logo

reklam

Mukaddes Yolculuğun Manevi Yükselişi Olan Miraç Kandili


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Mukaddes bir yolculuğun, manevi bir yükselişi olan Miraç Kandilidir.
İslam Alemi bugün mukaddes bir yolculuğu olup, manevi bir yükselişin olan Miraç Kandilini kutlayacak.
Mukaddes bir yolculuğu ve manevi bir yükselişi olan İsra ve Miraç, birçok ilahi hikmetinin, sırları ve bereketi kendi içerisinde barındırmaktadır. Cenabı Hakk’ın sonsuzluk derecesi olan kudretinin en güzel eserlerini temaşa etmesiyle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) yaptırılan bu güzel ve hikmet dolu yolculuğu, huzura kabul edilişiyle birlikte yükselişi de en güzel şekilde ifade etmektedir.
Kutsal Kitabımız ve Müslümanların Pusulası olan Kuran’ı Kerimin İsra suresinin ilk ayetinde bu mukaddes yolculuğu şöyle dile getirilmektedir: “ Kendisine o ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye de kendi kulunu yani (Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’yı) bir gece Mescidi Haram’dan çevresini ve topraklarını bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksa’ya götüren Cenabı Hakk’ın şanı yücedir. Hiç şüphesizdir ki o, hakkıyla her zaman gören ve de hakkıyla her daim işitendir.”
İlahi olan bir kudretin bir de tezahürü olduğu kadar, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (S.A.V) mazhar olduğu güzel ilahi bir lütuf sayılan Miraç ve İsra mucizesi, aslında belirlenmiş olan aşamalarını yol alan insanoğlunun, Cenabı Hakkın o güzel desteği ve lütfu ile, idrake ve de akıla hiçbir zaman sığmayacak derecede birçok mesafeye ulaşabileceğini de her daim göstermektedir.
Mukaddes bir yolculuğun manevi bir yükselişi olan miraç kandili bizlere, daha çok huzura erişmemiz ve daha çok ilahi rahmete nail olmamızın yanında öncelikle gönüllerimizin ve de ruhlarımızın temizliğinden, en güzel ahlaki erdemlerimizin farklı bir yükselişten geçtiği haberin müjdesidir. Gerçekten gerçek manada olan ruhlarımızın ve de gönüllerimizin temizliği de Yüce Yaradana bağlılıktan, boyun eğmekten ve de ibadet etmekten geçmektedir. 
Rahmet Peygamberi olan Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (S.A.V) kendisine has olan bir mazhariyet ve de tecrübe olan bu özel Miraç Kandilinin müminlere yansımakta olan bir bereketi olarak, İslam Aleminin temel ve de direği noktasındaki ibadetlerden biri olan namazın, Rahmet Peygamberi Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) ifadesiyle “Müminlerin miracı” adıyla kılınmış olup, bütün müminlere, bütün Müslümanları ve İslam alemini namaz ile Cenabı Hakkın huzuruna çıkmalarını ve oraya onun huzuruna kabul ediliş imtiyazı olarak tanınmıştır. Bundan dolayıdır ki bizler namazımızı bilinçli bir şekilde her zaman ve de dost doğru bir şekilde kıldığımız zaman iç dünyamızdaki o manevi yükselişi, arınmamızı sağlayacak olup böylelikle bizleri bütün kötülüklerden, kötü söz ve fiillerden alıkoyacaktır.
Kutsal kitabımız Kuranı Kerimin (Ankebut, 29/45) ayetinde açıkça şöyle vurgulanmıştır.
“Kitaptan yani (Kutsal Kitabımız Kuranı Kerimden) sana vahyolunanı her zaman oku, sizlere emredilen ibadeti, namazınızı dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanoğlunu bütün kötülük ve hayasızlığa varan söz ve fiillerden alıkoymaktadır. Cenabı Hakkı her daim hatırda tutmak elbette ki ibadetlerin en büyüğüdür. Cenabı Hakk bütün yaptıklarınızı biliyor ve her şeyden haberdardır.”
İnsanoğlu sadece bedeniyle değil sözüyle, gönlü, bedeni ve tertemiz duygularıyla Yüce Yaradan’a yönelen ve sürekli olarak O’nun huzurunda olduğu bilinciyle hareket eden insan, Cenabı Hak ile her zaman baş başa kalmanın mutluluğunu yakalayacaktır. Bu bilinçle kendi hayatına daha farklı anlamlar yükleyecek, bireysel ve özellikle toplumsal olan ilişkilerinde her daim Yüce Yaradan’ın huzuru gözetiminde olduğu inancı ile temiz duygusuyla titiz, sorumlu, güzel bir tavır sergilemelidir.
Maddi yönden ve dünyevi kalkınmayı hedefleyen ve de bu yönde en önemli ve değerli mesafeler kat eden günümüz insanlarının, maneviyat ve de ahlak alanları yönünde aynı ölçülerde başarılı oldukları asla söylenemez. Tabi bunlarında temelinde de fani dünyanın içerisine boğulurcasına dalıp ilahi olan çağrıya gönüllerimizi ve zihinlerimizi yeterli miktarda açmayışımız yatmaktadır.
İşlediğimiz her günahın ve masumiyet, bencillik, çıkarcılık, düşmanlık, başka insanların haklarına hukuklarına saygısızlık ve de birçok durum gibi olumsuzlukların, bizlerin ahlaki ve de manevi yükselişimizin önündeki en büyük engel olduğunu da asla ama asla unutmamamız gerekir.
Maneviyat anlamında biz İnsanoğlunun duygularını daha da canlandıran, manevi anlamında iç dünyamıza doğru bir yolculuk yaparak hepimizin kendimizi sorgulamamızı sağlayan kutsal gün ve de gecelerin biz insanoğluna, toplumsal ve de bireysel anlamda iman, ahlak ve iman bakımından da kendimizi yenileme manasında, Cenabı Hakkın rızası doğrultusunda ümitlerimizi ve de yüreklerimizi tazeleme fırsatları sunulduğu zaman ki süresidir. Bu güzel fırsatları da bizler ganimet bilerek, yaptığımız ve de işlediğimiz günahlardan kendimizi temizlemek için Yüce Yaradan’a tövbe etmeliyiz. Cenabı Hakkın rızasına yaşayabilmek için O’ndan her zaman yardım istemeliyiz.
Unutmamalıyız ki içtenlikle olan yapılan dualar ile tövbelerin, kendimizi bulma ve de bilmenin, bir başka deyişle bizlere şah damarlarımızdan daha da yakın olan Cenabı Hakkın huzuruna kabulün en güzel yollardan bir tanesidir.
Bu güzel duygu ve de düşüncelerle beraber başta annem, babam, ailem, sevdiğim ve de dostlarım olmak üzere tüm insanlığın, bütün Müslüman Aleminin Miraç Kandilini tebrik ediyorum. Bu güzel mübarek gecede Yüce Rabbimize açılan ellerimizin ve de yapılan dua ile yakarışlarımızın, İslam Aleminin tümünde birlik, beraberlik ve de dirliğine, toplumsal olarak birlikteliklerimizin çoğalması ve güçlenmesine, insanlığın barış, huzur ve de saadetine vesile olmasıyla birlikte, başta ailemin anne babamın sevdiğim insanın olmak üzere bütün insanlığın, bütün dünyanın, bütün Müslümanların Miraç Kandilini kutluyorum.


Hayırlı Kandiller…

 

” Mehmet KIZILKAYA “

 

Share
386 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇOCUĞU ORTADAN KESİN

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " ÇOCUĞU ORTADAN KESİN Hz. Davud zamanında genç bir kadın , çocuğunu alıp gezmeye çıkarmıştı . Dinlenmek amacıyla yeşillik bir yer bulup oraya oturdular. Bu sırada yanlarına başka bir kadın gelmişti . O kadının da yanında bir çocuğu vardı . Çocuklar hemen hemen aynı yaştalardı . Kadınlar tanıştılar . Sonradan gelen kadın diğer kadına nazaran yaşça büyüktü ve onun ablası konumundaydı . Aralarında konuşurlarken çocuklar da önlerinde oynuyorlardı . Bu sırada büyük kadının çocuğu çalılıkların arkasına girip gözden kaybolmuştu . Annesi bunun far...
  • Günaydın!!!

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Misak ı Milli nin sınır taşı olan ve halkın % 70' i türkmen ve araplardan oluşan Kerkük şehrinde artık Kürdistan bayragı esiyor ve Maşallah istihbaratımız yeni anladı galiba... Kerkük Irak petrolünün % 40 ını üretiyor, Dünya'da petrol üretiminin önemli bir kaynağını Kerkük üretiyor. Misak ı Mili nin çizilmemesi için elinden geleni yapan İngiliz'in şımarık prensi Barzani bölgeyi yeni bir kavgaya doğru sürüklüyor. Bölgede zaten söz sahibi olan Kürdistan Irak Federe eyaletinin bu hareketi, bölgenin gerçek hakimi Arapları ve Türkleri hem birleşt...
  • TERÖR SİVİLLERİ VURMAKTADIR

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    TERÖR     SİVİLLERİ   VURMAKTADIR Dünya üzerinde, terör olayları alabildiğine, devam etmektedir. Dünyayı yöneten güçler; sözde, kınamalar, yapsalar da; terörün devam etmesinden, mutlu gibi gözükmektedirler. Şu an Güney sınırımızdaki, tüm olaylar bunun en güzel delilidir. O coğrafyaya, kilometrelerce uzakta olan tüm güçler; sahne alabilmek için; bir birleri ile yarışmaktadırlar. Sonuçta; tüm Dünyaya silah satan ve o, satıştan yüklü bir miktarda para kazanan devletler; Dünyayı yönetmeye talip olan, devletlerdir. Üstelik, o bölgenin yer altı ze...
  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı gid...
UA-36507442-2