logo

reklam

Mülkiyet Konusu Tedirgin Ediyor


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Müzakerelerin hızla sürdüğü bu günlerde mülkiyet konusunda Kıbrıs Rum basınında çıkan kimi doğru, kimi yanlış haberler, birçok insanımızı tedirgin etmiş durumda. Buna ilaveten Kıbrıs Türk basınında çıkan Kıbrıslı Rumların bazı bölgelerde bazı evlere gidip “Burası bizim, çıkın veya da kira kontratını imzalayın” gibi haberler de buna eklenince tedirginlik iyice artıyor.

Bu konuda KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ve Basın Sözcüsünün yaptığı açıklamalar vatandaşlarımızın endişelerini gidermekten çok uzakta kaldığı gibi tatmin etmiyor. Kiminle konuşsam bir şekilde tedirginliğini ortaya koyuyor. İnsanlarımız bir kez daha göçmen olmak, yer değiştirmek ve hayata gene sıfırdan başlamak istemiyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Demopulos Davası kararı ve Timvios Davası kararı ile “35 yıldır bu taşınmazlarda oturan insanların söz konusu taşınmaz mal ile gönül bağı oluşmuştur ve mülkiyet konusunda öncelik hakları kullanıcıdadır” kararını almış olsa bile Rum basınında çıkan haberler nedeni ile vatandaşımızın içine kurt düşmüştür, hem de kendisini bayağı üzen ve rahatsız eden kocaman bir kurt.

Her ne kadar 2003-2004 yılları arasında Annan Planının tartışıldığı dönemde, Kıbrıslı Türklere “Evet” dedirtmek için uygulanmış olan beyin yıkama tekniklerinin daha gelişmişinin bu günlerde sürmekte olan müzakere sürecinin son aşamasında gene uygulanacağı gayet açık ancak bu sefer Kıbrıslı Türklerin büyük bir çoğunluğunun bu yeni plana 11 yıl evvel yaptığı gibi körü körüne “Evet” demeyeceği şimdilik net bir şekilde gözükmekte. Rum basınında yapılmış açıklamalarla eski mal sahibinin mülkün kaderi konusunda ilk söz sahibi olacağı haberleri, vatandaşımızı ciddi ciddi rahatsız ediyor.

Kıbrıs adasının geçmişini birazcık deşersek “kullanıcı hakkı” diye bir kavramı icat edenin ve tepe tepe kullananın da gerçekte İngiliz Sömürge Yönetimi olduğu ortaya çıkmaktadır. 1913 yılından itibaren yürürlüğü koyduğu uygulama ile İngiliz Sömürge Yönetimi, Vakıf mallarını kiralayan veya da kullanan kişilere, özellikle de Kıbrıslı Rumlara söz konusu Vakıf mallarını ufak bir ayak oyunu ile tapulamayı başardı. 1878 yılının Temmuz ayında Osmanlı Devleti ile imzaladığı Kıbrıs Adasını Kiralama Anlaşmasına ve de Vakıf Mallarının devredilemeyeceği kuralı asırlardır İngiltere ve Avrupa’da yürürlükte olmasına rağmen.

Köylerde kahvelere astığı duyurularla Kıbrıs Türk Vakıf mallarını belli bir süre kullanan veya da kiralamış olan kişilere, Kıbrıs Türk Vakıflar İdaresi’nin itiraz etmemesi durumunda bunları tapulayacağını belirtti, sonra da listeler astı. Bundan yüzyıl önceki yıllarda iletişim teknolojisinin yeterli olmaması nedeni ile yüzlerce köyde asılan ve on binlerce kişiyi içeren listelerden haberi bile olmayan Vakıflar İdaresi, itiraz edemeyince bir bir binlerce dönüm Vakıf Arazisi el değiştirdi. Adanın neredeyse yarısını bu şekilde kaybettik sadece yüz yıl önce.

O dönemde ortaya konan ve Vakıf mallarını kullananları mülk sahibi yapan “Kullanıcı Hakkı”, mülk sahibi olmak için ilk koşul idiyse, günümüzde de aradan neredeyse yüzyıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen gene geçerli bir kıstas olmalıdır.

Rumları bilmiyorum ama günümüz Kıbrıs Türk halkının, 2003-2004 yıllarındaki halk olmadığı ve o düşüncelere sahip bulunmadığı kesin. Gözlemlerimize göre halk, olası bir referandumda 2004 yılında yapıldığı veya da yapmaya zorlandığı gibi gözü kapalı, hiç okumadan, hiç araştırmadan ve anlaşma metni hakkında veya da plan hakkında hiç bir şey bilmeden gidip körü körüne “Evet” demeyecektir…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

4 Eylül 2015

Share
380 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
  • DURDURAMADINIZ BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜNÜ!

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    BÜTÜN DÜMENLRİNİZİ BİLİYORUZ. Bu ülke 35 yıldır sadece terörle mücadele etmiyor, bu ülke 35 yıldır terörün bataklığında üreyen işte bu kirli zihniyetle de mücadele ediyor. Terörü bir geçim kapısı haline getirmiş, yoksul çocukların ölümünü kendisine bir rant haline getirmiş kan baronlarıyla da bu ülke mücadele ediyor. İnanın, bunlar için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, bunlar için en iyi Alevi ölü Alevidir. Vatanına ihanet eden, ama mütedeyyin maskesi takan örgütlerin dizinin dibine çökerler, ama gerçek mütedeyyinden korkar, onu yok etmek için her şe...
  • Ahlak ilmi çok mühimdir

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ahlak ilmi çok mühimdir Edirne’de medfun bulunan büyük Velilerden Şücaeddin-i Karamani hazretleri ”rahmetullahi aleyh“, bir gün sohbetinde; - Ahlak ilmi, kalb ve ruh temizliği bilgisi demektir, buyurdu. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü fena huylar, kalbin ve ruhun hastalıkları, zararlı işler de bu hastalıkların alametleridir. Şöyle devam etti: - Ahlak ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. - Neden efendim? dediler. - Çünkü, kalbin ve ruhun kötülükleri bu ilimle tem...
  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
UA-36507442-2