logo

reklam

KKTC’de İnsan Hakları Yerlerde


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

ABD her yıl dünya üzerinde varlığını sürdüren ülkelerle ilgili yaptığı çeşitli araştırmaları sınıflar ve yayınlar. KKTC’nin niye hep son bölümlerde kaldığını merak ederim, özellikle de İnsan Hakları Konusunda.

Ülkemizde kendini “İlerici”, kendinden olmayanları da “Gerici” olarak tanımlayan “Çağdaş Gericiler ve Irkçılar” öyle akıl almaz kararları üretmişler ve uygulamaya koymuşlar ki, insan hakları konusunda son sıralara düşmemiz bu ırkçı beyinler sayesinde gerçekleşmiş.

KKTC’de doğan çocukların doğum kağıdına kırmızı mürekkep ile “KKTC Vatandaşı Değildir” mührünü vurmanın ne sebepten, kim tarafından çıkarıldığını bilmiyorum ama bizim için tam bir yüz karası olmuş durumda. Bu paranoyak kişinin dahiyane fikirleri ve kendi hastalıklı düşüncelerini uygulamaya koymak histerisi sayesinde insan hakları konusunda sınıfta kalmışız.

İkametten doğan ceza ise bir başka insan hakları kavramının yüz karası. Kökeninde insanlık duygusunun değil, nefretin yattığı bir başka çirkin uygulama.  Bu uygulamanın da insanlık kavramı açısından bize verdiği zarar çok büyük. KKTC’de doğmuş ve KKTC vatandaşı bir kişi ile evlilik yapmış olan bir kızımıza son 2 yıldır KKTC dışına çıkmadığı için kesilen ceza 400 bin TL ve birkaç gün sonra da KKTC vatandaşı ile evli olmasına bakılmaksızın sınır dışı edilecek. Kim duysa olamaz böyle bir saçmalık diyor ama gerçekte oluyor. Bir yasayı yaparken getirilen cezaların ve yasakların sonucunu kestiremeyecek kadar sığ fikirlere sahip olan bu beyinler, sadece kendi egolarını tatmin ve içlerindeki nefreti uygulamaya koymak için böylesine insanlık dışı ve insan haklarına aykırı yasalar yapabiliyor, uygulamalar üretebiliyor.

Sonra da bu kafatasçılar sayesinde dünya sıralamasında insan hakları konusunda üçüncü ülkelerin bile gerisine düşmüşüz. Güya da okumuş ve okuma seviyesi yüksek bir toplumuz ama yöneticilerimiz ile bürokratlarımızın bazılarının insanlık anlayışı seviyesinin çok düşük olduğunun farkında bile değiliz.

Hele de sınır kapılarındaki son uygulama çirkinin de çirkini. Bir halktan nefret etmenin böylesi bir boyutu olamaz dedirtecek cinsten. Bu düşüncede olanlar gece rahat uyuyabiliyorlar mı gerçekten de çok merak ediyorum.

Son aylarda KKTC’nin kara veya da deniz sınır kapılarından KKTC’ye giriş yapan T.C. vatandaşlarına artık 15 günden fazla kalma izni verilmediği söyleniyor. “15 günden fazla ikamet edemez, KKTC’de çalışamaz” yazan çirkin, çirkin olduğu kadar da nefret içeren yüz karası bir mühür vuruluyor peşinen.

KKTC’nin kara sınır kapılarından yani Güney Kıbrıs’tan KKTC’ye giriş yapan Gürcü, Vietnamlı, Filipinli ve benzeri ülkelerden gelen kişilere ise kısıtlamasız (süresiz) ikamet izni veriliyor, çalışamaz mührü ise vurulmuyor.

Bu nasıl bir ayırımcılık anlaşılır gibi değil. Türkiye’den gelen kardeşlerimiz aynı dili kullanıyoruz, aynı tarihe, kültüre ve edebiyata sahibiz, Rumların saldırılarına karşı caydırıcı bir güç olarak sınırlarımızı bekleyenler Türkiye’den gelen kardeşlerimiz, memurlarımızın her ay aldıkları maaşlarını gönderen de Türkiye anavatanımız ama yüz karası bir ayrımcılığı da Türkiye’den gelen kardeşlerimize yapıyoruz.

Elin yabancısı gelecek, istediği kadar kalacak, kaçak çalışacak ve piyasada dolaşan Türkiye kökenli paramızı alıp kendi ülkesine gönderecek ama kökümün, soyumun geldiği ülkeden gelenlere bu hak tanınmayacak…

Nefret dolu beyinlerin bu son üretimine de pes doğrusu…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

13 Temmuz 2015

Share
448 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
  • Ağlayıp âh ederdi

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ağlayıp âh ederdi Hazret-i Ebu Bekir dünyadan göçtüğünde, Cümle eshab ağlayıp, yaş döktüler o günde. Hep ağlama sesleri, kapladı ortalığı. Zira Resulullahın, O idi dert ortağı. O günlerde eshabtan, birkaç kişi geldiler. Muhterem zevcesini taziye eylediler. Ve ona dediler ki: (Hazret-i Ebu Bekri, Biz iyi tanıyoruz çoktu faziletleri. Lakin bunlardan ayrı, bizim bilmediğimiz, Varsa bazı halleri, bize söyler misiniz? Gündüz yaptığı işler, malumdur biz eshaba. Ve lakin geceleri ne yapardı acaba?) Onların bu şekilde sualine c...
UA-36507442-2