logo

Mehmet ZENGİN İle Recep Garip Üzerine…


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Şair,yazar,ressam ve Vahdet Gazetesi köşe yazarı olan Recep Garip üzerine bir deneme yazısı kaleme aldım…

 Mehmet ZENGİN İle Recep Garip Üzerine…

Merhum Necip Fazıl Kısakürek`in; “Anladım  işi, sanat Allah’ı aramakmış, marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış” dizelerinde  ifade olunduğu gibi sanatın Allah’ın bir tecellisi olarak gören ve Musavvir sıfatıyla varlıklara en mükemmel biçimde şekil veren… `O, en büyük sanatçıya  ulaşmanın yollarından` biri olarak gören öğretinin günümüzdeki temsilcilerinden  biridir  Recep Garip.unnamed
Sanatı, insanın akıl yoluyla erişemediği ilahî hakikatlere sezgi yoluyla ulaşma yolu olarak gören; sanatın gerçek Sanatçıdan geldiğinin idraki içinde kalemiyle yazdığı şiirlerinin,kitaplarının, fırçasıyla oluşturduğu tablolarının gerçek sahibinin aslında Allah olduğunu, insanın sadece bu muhteşem sanatın tecellisinde bir vesile olduğunu bilerek sanatını icra etmiştir yıllarca.

 1990 yılında Adana’da `Yeni Sıla` adlı kültür-sanat dergisini çıkardığı dönemlerde dostum Ufuk Uçar`ın vasıtasıyla tanışmıştık. Kısa bir sürede olsa kendisiyle birlikte çalışma keyfini yaşadım. O döneme kadar tanıdığım  en renkli ve donanımlı kişiydi.Recep Garip,sadece bir yazar, şair,edebiyatçı, ressam, ilahiyatçı ve siyasetçi değildi! O aynı zamanda iyi bir öğreticiydi.Çevresinde bulunanların  ufkunu açar,kendilerini geliştirmeleri yönünde teşvik ederdi.Özgüven aşılar,sanatsal eserler üretebileceğimize bizi inandırmak için yoğun çaba sarf ederdi.Kendilerinin teşvikleriyle ,tamamlamak nasip olmayan `Taşların Çocukları` adlı eserin bir bölümü  ile Goethe`ye ait  bir şiirin çevirisini yapmıştım. Çevirimin `Yeni Sıla`da` yayınlanması; düşünmeme,düşündüklerimi yazmama ve yazdıklarımı da toplumla paylaşmaya yönelik arzu ve heyecanımın artmasına neden olan en önemli etken olmuştur! Ne yazık ki Üniversite yıllarında tanıştığım değerli üstadımla olan bağlantım kısa bir süre sonra koptu.Kendilerinden daha çok şeyler öğrenebilme fırsatını kaybetmiş olmak şahsım adına bir talihsizlikti! Yıllar sonra yolumuzun tekrar kesişmesinden  ve birlikte bazı projelerde bir araya gelmekten büyük bir mutluluk duyuyorum.

Değerli dostum ve abim Recep Garip,çok yönlü ve renkli kişiliğiyle son yıllarda ülkenin yetiştirdiği önemli sanat adamlarından biridir. Şiir,derleme,deneme,resim,tarih konularında önemli eserler kazandırdı sanat dünyamıza.

“Kendinizi; Şair Recep Garip olarak mı, Yazar Recep Garip olarak mı,ressam Recep Garip mi, siyasetçi, yoksa edebiyatçı Recep Garip olarak mı daha çok konumlandırıyorsunuz?” diye sorduğumda yanıtı aynen şöyle olmuştu:”Aslında hepsi de kabulümdür. Ama daha yakın gelen önce şair, sonra yazar ve ressamlık. İlahiyatçılık ise işin elbisesi, süsü ve özüdür.”

 Recep Garip`e göre şiir ve şairler iki türlüdür.Birinci grupta yer alan şiirler ve onu icra eden şairler;”Şuara 225-226.ayetlerinde” de bahsedildiği gibi,`vadide şaşkın şaşkın dolaşan ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söyleyen `Batıl` üzere olanlardır. İkinci grupta yer alanları,` Sırat-ı Müstakim üzerinde olanlar olarak tanımlamaktadır . Bu gurubun şairlerinin Sırat-ı Müstakim üzerinde olduklarını ise aynı surenin 227.ayetindeki `Ancak,iman edip iyi ameller işleyenler,Allah`ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunanlar müstesna` ifadelerine dayandırmaktadır.

  Recep Garip de, tıpkı Abdullah B. Revaha,Hasan B.Sabir,Yunus,Mevlana,Fuzuli,Şeyh Galip,Nabi,Yahya Kemal,`Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Mehmed Akif, Cemil Meriç ,Arif Nihat Asya,Cahit Zarifoğlu,Mehmet Akif İnan gibi Sırat-ı Müstakim üzerinde olan çok değerli bir sanat adamıdır. Bu şairleri sanat hayatı boyunca kendine yakın görmüş. Onların eserlerini okuyarak ve feyiz alarak bugünlere gelmiştir. Kendileri, Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç`a ayrı bir değer veriyordu. Onlar için,`benim  ustalarım` tabirini kullanarak,onlara karşı olan hayranlığını her zaman ifade ederdi.

Recep Garip; şiirin ve şairin görevini; İslam`a, Müslümanlara ve Hz Muhammed`e iftira atanlara,yalan söyleyenlere karşı onların yalanlarını yüzlerine vurmak, Filistin`de,Afrika`da,Suriye`de,Kerkük`te,Anadolu`da ve dünyanın her yerinde haksızlığa uğramış insanların,toplumların ve Müslümanların sözcülüğünü yapmak olarak görmüştür. Değerli üstadım; yaptığı resimlerini,yazdığı yazılarını-kitaplarını – şiirlerini ve yıllarca yaptığı siyasetini bu anlayışla yapmıştır. Her daim mazlumun,itilmişin,ezilmişin ve ` Sırat-ı Müstakim üzerinde olanların yanında olmuştur. Sanatını,bilgisini ve emeğini  İslam’ın yükselişi ve Müslümanların saadeti için harcamıştır.

Mercekhaber  Gazetesi olarak 6.yıl kutlamaları kapsamında 4 Nisan 2015 tarihinde düzenlediğimiz  gecede, 2014 yılında kendi alanında başarı sağlamış olan ses sanatçısı, bürokrat, belediye başkanı, vali kaymakam zanaatkar, gazeteci, yazar, şair, ressam, eğitimci ve iş adamına ödül verildi.

Değerli dostum ve abim Recep Garip`e, kırk yılın güncellemelerinden oluşan. Edebiyatla ilgilenen gençlerin mutlaka okumaları tavsiye olunan “Herkes İçindeki Dünya Kadardır” ,Sır Mektupları”- “Edebi Mektuplar” adlı eserin yanı sıra bugün hala TRT`de dizi olarak oynatılan;dönemin şairlerini, edebiyatçılarını daha iyi anlayabilmenin ve bir şair, yazar olabilmenin yollarını gösteren, ara notlarla okuyucuya istikametler veren “Yedi Bilge – Yedi Güzel Adam” adlı  deneme kitabındaki başarılarından dolayı kendilerine `deneme` dalında başarı ödülü takdim edildi. Bu ödülü kendilerine şahsen takdim etmiş olmaktan da ayrıca büyük bir keyif duydum.

Topluma daha nice eserler kazandıracağından hiç şüphe duymadığım değerli dostum Recep Garip`i hakkıyla anlatmak,tanıtmak hiç de kolay değil! Acizane olarak,elimden geldiğince,dilimin döndüğünce kendilerini anlatmaya,tanıtmaya çalıştım.

Sürcü lisan ettiysek affola!

Değerlendirme yazımı  üstat  Recep Garip`e ait çok sevdiğim `Dönüş` adlı şiiriyle bitirmek istiyorum…

Yüreğimi serin sulara

Ay ışığına bıraktığım yere

Şimdi ben buradayım ya

Sen git gidebildiğin yere

Oysa bütün çiçekler burada

Bütün sevdiklerin sana inat burada

Git,nasıl istiyorsan öyle git

Oysa sayısız kuşların yürekleri bendedir

İnci mercan türküler bendedir

Git,ağıtları işitmeden

Git,turnalara vurulmadan

Bırakıp gidiyorsun demek

Güneş yüzüme vurmadan

Delice yağmurlara bırakarak

Aşkın tutsaklığına inat gidiyorsun

Uçurtmalar uçuracakmışsın gecelerde

Kimin umurunda Samanyolu,kayan yıldız

Oysa şair yüreği bendedir,şiir bendedir

Git gidebildiğin yere kadar,dönüşün bendedir.

Git,yakmadan yaşadığım şehri

Git,saymadan geçmiş günleri

Nasılsa döneceksin bir gün

Bir tren düdüğü kadar ağır

Bir cenaze tütsüsü gibi yılgın

Kim inanır ki karabasanlara uğradığına

Yanıp kavrulduğuna,susuz kaldığına.

Şimdi ben buradayım ya

Yakamozlar yüzüne yansıyor ya

Sana kulaç atmak yakışıyor ya

Balıklara şarkı söylemek var ya

Kalsın kalabildiğince genç oğlan

Dalsın dalabildiğince genç kız

Bir bezmi alem içinde yan yana

Rüyalar kentinde kol kola Ummanlarda

Şimdi ben buradayım ya

Sen git gidebildiğin yere kadar dönüşün bendedir.

Mehmet Zengin

NİSAN 2015

 

 

 

Share
1216 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Mehmet ZENGİN İle Recep Garip Üzerine…” için 4 Yorum

  1. mustafa : diyor ki:

    Mehmet Bey yazılarınızı zevkle okuyorum….başarılar..

  2. erol : diyor ki:

    Sanatı Allah’a ulaşmanın bir aracı olarak gören ve Allah’a ulaşmak için kullanan sanatçılar başım üstüne….

  3. hasan : diyor ki:

    Guzel ve akici bir degerlendirme yazisi olmus…

  4. ali : diyor ki:

    Çok hoş bir değerlendirme olmuş…Elinize sağlık…Allah bu anlayışa sahip santaçılarımızın eksikliğini vermesin.Sayılarını artırsın..

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
  • Bilirsinizmi…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      "Ayaq səsləri" psixologi romanımdan bir parça   Bilirsiniz, hər kəsin kiməsə, kiminsə qarşısında borcu var. Ən azından Yardana, Valideynlərimizə, Vətənə borcluyuq. Ona əmin olaq ki, bizdən də çətin durumda olan, ehtiyaclar içərisində boğulan insanlar var, çoxdur... Elə sanmayın ki, imkanlılar çox şanslıdır. Onlar şanslı ola bilərlər – ona görə yox ki imkanlıdır. Doğrudur, imkanlı olub, şanslı olanlar da var – o halda ki, onlar ağıllı və imkanlı, həmçinin yardımsevərdir. Ancaq və lakin onların da zəif tərəfləri çoxdur. Məhz bun...
UA-36507442-2