vakıfların Mülke Arazi-i Mevkufe Tahsisatın Mîrî’ye Dönüşümü) Kanunu ve bu Kanunun uygulama şeklini gösteren 1944/14 sayılı Tüzük hükümleriyle hayata geçirilmiştir.

Bu “Kanun ve Tüzük” icareteynli vakıflara ait gayrimenkullerin, mutasarrıfların mülkiyetine geçirilmesini sağlamıştır. Yine tahsisat kabilinden vakıf statüsünde olan gayrimenkuller bu düzenlemeler ile “Mîrî arazi” statüsüne çevrilmiştir. Kanun, yürürlük tarihinden itibaren, başka statüdeki vakıfların icareteynli vakfa dönüştürülmesini yasaklamıştır.

Taşınmaz Mal Kanunu ve bu kanunun uygulama şeklini gösteren 1944/14 sayılı Tüzük; icareteynli vakıflara ait gayrimenkullerin, mutasarrıfların mülkiyetine geçirilmesini, tahsisat statüsünde olan gayrimenkullerin ise mirîye aktarılmasını sağlamıştır.

Ödenecek tazminatlar konusunu düzenleyen Kanuna nazaran 1944/14 sayılı Tüzük’le daha ayrıntılı hükümler bulunmaktadır. Tüzük’ün 5. Maddesi ile 80 sterlini Celâliye Vakıfları, 2150 sterlini icareteynli vakıflar için olmak üzere 1945’den itibaren her yılın 1 Ocak tarihinde toplam 2230 sterlin nakit paranın Hükümet tarafından Evkâf Delegelerine ödenmesi kararlaştırılmıştır. Öngörülen bu ödeme 1945-1960 tarihleri arasında İngiliz Sömürge İdaresi tarafından her yıl 1 Ocak’ta muntazaman ödenmiştir.

Ayrıca, düzenlemenin yürürlük tarihi olan 1 Mayıs 1944 – 31 Aralık 1944 tarihleri arasım kapsayan 8 aylık süre için “kiste’l-yevm” olarak 1486 sterlin 13 şilin 3 kuruş’un 20 Aralık 1944

tarihine kadar ödenmesi, bu miktarın içerisinden 53 sterlin 6 şilin 6 kuruş’un Mevlevihane giderlerini karşılamak üzere Celâliye vakıflarına aktarılmasını hükme bağlamıştır.

Bu düzenlemeler ile icareteyn usulüyle “İcare-i müeccele” ödeyerek vakıf yerlerin tasarruf hakkını elinde tutan kiracılar, fiilen kullandıkları bu taşınmazların sahibi olmuşlar; tahsisat kabilinden vakıf araziler ise Hazîneye devredilmiş ve bu yerlerin mülkiyeti ve tasarrufu devlete geçmiştir.

Ayrıca 1928 “Evkaf Kraliyet Kanun-i Fermânisi”nin vakıf akarların icareteyne çevrilmesine imkân sağlayan 28. Maddesi geçersiz hale gelmiştir. Bundan böyle vakıf taşınmazlar icareteyne çevrilemeyecek ve Mîrî/Hazine’ye ait mallar vakıflaştırılamayacaktır… [Kaynak: Dr. Nazif Öztürk, II. Aşama II. Dönem Raporu, 2013] … (devam edecek)

Ata ATUN

11 Mayıs 2016

Share
275 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2