logo

reklam

“La ilahe illallah” deyiniz!


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com
“La ilahe illallah” deyiniz!

Ukaz panayırı insan kaynıyordu.

Pazarlık yapanlar.
Para sayanlar.
Mallarının reklamını yapanlar.

Bu hengamede, orta yaşta bir insanın tatlı ve tesirli sesi duyuldu bir ara:
Ey insanlar! La ilahe illallah deyiniz!

Bütün bakışların kendisine çevrildiği bu münadi, “Sevgili Peygamberimiz”di “sallallahü aleyhi ve sellem”.

Ama O, pazar yerini tezgah tezgah dolaşıp halkı İslam’a çağırırken, biri de ardınca dolaşıp halkı ifsat ediyor;
– Aman ha! Sakın Ona inanmayın! diyordu.

Bu da, amcası Ebu Leheb’di.
Buna rağmen Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” yılmıyordu.

Çevre kabilelerden Kâbe’yi ziyaret için gelen insanları karşılıyor, onlara yumuşak ve tatlı bir üslubla İslam’ı anlatıyordu.

Onun güler yüzünü gören, tatlı sözlerini işitenler seve seve Müslüman oluyordu.
Ama Mekke müşrikleri rahatsızdı bundan.

Bir türlü hazmedemiyorlardı bunu.
Nihayet Kureyşin gün görmüş pirlerinden Velid bin Mugire müşrikleri topladı bir gün etrafına:

– Ey Kureyş! Sözlerime kulak verin!
– Seni dinliyoruz ya Velid, söyle.

İhtiyar, hırçın bir tavırla konuşmaya başladı:
– Mekke’ye civar kabilelerden Hacca gelenleri, Muhammed yolda karşılıyor. Tatlı sözleriyle kendine çekiyor. Akıbeti iyi görmüyorum. Hem içten, hem de etraftan sarılıyoruz, farkında mısınız?

Tasdik ettiler:
– Evet doğru. Ama ne yapabiliriz ki?
– Onu, insanların gözünden düşürmeliyiz.

– İyi de nasıl yapacağız bunu?
– Onun için öyle bir sıfat bulalım ki, insanlar soğusun Ondan.

Birisi bir teklifte bulundu:
– Mesela “Kâhin” desek?
– Hayır, kâhin olmaz. Onun sözleri kâhinlerin dediklerine hiç benzemiyor.

“Deli” desek?
– Deli hiç olmaz. Ona deli demek, delilik olur.

– Peki, “Sihirbaz” desek?

– Hayır, bu da tutmaz. Çünkü herkes tanıyor Onu.

Muhatapları da çaresizdi:
– En akıllımız sensin ya Velid. Sen bir şey bul, onu söyleyelim.

Velid, az düşündükten sonra son noktayı koydu:
– Biz yine “Sihirbaz” diyelim. En iyi bu uyar. Çünkü O, sözleriyle babayı evladından, dostu dosttan koparıyor.

Ve ekledi:
– Fakat O, sizin bildiğiniz sihirbazlardan değildir. O, “Babil sihirbazı”dır diyelim. Böyle dersek belki inandırabiliriz insanları.

Halbuki boşa çabaydı bütün bunlar.
Ne yapsalar boşunaydı.
Korkunun ecele faydası yoktu çünkü.

Share
76 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yağ,sevgi yağışım, yağ!

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dəli    külək    əsir .  Yağmur    öz    həzin    nəğməsini    damla - damla ürəyimin    hər    döyüntüsünə   köçürür .  Narın    damlaların    altında düşüncələrim ,  sanki    cilalanır , ruhum   rahatlıq    tapır .  Rüzgarları , yağmurları , bir   də   dənizi   çox   sevirəm . Yağmurlu    yollarda    adlaya - adlaya   yenə   də    ürəyim   SƏNİNLƏ həmsöhbət    olub .  Yenə   qəlbimdəki    təmiz    sevginin    al   şəfəqlərinə boyanıb,  həsrətli    yollarda    azıb    qalan   gözlərim .  Yollar ,  bəlkə  də SƏNİ    gözləməkdən     yorul...
  • KATAR, ORTADOĞU’NUN SARI ÖKÜZÜ OLMADI

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazlarmış onları. Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye. Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanları. Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı. “Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor” demiş aslanlardan birisi. “Evet” diye tasdik etmiş diğerleri. “Nereye gideriz” diye düşünürlerken “Bir dakika” diye bir ses duymuşlar gerilerden. Herkes...
  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
UA-36507442-2