logo

reklam

Mülkiyet konusunda Vakıflar Depremi (7)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

IV. Kıbrıs’ta Türk Vakıf Varlığı İle İlgili Tespitler

Kıbrıs Vakıflarını Araştırma ve Değerlendirme Projesi çalışmaları öncesindeki bilgilere göre Fetih (1571 )’ten 1974’e kadar Kıbrıs’ta kurulan sadece 608 vakıf biliniyordu. Yaptığımız araştırmalar, 15 Haziran 2013 günü itibariyle bu rakamı 2220’ye çıkarmıştır. Başka bir ifadeyle, vakıf sayısı, önceki bilinenlerin üç buçuk katından daha fazla artmıştır.

Medeniyetimizin mayasını oluşturan hayrat sisteminin, üçayağı vardır: Topluma doğrudan hizmet sunan kuruluşlar olarak “Hayrat”, bu kuruluşların idamesini sağlayan gelir kaynakları olarak “Akarât” ve kurumun hukukî çerçevesini oluşturan “Vakıf”.

Proje kapsamında yürütülen araştırmaya göre, hayrat olarak Kıbrıs’ta 393 cami ve mescit, 63 mektep, 14 medrese, 41 tekke, zaviye, türbe ve 275 mezarlık tespit edilmiştir. Listeleri yapılan bu hayrat, Kıbrıs Haritası üzerine işlenmiştir. Bu harita incelendiğinde, Müslüman Türklerin Ada’nın her yerinde yoğun bir nüfus kesafeti oluşturdukları, açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

1878 tarihi itibariyle Kıbrıs Adası’nda bulunan büyük vakıf arazilerini, çiftlikler, ve ekinlikler oluşturmaktadır.

Bunların dışında, şehir, kasaba ve köylerde “Müsakkafât”, arazi olarak da bunların bizzat kendi zeminleri, bağ ve bahçe gibi müştemilatı (mustagallat) da önemli yer tutmaktadır.

Coğrafî alan olarak, Güney’deki ekilip biçilemeyen geniş dağları dışarıda bırakacak olursak, 1878 öncesinde Kıbrıs’ın yüzölçümünün % 14 ünün, vakıf mallarından oluştuğu müşahede edilmektedir. Bu oran, Osmanlı coğrafyasının geneliyle aynı seviyededir. Ne var ki, İngiliz Sömürge dönemi (1878-1960) ve bunu takip eden Kıbrıs Cumhuriyeti zamanında (1960-1974), uluslararası sözleşmelerin ve ilgili yasaların uyulmasını emrettiği İslam hukukunun ve Osmanlı tatbikatının bir bölümünü teşkil eden evkaf hükümlerine (ahkâmü’l-evkâf) ve evrensel hukuk kurallarına aykırı düzenleme ve uygulamalarla vakıf malların % 92’si vakıfların mülkiyetinden çıkmış ve ihtilaflı hale gelmiştir.

“Vakıf, hayrât ve akarât”, bütün Müslüman Türk dünyasında olduğu gibi, Kıbrıs’ta da fetihten itibaren Türklerin Ada’ya nasıl dağılıp yerleştiğini ve hangi eksene dayalı bir medeniyet kurduğunu bize göstermektedir. Bunun için Proje çerçevesinde birincisinde camilerin, İkincisinde ise hayratın gelir kaynaklarını teşkil eden vakıf çiftliklerin, 1878’de -yani Ada yönetiminin İngiltere’ye devredildiği sırada- Ada’ya dağılımını gösteren iki harita çizilmiştir. Her iki harita da Müslüman Türklerin bütün Ada’nın her yanına yerleşmiş olduklarını ve bütün Ada coğrafyasına hâkim bulunduklarını açıkça göstermektedir.

V. Kıbrıs’ta Türk Vakıf Varlığını Tasfiye Çabaları ve Fiili Uygulamalar

Kıbrıs’ın geçici olarak İngiltere Yönetimi’ne bırakıldığı 1878 tarihinden itibaren vakıf malların mutasarrıfların mülkiyetine geçirilmesine yönelik bir hukuk politikasının takip edildiği

anlaşılmaktadır. Buradaki temel felsefe, hukukî dayanak ne olursa olsun, esas olanın vakıfların hukukunun korunması değil, vakıf mallarını kullananların, bu kullanım haklarını sürekli olarak ellerinde bulundurmalarını temin etmektir.

İngiliz İdaresi döneminde, 1878-1914 arasında yapılan hukukî çalışmalar vakıfları doğrudan değil, dolaylı olarak ilgilendiren düzenlemelerdir. 1914’te Ada’nın ilhakı kararıyla beraber, vakıflar konusunda direkt düzenlemeler yapılmaya başlanmış, 1915 ve 1928 tarihli Emirnamelerle esaslı değişiklikler yapılmıştır. 1926’da hububattan “A’şar” kaldırılmış (1926/5), 1933 yılındaki bir düzenleme (1933/44) ile “Celaliye Vakıfları”nın kontrolü Evkâf Murahhaslarına verilmiş, 1934 yılında (1934/19) 1928 tarihli Emirnamede bazı değişiklikler yapılmış, nihayet 1944 yılındaki icareteynli vakıfların “mülke”, tahsisat kabilinden vakıfların “mîrî” araziye dönüştürülmesine dair yasalar çıkartılmıştır… [Kaynak: Dr. Nazif Öztürk, II. Aşama II. Dönem Raporu, 2013] … (devam edecek)

Ata ATUN

9 Mayıs 2016

Share
217 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “6736’da Dediğimiz oldu, Darısı KOSGEB’e…”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Merhabalar sevgili okurlarım. Bir önceki yazıma yine güzel geri dönüşler aldım teşekkür ediyorum. Hatırlayacağınız üzere, Bir önceki köşe yazımda 6736 Sayılı Kanunla Yapılandırmasını yapmış ancak çeşitli nedenlerle ödemeyi yapamayanlar için bir şans daha verilmesini önermiştim.   Bu konuda Bizzat köşe yazımın tamamını Bimer’e, GiB’e ve ilgili birimlere iletmiş ve birinci ağızdan da yetkililere konuyla ilgili görüşlerimi iletmiştim.   Geçen yazımda da bahsettiğim gibi gerçektende piyasalar kötü, birde bu durağanlığı art niy...
  • FARZ..

    19 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Farzlardan bazıları Sual: Haramları maddeler hâlinde bildirdiğiniz gibi, farzları da bildirebilir misiniz? CEVAP Farzlardan bazıları da şunlardır: 1- Allah ve Resulüne itaat, , 2- Ehl-i sünnet itikadını, imanı, farzları ve haramları öğrenmek, 3- Allahü teâlânın varlığını ve yarattıklarını tefekkür etmek, 4- Allah’ın azabından emin olmayıp korkmak, rahmetinden de ümit kesmeyip ümitli olmak, 5- Allahü teâlânın rızka kefil olduğuna ve rızkın Allah’tan olduğuna inanmak, 6- Allahü teâlâyı hiç unutmamak , 7- Allahü teâlâya ihsan ettiği ni...
  • TRT Haber’in Akıncı’ya soramadıkları!

    19 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın TRT Haber’e anlattıkları “çözüm, hemen şimdi” dedirtecek cinstendi. Neredeyse gece gece Rum liderin kapısına dayanıp, “hadi caymadan bitirelim şu işi” diyeceğiz. Soruları içtenlikle yanıtladı Allah var ama sorular nedense “duymak istenen cevaplara” göreydi. Esasa ve tedirginliklere yönelik soru gelmedi. Tabi öyle olunca yanıtlar da “Anadolu” insanının içine su serpecek cinsten oldu. “Türkiye’nin garantörlüğü olmazsa olmaz” dedi. “Rumların haritasını beğenmedim, onay verecek tek Kıbrıslı Türk olmaz” dedi. “Beni...
  • KUŞ ile DERVİŞ

    18 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " KUŞ ile DERVİŞ Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar... "Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın?" Derviş kendini savunur.. "Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı." Bunun üzerine, Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki... "Bak, bu adam da haklı. Sen...
UA-36507442-2