logo

Lanetlenmiş İsrail (Siyonistler) Ortadoğu Bölgesinde 3.Dünya Savaşı Yapmayı Planlıyor


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Lanetlenmiş olan İT(rail) onun ve de onun peşinden giden bütün ülkelerin vizyonlarına karşı çıkmak isteyenlerle nasıl şeytanca uğraşıldığını, onları nasıl bir şekilde öldürüp ezdiğini anlamak ve de görmek için özellikle Filistin’in güneybatısında bulunan Gazze Şeridi’nin en büyük şehirlerinden olan Gazze’ye, Irak’a ve de Suriye’ye bakmamız yeterlidir.

 

Bilirsiniz ki yeryüzündeki ve de özellikle Ortadoğu Bölgesindeki çıkarılan bütün savaşların baş mimarları Rockefeller ailesidir. Rockefeller petrol tekelinin Ortadoğu Bölgesindeki petrol kaynaklarını keşfetmesinden sonra, petrolden gelecek olan kazançları kendileri ve de kendi halkaları için ellerinde tutmak isteyen Cezayir’de Huari Bumedyan, Mısır’da Nasır ve İran’da Muhammed Musaddık gibi Ortadoğu bölgesinde ki milliyetçi liderler ile, petrolün giderek büyüyen kapitalist şirketin ayaklarını yağmalamak için kullanılmakta olan İlluminati bankacılık karteli arasında sık sık kaynak savaşları yaşanmış.

 

Lanetlenmiş olan İT(rail) ve onunla beraber yürüyen diğer Siyonist ülkeler Suriye Halkına, Irak Halkına, Mısır Halkına, Filistin ve de Gazze halkına dayattıkları o korkunç o aşağılayıcı şeyler, Siyonistlerin yollarına ilerlemeleri durumunda İslam dünyasının nelere maruz kalacağını ve de ne tür korkunç şeylerle karşılaşacağının en canlı örneğidir bu ülkeler.

 

Her ne kadar bazı ülkelerin uzmanları, politikacıları, yazar, çizer ve de analistleri bu tür uyarıların çoğu zaman sıradan bir komplo teorisinden ibarettir diye yaftalansalar da, sahanın içerisinde görünen gerçeklerin ve daha önemlisi yakın zamanda bu kutsal olan İslam bölgelerinde meydana gelen gelişmelerin, bu tür teorileri evrensel gerçeklik haline getirdi.

 

Öyle ki yarım olan gerçeklerin çoğu zaman büyük yalanlardan ibaret olduğu gerçeği de vardır. Siyonist İsrail’in örneğinde de, pek çok yarım gerçek yeryüzünün en büyük aldatmacılarını ortaya koymuştur.

 

Yeryüzünde ki lanetlenmiş olan İsrail ile bir örümceğin ağını örmesi gibi tüm Siyonistler, yeryüzündeki dünya gücü merdivenine baş döndürücü bir hızla çıktılar. Onların dünyaya hükmetme gündemlerine karşı çıkan, en üst noktadaki yönetimiyle rekabet etmeye çalışan her kim ve her ne varsa onları ciddi manada ezmeye ve de devre dışı bırakmaya meylettiler.

 

Ortadoğu başta olmak üzere bütün dünyada, o lanetlenmiş Siyonist İsrail karşısında yalnızca İslam dinini ve de onu savunmak isteyenler duruyor. İt(rail) ve onun emperyalist vizyonlarına karşı çıkmak isteyenlerle nasıl uğraştıklarını ve de onları nasıl ezdiğini anlamak için özellikle gidin Gazze’ye bakınız. O kadar kutsal olan bir ülkeyi suistimal etmek ve soymakla hiçbir zaman yetinmeyen, temelsiz olan dini iddialara dayanan Siyonist şeytanlar, Peygamber Efendimiz olan Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) mesajının ebediyen onların hainlikleri ve o sapkın doğmalarının ağırlıkları içerisinde yerin altına gömülmesini sağlamak için, İslam dinini yok etmek ve de ortadan sonsuza kadar kaldırmak istedikleri gerçeği görülmektedir.

 

Örtülü olan dünya imparatorluğunda kuklaların efendiliğini yapmakta olan Siyonistler, planlarını artık tüm dünya ülkelerinin görebileceği bir şekilde açık hale getirmeye başladılar. Kendilerinin gücüne o kadar çok inanıyorlar ki, ifşa olmaktan ne korkarlar ne de endişe ederler.

 

Aldatmaca derinliklerde yer etmiş olsa dahi, planları son derece basit; Dünya nüfusunun özellikle İslam dünyasını kendi seçkinliklerinin çıkarlarına hizmet etmeye mahkum bırakmak.

 

Lanetlemiş olan Siyonist İsrail, sömürgecilik karşıtı olan İslam ülkelerinin hareketleri üstesinden gelmek için daima savaş çıkarır, parçalar, ele geçirir sonrasında da yönetimi kendi eline alır gibi stratejilerini izleyerek, bölgede bu kartelin uygulayıcısı işlevi görmeye başlarlar.

 

Geçmiş tarihler, Siyonistlerin ve de batılıların hainliklerine tanıktır.

 

Saray Bosna’da 1914 yılı Haziran’ın 28’in de Franz Ferdinand (Avusturya Arşidükü) öldürülmesiyle birlikte tetiklenen 1.Dünya Savaşı patlak verdiği zaman, İngiliz İmparatorluğunun o tarihte ki baş düşmanı olan Osmanlı İmparatorluğu’na ölümcül olacak olan darbeleri indirmek için Levant (Levant: Tarihsel sürecin içerisinde Toros Dağları’nın güneyindeki Orta Doğu’da geniş bir alan. Batı’da Akdeniz, Güneyde Arabistan Çölü ve Doğu’da da Mezopotamya ile sınırlanmıştır.) bölgesinde ve Ortadoğu’da giderek artmakta olan etkisini fazlasıyla kullandı. Bu kutsal olan bölgede doğal kaynaklarının üzerinden doğal hak iddia etmeye kalkmalarıyla birlikte İslam dinine saldırmaya hevesli olan İngiliz ajanları, Osmanlıyı bitirmek, yok etmek ve de iç dokusunu adeta parçalamak için büyüyen ulusal hisleri kullanmaya çalıştılar.

 

İşte geçmiş dönemlerde yaşanılan ve de yaşatılan o metodları şuan da, tekrardan bütün İslam ülkelerinde, bütün İslam coğrafyaları çapında kullanmaya başladılar. Siyonist İsrail ve onun işbirlikçileri olan batılı ülkeler, düşmanları birbirleriyle uğraşırken kendilerinin haince, şeytanca ve de sinsice hedeflerini tam kontrollü bir şekilde hayata geçirecekleri umuduyla bütün İslam coğrafyalarında mezhepsel bölünme tohumlarını ekmeye ve de kardeşi kardeşle karşı karşıya getirme planlarını çizmeye devam ediyorlar. Görünen o dur ki bizim Müslümanların da bu oyunlara rahatlıkla uyulduğu gerçeği görülmektedir.

 

Evet Dostlar!

 

1.Dünya Savaşı (28 Temmuz 1914 – 11 Kasım 1918) bu dinsizlerin, bu Siyonistlerin, bu lanetlenmiş olan orduların ilk adımıydı. Siyonist toplulukların yaratılmasını ve İslam dünyasının en kutsal şehirlerinden biri olan Kudüs’ün yağmalanmasını gören ve de bu Siyonistlerin ikinci adımı olan 2.Dünya Savaşı (1939 – 1945’e kadar sürmüş) izledi.

 

Lanetlenmiş olan Siyonistler, 2.Dünya Savaşının sonrasında çok zayıf ve de bitkin bir halde bulunan Siyonist topluluğunu, Filistin toprağında bir Yahudi devleti kurmak için sözde meşru dini haklarının sürekli olarak peşinden gitmeleri için kandırdıklarından beridir, İslam coğrafyasının ve de İslam dünyasını adeta esir almakla beraber bir sonraki savaşın temel taşlarını yerine koymaya, adeta tam da oturtmaya çalıştılar.

 

Eğer ki gözlerimizi kapalı tutmaya devam edersek bilinmelidir ki çok az bir zaman içerisinde 3.Dünya Savaş’ının yaşanacağını bir dünya ile karşı karşıya kalacağımızı bilmenizi isterim.

 

Bundan dolayıdır ki bütün İslam ülkeleri ve de bütün insanlık artık bunların farkında olmaları ve de gözlerini en iyi şekilde açmaları gerektiğini düşünüyorum.

 

İslam dininin yeryüzünün bütün noktalarına erişildiği ve de bütün dünya ülkelerinde İslam dininin hakim olduğu ve de yaşandığı güzel bir dünya diliyorum.

 

Esenlikler diliyorum.

 

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
848 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2