logo

MERHAMETTEN MARAZ DOĞMAK ZORUNDA MI


facebook
Hatice ERTÜRK
eflatunyagmur@hotmail.com

Nasıl bir zamanda yaşıyoruz, nereye doğru gidiyoruz. Nelerin peşinde koşarken, neleri gözden kaçırıyoruz. Neye ulaşmayı hedeflerken neleri ıskalıyoruz.

 

Malesef insani değerlerin, insana has güzel ve anlamlı özelliklerin kıymetini bilemiyoruz. Belki cüzdanımızı şişirelim, egomuzu besleyelim derken aslında çok değerli, gerekli, kıymetli şeyleri elimizden kaçırıyoruz.

 

Dün bir gönül dostum sohbet esnasında durumu kötü olan birine merhamet edip yardımcı olduğundan, iş verdiğinden fakat bu insanın bunu en terbiyesiz ve en edepsiz şekilde suistimal ettiğinden kendisini mahcup ettiğinden, mağdur bıraktığından bahsetti. O kadar üzüldüm ki. ‘Bizler, dedi bu şekilde gördük bu şekilde yetiştik her insanı insan gibi görmek, elinden tutmak, hatta ağzındaki lokmayı çıkarıp vermek bize öğretilen buydu.’ Akabinde daha da üzüldüm içim burkuldu. İyi niyetle ve temiz düşüncelerle bir insana yardımcı olmuş karşılığında bırakın yararı, faydayı bir de zarar görmüştü.

 

Bu ve bunun gibi olaylarla ne kadar çok karşılaşıyoruz öyle değil mi? Kime sorsanız merhametten maraz doğar, iyilik yap kötülük bul, İyilik yaptığından sakın kendini… gibi iyiliği, merhameti reddeden sözler duyarsınız. Bu tür sözler şüphesiz bu tarz tecrübelerin ürünüdürler.

 

Bana kalırsa doğru düzgün ve dürüst hiçbir insan kendisine iyilik yapanı sırtından vurmaz, kendisine güvenen insanı suistimal etmez, merhametle yaklaşana kalleşlik hainlik etmez. Hatta öyle güzel ve olgun insanlar vardır ki bırakın iyiliğe kötülükle cevap vermeyi kötülüğe dahi kötülükle cevap vermez, veremez. Kendisine uzanan, uzatılan eli ısırmak ciddi anlamda düşünülmesi gereken bir mevzudur. Bunlar önemli kişilik ve şahsiyet bozuklukları, vicdan ve insaniyet zayıflıklarıdır.
İyilik yapmak bir fazilettir, saygı duyulası bir harekettir. Eğer karşı taraf bunu anlamıyor ve kötüye kullanıyorsa bu onun edepsizliği, anlayışsızlığı, kavrayışsızlığıdır. Gerçekten yazıktır ve ayıptır. Güzel duyguların, merhametin, doğru yaklaşımların illa suistimal mi edilmesi gerekir. Merhametten illa ki maraz mı doğması gerekir. Kimsenin iyi olmaması, herkesin birbirinin gözünü oyması mı gerekir… Ben bir insan olarak bu tür olaylardan utanıyor ve rahatsız oluyorum. Bir davranışta bulunurken bir söz söylerken iyi düşünülmeli diye düşünüyorum. Konu uzun söylenecek söz çok lakin çok anlamlı bir kıssa ile sonucu taçlandırmak yerinde olacaktır diye düşünüyorum.

 

Adamın biri çölde yolculuk yaparken muhtaç birini görmüş ve ona yardım etmiş. Yemeğini, giysilerini vermiş. Adam ertesi sabah kendisine yardım eden kişinin parasını, atını alıp kaçmış. Yardım eden ise arkasından zihinlere yer edecek, insanı düşünmeye sevk edecek şu sözleri söylemiş.
‘Sana yemeğimi verdim helal olsun, suyumu verdim helal olsun, paramı atımı aldın helal olsun. Fakat sana bir şeyi helal etmiyorum. İNSANLARA GÜVENME DUYGUMU BENDEN ALDIN HARAM OLSUN.’

 

HATİCE ERTÜRK

Share
337 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2