logo

reklam

MİLLETİN ACISI, YASI VE TERÖRE KARŞI TAVRI ORTAKTIR


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

ÜLKEMİZ ÜZERİNDE KİRLİ BİR OYUN OYNANIYOR
KİRLİ OYUNU BOZALIM.
Terör odakları karşısında devletin hiçbir zaman mağlup olması düşünülemez “Aziz milletimiz sahip olduğu tarihsel tecrübe, asalet ve sağduyu ile her zaman ki gibi bu karanlık oyunları da boşa çıkaracaktır. Bu kanlı ve sinsi oyunun asıl amacı aziz milletimizi tahrik ederek kardeş kavgası çıkarmaktır. Ülkemiz üzerinde çok kirli ve sinsi bir oyun oynandığı aşikârdır. Bu menfur saldırıları gerçekleştirenler bilmelidir ki, karanlık hedeflerine hiçbir zaman ulaşamayacaklardır. Bu saldırıları gerçekleştirenler, ipi dış güçlerin elinde olan kuklalardır. Amaçları da milletimiz arasına kin ve nefret tohumları ekerek, kardeş kavgası çıkarmaktır.

 

Bu karanlık ve sinsi plana karşı verilecek en güzel cevabın, ‘inadına kardeşlik, inadına birlik ve beraberlik’ mesajı olacaktır. Olayların provoke edilmeye çalışıldığı bölgeler dikkate alındığında, ülkemiz üzerinde tehlikeli bir oyun oynandığı açıktır. Bu tehlikeli oyunun hedefi kökü bin yılı aşan kardeşliğimizdir. Bu sinsi ve kanlı oyuna karşı hepimiz uyanık olmak zorundayız. Tahriklere kapılmamalıyız. Türküyle Kürlüyle, bin yıllık kardeşliğimize uygun bir sağduyu ile hareket etmeliyiz..

 

Ankara’da patlayan bombalar, 95 vatandaşımızın ölümüne ve çok sayıda vatandaşımızın yaralanmasına yol açtı. Bu katliamı gerçekleştirenlerin bu terör eylemiyle amaçladıkları, Diyarbakır’da Haziran seçimlerinden iki gün önce patlatılan bomba, daha önce Mersin ve Adana HDP il binalarında patlayan bombalar ve sonrasında da Suruç’ta gerçekleşen katliamın amacı ve hedefi neyse, Ankara’da gerçekleşen katliamın amacı da odur.

 

HDP’yi destekleyen halk kesiminin sokaklara çıkması ve etnik hınç ve öfkenin toplumu kuşatması isteniyor. Oysa bu kitle son zamanlarda meşruluğundan ve haklılığından şüpheye düştüğü adımları veya girişimleri desteklemiyor. PKK’nin ‘devrimci halk savaşını, özerklik ilanlarını, ilçelerin hendeklere bölünmesini halk hiçbir şekilde desteklemedi. Nusaybin’i Cizre’yi terk eden binlerce aile var.

 

‘Savaşı hükümet başlattı’ söyleminin halk arasında bir inandırıcılığı yok. Zaten yapılan araştırmalarda HDP’ye oy verenlerin %84’ünün, PKK’nin silah bırakmasını istediğini ortaya koyuyor. HDP’li seçmen, PKK’nin kararlarına hem uymuyor-kepenk kapatma, kitlesel eyleme çağırma-hem de kendi içinde bu kararları eleştiriyor. Dolayısıyla, bölgede yaygın kanı, HDP’li seçmenin sandık başına gitmeyeceği, ve katılımın bu yüzden düşük olacağı yönünde..PKK öyle işler yaptı ki, halkı bıktırdı, canından bezdirdi. Dolayısıyla şiddet sarmalının bedelini hem HDP, hem PKK beraber ödeyecekler.

 

7 Haziran’daki ‘Kürt Partisi’ refleksi ve buna dair hissiyat oldukça azalmış görünüyor. Bu refleksin halka ağır bir maliyeti oldu. Kimi ilçe ve şehirlerde hayat hakikaten cehenneme dönüştü. Oysa seçmenin istediği bu değildi. Sana oy veriyorum, barajı aş meclise git ve demokratik siyaset yap dedi. Ama verdiği oylarla Ankara’ya seksen milletvekili yollayan halk, kendi evine girmek için kazılan hendekleri ve o hendeklere yerleştirilen bombaların, tuzakların üstünden atlamak zorunda kaldı. Bir halk demokrasi ve barış için bir oy verdi, ama o oy cezaya dönüştü.

 

Aslında HDP barajı aşınca kaos oldu ve halk bu kaosu desteklemedi. Barajı aşmadığında oluşacak kaosu desteklemesi için hiçbir sebep kalmadı. Büyük bir güven kırılması yaşandı aslında. HDP’nin kendi seçmenine yeniden güven vermesi o kadar kolay olmayacak. PKK silahları konuşturmaya devam ettiği sürece bu mümkün değil.

 

Güvenlik sorunu bölgede hala ciddiyetini koruyor ve bu gerginliğin sürmesini mümkün kılan ciddi bir sebep. Kimi mahallelere girmek, girseniz bile sağlıklı iletişim kurmak hala çok zor. Ama AK Partililer Haziran seçimlerine göre, daha fazla gayret gösteriyorlar. Partilerinin yeniden bölgenin umudu haline geldiğini görüyorlar. Bu umudu boşa çıkarmamak için çok çalışıyorlar.

 

Aslına bakarsanız kimse bu seçimi normal bir siyasi seçim gibi görmüyor. Kürtler’in HDP’li olsun, AK Partili olsun, bu seçimleri, ya Türkiye’nin üniter birliği ve siyasi sistemi içinde kalmak ya da PKK’nın uyguladığı şiddetin bir sonucu olarak bir kopuşa yuvarlanmak gibi iki seçeneğin sınanacağı bir seçim olarak görmeye başladıklarını düşünüyorum.

 

Kürtler’i ikinci ihtimal oldukça korkutuyor. Çünkü bu ihtimalin insanlara sunacağı yegane siyasi model, bir Suriye veya bir Irak modelinden başka bir şey değil. PKK’nın özyönetimi, Suriye’ye benzemekten başka bir sonuç yaratmayacak ve kanaatimce Kürt halkı bu gerçeği görüyor ve anlıyor… Saygılarımla
Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci-Yazar 12 Ekim 2015

Share
784 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
  • CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ Bir gün, hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ali mescid-i şerifte oturuyorlardı. O esnada biri girdi içeri. Ancak hazret-i Ali’yi görünce adamın rengi kaçtı birden. Mahcup bir vaziyette çöküverdi oracığa. Hazret-i Ebu Bekir, merakla hazret-i Ali’ye döndü: - Ya Ali! Şu adamı tanıyor musun? - Evet, tanıyorum. - Seni görünce mahcup oldu. Acaba neden dersin? Aliyyül Mürteza tahmin etmişti: - Bana borcu var. Belki ondandır. Hazret-i Ebu Bekir kalktı ve gitti o adamın yanına: - Hayırdır, neyin var senin? - Yok bir şey ...
  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Ön...
UA-36507442-2