logo

reklam

Materyalist Evrende Cenab-ı Hakk’ın Sevgisi


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Öncelikli bu materyalist evrende Yüce Yaradanın sevgisini nasıl kazanabiliriz diye sormamız gerekir.

Materyalizm, bir diğer ismi olan maddecilik, İnsanoğlu ile aralarındaki münasebetlerde daima maddi menfaatleri ön planda tutmaya sevk etmiş olan ve de her şeyin değerini yalnızca maddiyat olarak ölçmeye yöneltilen çok kötü bir sistemin parçasıdır. Tabi bu kötü sistemin içerisinde hiçbir zaman kalbi hassasiyetlere, vicdanlara, faziletlere yer verilmemektedir.

İnsanları, diğer insanların gözlerinde ancak ve ancak maddi bir zenginlikleri ölçüsünde değerlendirilmeye almaktadırlar. Tabi bu yönüyle de makbul bir hayat tarzının olmasından çok daha bir zavallılıktır; manevi bir zilletin ve de zulmetin göstergesidir.

İçinde bulunduğumuz zaman sürecinde İnternet’in, televizyonun, modanın, reklamların ciddi ve korkunç bir araç olarak kullanan, materyalizmi benimseyerek onun arkasından giderek bir ömür tüketerek, ölmeden önce toprağa gömülmenin verdiği bir ruh intihar şeklidirAdeta maddeyi bir ilahlaştırma şekline koyup, onun zebunu olarak nefes tüketmek isteyen ve de tüketenlere nasip olacak olan son hayat hatırası da, birkaç mezarcının üzerinize atacakları birkaç kürek topraktan ibaret olduğu bilmeniz gerekir.

Maddeyi her şeyden üstün kılmak ya da üstün tutmak, insanoğlunun o ruhi yapısını görmezden gelmek ya da görmek istememek ancak ve ancak bir basiret körlüğünün ve de firaset eksikliğinin bir neticesidir sonucudur derim.

Cenab-ı Hakkın o muhabbetine nail olmak, Yüce Yaradanın o güzel sevgisini kazanabilmek;materyalizm’in, maddeciliğin karanlıklarında kalıp kutsal kitabımız olan Kur’an-ı Kerim ile beraber olmayan ve imansız bir şekilde Cehennem ateşine yolcu olan saadet mahrumlarına değil de o tertemiz kalplerini ve de gözlerini iman nuruyla, iman aşkıyla dolduran süsleyen Salih kullara nasip olacaktır.

Yüce Yaradan yarattığı ilk insanlardan ta günümüze kadar ki zamana kadar bütün insanlık, Allah’ın lütfu ile hiçbir zamanda, hiçbir çağda peygamberlerin rehberliklerin den mahrum bırakılmamışlar, imansızlık bataklıklarına terk edilmemişlerdir.

Yüce Yaradan, kendi sevgisinin her daim nasıl ne şekilde kazanılacağını her dönemde, her çağda peygamberleri vasıtasıyla kendi kullarına bildirmiştir.

Biz kulların da sana olan şükrümüzü edadan aciz olduğumuz bu büyük ve önemli lutfa, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V) vasıtasıyla, O’nu kalbinden bizlere takdim edilen kutsal kitabımız Kur’an- ı Kerim ile nail olduk.

Burada da son peygamber olan Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V), bizlere kainatın yaratılış gayesine dair olan sessiz beyanlarını dillendirmiş; bütün mahlukatların durum lisanslarıyla yaptıkları niyaz ve tesbihleri bildirmiş; İnsanlık haysiyetini hiçbir zaman kaybetmemiş olan sinelere muhabbet sultanı olmuştur. O sultan ki muhabbetinin, ebedi saadet hazinelerinin adeta sihirli bir anahtarı, Cennet bahçelerine girebilmemizin en önemli vizesi, ilahi huzurumuzun rahmet ve de mağfiret lütuflarıyla kabulün en büyük vesilesidir.

Yüce Rabbimiz ayet-i kerimelerde şöyle buyurmaktalar:

( En-Nisa, 80) “ Kim ki Resule itaat ederse, bilinsin ki Cenab-ı Hakka itaat etmiş olur…”

(Al-i İmran, 31) “ (Ey Resulüm!) Onlara deki: Eğer ki sizler Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Yüce Yaradan da sizleri sevsin, sizleri bağışlasın. Cenab-ı Hakk son derece esirgeyici ve de bağışlayıcıdır.”

Şu da büyük bir gerçektir ki Cenab-ı Hakka muhabbet deryasına götürecek olan yegane muhabbet ve rahmet pınarı, peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’dır. Hz. Muhammed Mustafa ile muhabbet, Yüce Yaradana muhabbet; O’na itaat etmek demek, Yüce Allah’a itaat; O’na olan isyan, Cenab-ı Hakka isyan sadedindedir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) hadis’i şeriflerinde şöyle buyuruyor:

( Müslüm, Zühd, 11 ) “ Cenab-ı Hakk, gönül zengini, takva sahibi ve kendisini ibadete vererek şan, şöhretten her zaman uzak duran, nefislerinin ıslahı için meşgul olan kullarını sever.”

(İbn-i Mace, Zühd,  1) “ Evrene karşı, mala, mülke karşı zahid ol, onlara rağbet gösterme ki, Yüce Yaradan da seni sevsin. İnsanların ellerinde bulunan şeylere karşı her zaman zahid ol, onları isteme ki insanlar da seni her zaman sevsin.”

Bizler bu materyalist dünya da gelip geçiciyiz. Bizler Yüce Yaradanın sevgisinden başka hiçbir sevgiye ihtiyaç duymamalıyız. Yüce Yaradanı sevmeli ve sadece ona itaat etmeliyiz.

Bizler ancak Canab-ı Hakka kulluk eder ve yalnız O’ndan yardım dilemeliyiz. Yalnızca ona tapmalı ona itaat etmeliyiz.

Son olarak şunu belirtmek isterim:

Yüce Yaradanımız, Sen’den Sen’i her zaman sevmeyi, Sen’i seven kişiyi her zaman sevmeyi, Sen’in sevgine ulaştıran Salih ameli isterim her zaman.

Amin!..

 

“ Mehmet KIZILKAYA ”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
361 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
UA-36507442-2