logo

reklam

Küresel Gündem: 16 Nisan Türkiye Referandumu….


Kamil TABAK
tabakkamil@hotmail.com

1826’dan, 2017’ye sistem değişiklikleri…

Parlamenter sistem tartışmalarını tarihsel gelişimler/değişimler zaviyesinden bakmak için geçmişin sesine kulak vermeliyiz.

Heideggerci bir söyleyişle her ülke, her devlet ve her halk gibi Türkiye de devletiyle ve halk(larıyla) geçmişine/tarihine aittir.
İnsanlar, ülkeler, halklar, devletler geçmişlerini değiştirme, reddetme lüksüne sahip değildir.
Türkiye’de Osmanlı mirası bir devlet, bir halk yaşıyor. Bu mirasa “Derin Türkiye” diyebiliriz.

Başkanlık sistemi tartışmaları tarihi kontekstinden ayrı düşünülemez.
“Tarihi anlamayanlar, tarihten ders almayanlar, onu tekrarlamaya mahkumdur” der Santayana.
Tarih, ondan ders alındığında da “tekerrür” edebilir. Tarih, “dersini” insanlara tekerrür ederek verir.

Türkiye ilk kez sistem değişikliği denemesi yapılmıyor;
Sultan II. Mahmud’un 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı yıkarak (Vak’a-yi- Hayriyye ya da Vak’a-yiŞeriyye), klasik Osmanlı sistemine son vermesi,
1839 Tanzimat fermanı,
1876 birinci, 1908 İkinci meşrutiyet,
1923 Cumhuriyetin ilanı,
1945-50 Çok partili parlamenter sisteme geçiş,

Bu sistem değişikliği hamleleri Darwinci bir bakış açısıyla dünyanın değişen şartlarına uyum sağlayarak hayatta kalma girişimleri olarak okumak mümkündür.
Yeni şartlara uyum sağlayamayanlar ölürler.

Bu değişimlerin bir kısmı tarihin doğal seyrinde, milletin talebiyle gerçekleştiği gibi;
Bir kısmı da egemen güçlerin İmparatorluk ve Cumhuriyet Türkiye’sindeki “operasyonları” olarak görebiliriz.

Ne var ki Türkiye egemen güçlerin vesayeti altında yapılan sistem değişikliklerinin sorunlara çözüm olmayacağını görmüştür.

———-
Parlamentarizm…
“Dünya 5’den Büyüktür” öncelikle tek-kutuplu dünyadaki ABD terörüne ve beş büyüklerin terör düzenine hayır demektir.
“Dünya 5’den Büyüktür” Çok kutuplu, çok düzenli bir dünya düzenine, daha demokratik bir dünya düzenine çağrıdır.
“Dünya 5’den Büyüktür” Bu beş ülke ile eşit haklara sahip, 7,8,9, ya da 10’uncu güç olmak istiyorum anlamına gelir.
Daha demokratik, daha âdil bir dünya düzeninde kendi coğrafyamda, kendi hinterlandımda yeni bir düzen kurmak istiyorum anlamına gelir.
Osmanlı’nın Bölgede ve özellikle Ortadoğu’da bıraktığı otorite boşluğunu ben doldurmak istiyorum anlamına gelir.

Lakin bu, soğuk savaş düzeninin Türkiye’ye dikte ettiği veya mecbur kıldığı “parlamenter sistem”le gerçekleştirilemez.
Türkiye’de parlamentarizm; bir soğuk savaş ideolojisidir.

Parlamenter sistem iki kutuplu dünyanın kutupları arasında çaresizliğin, güçsüzlüğün ve acziyetin bir sembolüdür ve bedeli de; “parlamenter demokrasi”ye rağmen yapılan askeri darbelerdir…
27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz…

————

Batı niye rahatsız…!?

Batı (Avrupa) medeniyeti söyleyeceği her şeyi geçen yüzyıllarda söylemiştir.
Avrupa’nın dünya için, medeniyet için, insanlık için söyleyecek birşeyi kalmadı.

Geçmiş yüzyılların filozofları, büyük devlet adamları da yok..
Sığındıkları tek değer/motto “demokrasi ve insan hakları”ydı.
Bu da bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakan iki yüzlü Roma tanrısı “Janus” gibi sahte bir duruş..

Türkiye de, eski Türkiye değil.
Her defasında Batı’nın bu sahte duruşunu çekinmeden, eğip bükmeden yüzlerine vuruyor.
Bir nevi onlara ayna tutuyor..
İşte Batı’nın rahatsızlığının asıl nedeni…

————

Tekrar yazımızın ilk bölümüne dönecek olursak;
“Türk Tipi Başkanlık Sistemi” dediğimiz “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”; geçmişteki egemen güçlerin vesayeti altında yapılan değişimlerin aksine, edinilen/yaşanılan onca tecrübe neticesinde milletin talebiyle doğmuştur.

Nitekim dış etkenlerle gerçekleşen değişimlere milletin derin ve sessiz muhalefeti söz konusu iken,
16 Nisan değişimine milletin (çoğunluğunun) desteği söz konusudur.

Vesayetçi elitlere gelince; egemen güçlerin dikte ettiği değişimleri “millete rağmen desteklerken”, 16 Nisan değişimini yine “millete rağmen karşı çıkmaktalar”.

Nihayetinde son söz elbette Milletindir…
Sadece söz değil;

Söz de, Karar da Milletindir…

 

Share
556 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu din, vermek dinidir

    23 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bu din, vermek dinidir İran Evliyasından Muhyiddin-i Dusti hazretlerine “rahmetullahi aleyh”, bir gün bazı dostları gelip; - Dünyada en güzel şey nedir? diye sordular. Cevabında; - Dünyada en güzel şey, dünyaya düşkün olmamaktır, buyurdu. Anlayamadılar. O zaman sordu onlara: - Sizce dünyada en kıymetli maden nedir? - Altındır efendim. - Peki altından kıymetli olan nedir? - Bilmiyoruz hocam, nedir? - O altını, ihtiyaç sahibi başka Müslümana vermektir. Bu din, vermek dinidir. Veren aziz olur, alansa ...
  • Sevgilinin Sevgiliye Kavuştuğu Gece: Miraç Gecesi

    23 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Sevgilinin sevgiliye kavuştuğu en güzel, en kutlu ve de en mübarek olan gecelerden bir gece olan Miraç kandili ve gecesi tüm Müslüman alemine hayırlı olsun.   Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) göğe yükselerek Yüceler yücesi olan Yüce Mevla’nın huzuruna en güzel şekilde kabul edildiği mübarek gecedir.  İlahilerin birçok sırrını, hikmetini ve de bereketini kendi bünyesinde bulunduran bu gecede İsra Suresinin ilk ayeti kerimesinde şöyle ifade edilmektedir: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (M...
  • BENİM OYUM ÜSTÜN

    23 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    BENİM   OYUM   ÜSTÜN Yapılan başkanlık oylamasından sonra; yine birileri azıttı. Çıkan sonucu hazmedemedikleri için, olsa gerek; kendileri gibi düşünmeyen insanları; aşağılamaya, hakaret etmeye başladılar. Anadolu şehirlerindeki evet oylarının fazlalığı; Anadolu şehirlerine hakaret içeren, saldırmalara dönüştü. Artık pes, doğrusu. Bu insanlar, sözde; demokrasiye inandıklarını söyleyen, insanlardır. Ancak, Onların demokrasi anlayışında, kendileri gibi düşünmek, fikri; yatmaktadır. Eğer, kendileri gibi düşünmeyen fikir önde çıkarsa; O zaman, o...
  • Dünya, imtihan yeridir

    22 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dünya, imtihan yeridir İstanbul Evliyasından Hüsameddin Nakşi hazretleri "rahmetullahi aleyh", bir günkü sohbetinde; - Bu dünya “imtihan yeri”dir, buyurdu. Görünüşü tatlı ise de, aslı acıdır. Su gibi görünen bir serap, şeker kaplanmış zehirdir. Kendisini sevenlere en kötü şeyleri yapar. Şöyle devam etti: - Ona tutulan akılsızdır. Görünüşüne aldanan, sonsuz felakete düşer. Hadis-i şerifte; “Dünya ile ahiret birbirine zıttır. Birini razı edersen, öteki gücenir” buyuruldu. Sordular: - Peki efendim, bu kadar kötü...
UA-36507442-2