logo

Lahor saldırısına dair, BİR HATIRA…

16-17 yıl önceydi..
IHH adına Kurban organizasyonu için Pakistan’a gitmiştim.
Organizasyon Karaçi, İslamabad, Lahor, Peşaver ve Keşmir’i kapsıyordu.

İslamabad’da Kurbanlar kesildi, etler hazırlandı, paketlendi ve dağıtım yapıyoruz.
Pakistan’lı ihtiyaç sahiplerine, Pakistan’da mülteci konumunda olan ve çoğu Rus işgalinde yaralanarak çalışamaz durumda olan Afgan’lı lara et dağıtıyoruz.

İslamabad diğer bölgelere nazaran nispeten iyi durumda olsa da şehir dışına doğru şartların baya baya zorlaştığını görmek mümkün.
Konvoy halinde et dağıtacağımız mıntıkaya ilerlerken öyle bir yerden geçiyoruz ki, fakirliğin yokluğun tarifi imkânsız. Çoğu tenekeden bozma olan, kümesten beter evler..

Mihmandar arkadaşlara sordum.
Buraya dağıtmayacak mıyız, girmiyor muyuz diye?
Efendim burası Hıristiyan’ların yaşadığı yer, buradaki Hıristiyanlar bu bölgenin en fakirleridir.
Olsun girelim dedim ve konvoy oraya doğru yöneldi.
Genişçe bir meydanda durduk.
Etrafta derme çatma yapılar ve oradaki belki de tek eli yüzü düzgün yapı diyebileceğimiz kilise
Kilisenin önüne gelince bizi kilisenin görevli papazı karşıladı.
Papaza konuyu anlattık ve halkı toplamasını istedik.
Semtin belki de tek meydanına 4-5 araç birden girince anonsu bile beklemeden toplanıldı.

Kilisenin merdivenlerine çıktım ve elimde megafon;
“Ey Âdemin evlatları, bizler Türkiye’den geldik. Biz Müslümanlar yılda bir kez Kurban keser ve bu kurbanların etlerinin bir kısmını ailemize ayırır, bir kısmını akrabaya ve komşularımıza ve kalan kısmını da ihtiyaç sahiplerine dağıtırız” dedim.
Ve devamında;
“Kurban kesen Türkiye Müslümanlarının bir kısmı kestikleri Kurbanların etlerini sizlere gönderdiler.
Bizim dedelerimiz 600 yıl bu bölgede barışın, huzurun ve adaletin teminatı oldular.
Onların torunları olan bizler, kestiğimiz kurban etlerini sizlerle paylaşmak, sizlere ulaştırmak için buradayız.”

Şeklinde kısa bir konuşma yaparak et dağıtımını başlattık.
O an konuyla ilgili okuduğumuz bir iki ayet ve Peygamber hayatından örneklerle konuşmamız etkili olmuş ki, baya duygulu anlar yaşandı.
Ve en anlamlı olan da, biri kilisenin papazı olmak üzere, babam yaşında 3-4 kişinin gözleri yaşlı ellerime sarılarak, öpmeye kalkmasıydı..

Hatta İslamabad İslamic Üniversitede okuyan ve et dağıtımında görev alan Denizli’li nüktedan bir gencimiz daha sonra bana;
“Kamil abi sen buraya 3-4 defa daha gel, papaz da dâhil hepsi Müslüman olur” diye takılmıştı.
O anlar hayatımın en unutulmaz birkaç hatırasından biridir.

Önceki gün Pakistan’da Talibana bağlı bir örgüt Lahor’da paskalya kutlamaları sebebiyle lunaparka giden sivillere bombalı saldırı düzenliyor ve çoğu Hıristiyan, kadın çocuk 70 den fazla sivil ölüyor, 300’den fazla sivil de yaralanıyor.

Şimdi soruyorum;
Ey Taliban, lunaparkta oyun oynayan çoğunluğu kadın ve çocuk olan sivilleri öldürmek hangi dinin emridir.
Suçsuz günahsız insanları katletmek hangi Peygamber’in sünnetidir.
Kelime olarak barış, emniyet, huzur, sulh anlamına gelen İSLAM dininin ismini kirletmek hangi Müslüman(!)ın hakkı ve haddidir.

Bizler, mülkün yegâne sahibi, eksikliklerden münezzeh, Rahman, Rahim ve Vedûd olan Rabbin kulları değil miyiz?
Bizler, yeryüzünde barış, huzur ve esenliğin teminatı olarak, bozgunculuk çıkarmayıp, bizleri dünyayı güzelleştirip, imar etmekle mükellef kılan İslam dinine iman edenler değil miyiz?
Bizler, üstün bir ahlâk üzere olan ve Bedir harbinde, Müslümanları katleden (esir) müşriklere dahi yediklerinizden yedirin, içtiklerinizden içirin onlara iyi davranın diyerek ashabına seslenen bir Peygamberin ümmeti değil miyiz?

Peki, hal böyle iken, kendilerine Müslüman(!) olarak tanımlayanların çocuk kadın onca masumu katletmesi nasıl bir zalimliktir?

&&&&

Tarih boyunca Müslüman olmayan hiçbir zalim, cahil ve zalim Müslüman(!)lar kadar İslam’ın ismine leke getirememiştir…

Etiketler:
Share
680 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

UA-36507442-2