logo

Kürtlere Yönelik Faşistçe Saldırılar


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Kürt olarak dünya’ya gelmek suç mudur ey faşist insanlar!

 

Kürtler bölücü değildir, Kürtler bu kutsal topraklarda hep birleştirici olan Irklarındandır.

 

Kürt olarak dünya’ya gelmek suç mudur ey lanetlenmiş terör!

 

Çocuk Kürt olarak doğmuş lakin evrensel, Amerikalı, Fransalı, Kıbrıslı, İranlı, Azerbaycanlı bir bebek gibi ağlamış daha da o kadar gelişememiş…

 

Anadolu’nun dört bir toprağında Mezopotamya’da, Ege’de, Karadeniz’de, Güneydoğu’da…

 

Bu kutsal topraklarda Kürt olarak doğan ve de doğacak olan her çocuğa ilk olarak popolarına sonrasında da hep başlarına vurmuşlar!

 

Lakin her seferinde anası ağlamış!

 

Kürtler her daim bölücü yapılmış, her zaman vatan haini olarak gösterilmiş, her şekilde vahşi bir ırk olarak anlatılmış, lakin bir tek insan olarak görülmemiş!

 

Kürtler insan yerine konmamış!

 

Kürtler terör olarak görülmüş, Kürtlerin kafasına zorla darbeler indirilmiş!

 

Kürt insan sevemezmiş, hakkı değilmiş! Kürt insan sevemezmiş neden mi çünkü dili yok ya kendisini ifade edemezmiş!

 

Kürt ağlamış, lakin onun göz olmamış, onun gözyaşı olmamış hiçbir zaman!

 

Kürt zengin olmuş ama hep terör olarak görülmüş, Kürt okumuş ama hep cahil gözüyle bakılmış!

 

Kürtlere hep terör gözüyle bakılmış!

 

Bu yüzdende her daim Kürt yalnız bırakılmış!

 

Hani zenginlik vardı bizim Anadolu da!

 

Hani hepimiz kardeştik!

 

Hani eşittik, hani kardeştik, hani eş değerdir, hani birbirimizi dövmeye kalkmıyordunuz, hani saldırmaya kalkmıyordunuz Kürt kardeşinize!

 

Siyonistlere, Kapitalizm’in uşaklarına, Emperyalist güçlere verilen değerler neden kardeşiniz, dostunuz ve de Çanakkale de gönül verip beraber savaştığınız Kürt kardeşlerinize vermiyorsunuz!

 

  Neden!

 

Çünkü Kürtler hep terörist olarak görüldü bu ülkede, katil olarak görüldü, pis bir ırk olarak görüldü, lanetlenmiş olarak görüldü…

 

Bu kutsal İslam Coğrafyası toprağında vatanları için mücadele eden Kürtler her daim bölücü olarak görüldü, her zaman bir hain olarak görüldü!

 

Yanlışsınız kardeşim!

 

Yanlışsınız yanlış!

 

Terk etmiş Kürt yurdunu, bağını, evini bahçesini, köyünü, sürülmüş göçüp gitmiş topraklarından! Neden mi diye soranı yok ki! Gerek mi var? Gerek yok tabi ki de dimi ne de olsa Kürt biridir!

 

Kürtlere zulüm yapmak faşistliktir!

 

Kürtlere yapılan zulümler asla kabul edilemez. Ailesini bırakıp yıllarca uzak memleketlerde inşaatlarda, pislik içinde sabahtan akşama kadar bir iki kuruş kazanmak için mücadele eden Kürt insanını dövmek, öldürmeye kalkmak faşistliktir, nankörlüktür, adiliktir!

 

Dövdüğünüz, kafasını yardığınız, öldürmeye çalıştığınız o Kürtlerin dedeleri bu kutsal topraklar için canlarını feda ettiler. Onların dedeleri kendilerini Erzurum Kongresinde ülkeleri için, vatanları için, bu kutsal topraklar için feda etmiş olup her daim destek verdiler. Lakin Kürtler her daim bölücü, terör savunucusu, bayrak düşmanı ve de vatan toprak düşmanı olarak görülmüşler. Tabi ne yapsınlar kendilerini bilmez üç beş faşist çıkmış o insanların ekmekleriyle oynamaya çalışıyorlar. Yazıklar olsun sizlere! Yazıklar olsun ki sizler bu vahşetleri yapanlar asla ama asla ne bu dünya da ne de ahirette asla mutlu olamayacaksınız! Bilesiniz…

 

Bu ülkede Kürt her şey olmuş; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Milletvekili böylelikle her şey olmuş. Lakin insan yerine konulmamış! Kürt olduğu için dayak yemiş, Kürt olduğu için terörist olarak görülmüş! Yazıktır, günahtır, ayıptır!

 

Kürt öğretmen mi olmuş, asker mi olmuş, şehit mi olmuş hiç fark etmez. Neden mi çünkü her daim terörist olarak görülmüş, her daim hain olarak görülmüş.

 

Bu ülkede bazı kendini bilmez faşistler çıkıp Kürtleri öldürmeye çalışıyor, tertemiz masum işçileri öldürmeye kalkıyor, zorla onlara kölelik yaptırmaya çalışıyor. Sizlere soruyorum ey şeytanın bacağından tutan faşistler; sizler var ya sizler bu akıl ile sıçmaya bile gidemezsiniz. Sizler maşasınız, sizler bu şeyleri yaptığınız da terörden ne farkınız kalır hiç düşündünüz mü? Hiç sordunuz mu kendinize biz ne yapıyoruz diye! Tabi ki de sormazsınız çünkü sizler birer faşistsiniz. Çünkü sizler ne yaptığını bilmeyen zavallı insanlarsınız.

 

Bu ülkede bazılarının gözünde Kürtler teröristtir. Terörist ülkesini sevmeyen, terörist hem çevresindekileri, hem de başkalarını öldürmeye kalkan, terörist vatanını, toprağını sevmeyen ve de savunmayan insandır. Ey faşistler size şunları söylemek istiyorum.

 

Sizler bir Kürt kadar yürekli değilsiniz.

 

Sizler bir Kürt kadar Mert değilsiniz.

 

Sizler bir Kürt kadar bu kutsal topraklar için mücadele etmediniz edemezsiniz de.

 

Sizler bir Kürt kadar İslam dinini sevenlerden olmadınız.

 

Sizler bir Kürt kadar insan olamadınız.

 

Sizler, Kürtleri her daim terörist olarak gördünüz.

 

Kürtler, bu ülkenin en eski uygarlıklarından gelen bir ırktır. Medeniyetler şehrinden gelenlerdir. Kürtler, bu topraklar için canlarını her daim vermişler, her zaman da vermeye hazırlar. Kürtler, terörist değildir. Kürtler, sizin sisteminizin kölesi değiller. Kürtler, bölücü değiller. Kürtler, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın İslam dininden gelenlerdir. Kürtler, yeryüzünün en kutsal, en temiz, en inançlı ve de en akıllı insanlarıdırlar. Kürtler, terörü her daim lanetlemiştir. Kürtler, asla bölücü olmadı olmazlarda. Kürtler, yeryüzünün en kadim ve en kutsal topraklarda yaşamlarını sürdürmek isteyen insanlardır.

 

Kürtler, bu ülkenin en kadim ve en kutsal topraklarında yaşamlarını tertemiz ve de en güzel şekilde sürdürmek isteyenlerdir.

 

Kürtler, bu topraklar için canlarını feda eden ve de her daim feda etmeye hazır insanlardır.

 

Kürtler, faşist değildir. Kürtler barışı seven ırktır. Kürtler, Cenab’ı Allah tarafından yaratılmış olan en temiz insanlardandır. Kürtlere ırkçılık yapmayın! Kürtleri öldürmeye kalkmayın! Başkalarının köleliğini yapıp da Kürt insanlarına faşistçe hareketlerde bulunmayın.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bu kutsal toprakları Kürd’e de yeter, Türk’e de yeter. Bizler biz bize yeteriz. Lakin faşistçe Kürtleri öldürmeye kalkanlarla değil!

 

Barışçıl, insancıl, demokratik, kardeşçe, dostça, birbirimizi severek, kırıp parçalamadan, kırıp dökmeden, zalimlikler ve de zulümler yapmadan, faşistçe hareketler yapmadan, insanca bir yaşamın bu topraklarda olmasını diliyorum.

 

Son olarak Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) bir sözüyle yazıma son vermek istiyorum.

 

“Fitne zamanı oturan kişi durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan daha hayırlıdır.” (Hz. Muhammed Mustafa)

 

Vesselam!

 

“  Mehmet KIZILKAYA ”

 

 

Share
416 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2