logo

Konu ezan sesi mi?


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

YURDAGÜL ATUN

Güzelyurt Kaza Mahkemesi’nde, Kıdemli yargıç Pınar Beyoğlu huzurunda, 2 Kasım 2015, Pazartesi günü alınan ve 4 Kasım Çarşamba günü taraflara tebliğ edilen “Lefke’de Orta Cami, Pir Paşa Cami ve Aşağı Cami’de sabah ezanında okunan Arapça duaların, mahkemenin verdiği ara emrin görüşülmesinin tamamlanmasına kadar hoparlörden yayınlanmaması” kararı tüm dünya basınına malzeme oldu.

Kimileri bunu KKTC’de ezanlar sustu şeklinde verdi, kimisi de dava açan avukat kadının sadece hoparlörden okunmasına itiraz ettiği şeklinde yansıttı.

Aslında her ikisi de tam doğru değil. KKTC’de ezanlar okunuyor çok şükür. Susmaz, susturmaya da kimsenin gücü yetmez.

Bazılarının avukat kadını savunmak adına “sadece hoparlörden okunmaması istenmiş, hastası var, çocuğu var canım…” ifadeleri ise daha büyük bir yanılgı zira ezanın susturulmasındaki amaç başka.

Amaç, geçenlerde ezan okunurken bir arabanın kornaya basarak ezan sesini bastırmak istemesinde gizli. Yani görüldüğü gibi sesten rahatsız olma durumu yok. Zaten kornanın verdiği rahatsızlıkla ezan sesini bir tutan bir zihniyete diyecek bir şey de yok.

Dün değerli arkadaşımız Levent Özadam yazmış ama ben de yurtdışındaki okurlarımız için yineleyeyim;

Adı geçen avukat kadın (ismini yazıp meşhur etmek istemiyorum) sosyal medyadan Türkiyelilere ağza gelmeyecek hakaretler eden, nefret kusan birisi.

Söylediklerini bugüne kadar kimse kaale almadı çünkü yasaları bilen bir kişinin, suç unsuru taşıyan, bu denli ağır kelimeler kullanamayacağını düşündü!

Kendi haline bıraktı insanlar… Yazdıklarını nbso online casino reviews akıl terazisinde tartmak zordu zira;

“Ezanınıza da caminize de köpekler sıçsın köpek karasakallar. Eninde sonunda ülkemden defolup gideceksiniz. Hiç boşuna heveslenmeyin! İşgalci köpekler! S…tirip kendi çöplüğünüze Türkiye’ye defolup gideceksiniz. Kıbrıs Kıbrıslılarındır! İt soyu. Tüm dünyaya nam saldınız ahlaksızlıkta, barbarlıkta, itlikte! Dünya sizden nefret ediyor!

Keşke siz karasakal gaco köpekler Rumların tırnağı olabilseniz onlar ki dünyada medeni insanlar olarak itibar görmekteler. Sizler ise köpek kadar itibarınız yok! Dünya sizden iğreniyor!

Avrupa Birliği kapısında dilenci gibi yıllardır yalvarıyorsunuz da sizleri almıyorlar!

Senin ve senin gibi itlerin ağzından s.k düşmez!

İşte siz karasakal gaco köpekler busunuz!

İşte burası yine Türkiye! Adam gözünü kırpmadan babasını öldürdü!  Ey Kıbrıs”lılar! Karasakal bize benzemez! Bunlar Kıbrıs”lılara benzemez! Uyanın!. bu adanın da 1 gün gelip 1 Türkiye olmasını mı istiyorsunuz?! Uyanın !  Eğer karasakalı yurdumuzdan kovmaz isek, gün gelecek bu adada katillikler, hırsızlıklar, tecavüz, her türlü sapıklık, kapkaç ve yobazlık Kıbrıslıların, dürüst insanların, insan gibi insanların neslini tüketecek ! susma sustukça sıra sana, çocuğuna, çoluğuna torununa gelecek!  Hep birlikte haykıralım! Türkiye Kıbrıs”tan dışarı!.. Kıbrıs Kıbrıs”lılarındır!”

****

Uzakdoğu’ya gittiğimde-acayip gelse de- Buda’nın karşısında secde edenlere, inek figürlerine dua edenlere ağzımı açıp bir şey demeyi kendimde hak görmedim çünkü dinin, insanlığın en yumuşak karnı olduğunu bilirim. “Ne saçma, kendi elinizle yaptığınız altın heykel karşısında dua etmeniz” veya “inek bu Allahaşkına, ineğe tapılır mı yahu” deme, insanların inançlarını küçümseme ehliyetim yok benim. Tabi, o avukatın veya onun gibi düşünenlerin de, benim huşuyla dinlediğim ezana “Arabın yalellisi” deme hakkı yok. Kimse ona bu yetkiyi vermedi. Hukuk da vermemeli.

Hele hele dünya üzerindeki savaşlarının yüzde 90’ının sebebinin din olduğunu görüyorsak, böylesi bıçaksırtı konuda dilimizi ısırarak konuşmamız gerek.

Bir laf var, “Edepli edebinden susar. Edepsiz ben susturdum sanır” diye… Kadın, nefret söyleminin örneklerini sıralamış ya,  bunlara cevabımız “delalet ve hıyanet”ten çok fazla olur, güzel de cevaplar verebiliriz lakin, bir avukatın bunların suç unsuru taşıdığını bilmesi gerektiğini varsayarsak, “geçmiş olsun” demek en doğrusu!

Share
4592 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2