logo

reklam

KKTC’de de referandum gerek


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Türkiye’de olduğu gibi bizim anayasamızda da değişiklik yapılmasının zamanı geldi.

1970’li yılların başında hızlı solcularının cicili bicili sözlerle yaptıkları anayasa ile ülkemize verdiği zararların acısını yıllardır çekiyoruz. Gerek 1970’de, gerekse de 1975 yılında, dönemin hızlı solcularının aşırı eleştirileri ve yoğun çalışmaları sonucunda hazırlanan Anayasa ülkemizi mahvetmiş durumda. Varsa da yoksa da kamuda çalışanların hakları ve çıkarları üzerine kurulmuş olan Anayasa, vatandaşı ve vatandaşlık haklarını yok saymakta.

 KKTC’de korkunç bir bürokrat egemenliği ve bürokratik vesayet var. Seçime giren ve işbaşına geçen her siyasi partinin manifestosunda “Kamu reformu” var ama hiçbiri de bunu başaramadı. Kimi bürokrasiyi kırmaya çalıştı, kimi azaltmaya, kimi de bürokrasinin yatırımcılara koyduğu kasti engelleri kaldırmaya çalıştı ama hiçbirinin de kemikleşmiş bürokrasiyi ve bürokrat egemenliği kırması mümkün olmadı.

 Bürokratlarımız için önemli olan devlet ve vatandaş değil, sadece ve sadece kendi çıkarları oldu yıllarca ve halen daha da bu devam etmekte. Bir yılda 13 tane maaş ve 26 tane de asgari ücrete yakın ödenekle, toplam 39 maaş alan bir kesim çalışanın ve yarı bürokratın sistematik engellemeleri ile yıllarca KKTC’de bir türlü “Yenilenebilir enerjiye” yani Fotovoltaik enerji ile rüzgar enerjisine geçilemedi. Bu kişiler için önemli olan her yıl aldıkları 39 maaş, toplumun temiz ve ucuz elektriğe kavuşmasından, devletin de çıkarlarında çok daha önemli olduğu için hep bu girişimlerin önüne aşılamaz engeller çıkardılar, aba altından sopa gösterip, tehditler yağdırdılar.

 Bugün ülkemizde atsan atılmaz, satsan satılmaz bürokratlar büyük çoğunluğu oluşturmakta. Bu kişiler ceplerinden bir tek kuruş vergi vermezler, emeklilik maaşlarının primlerini ödemezler, emekli ikramiyeleri için on paralık katkıları yoktur ve tüm bunları ödeyen vatandaşlara da köpek muamelesi yaparlar, işten atılmaları mümkün olmadığı için. Sol zihniyet zamanında Anayasamıza öyle maddeler koydurmuş ki, bir bürokratı atmak, deveye hendek atlatmaktan daha zordur, neredeyse de olanaksızdır.

 İki hafta üst üste Pazartesi-Salı-Perşembe ve Cuma günleri mazeret izni alan, Çarşamba günleri de tanıdık bir doktordan sahte bir rapor ile bronşit olduğunu ve işe gelemeyeceğini beyan eden bir bürokratımız devletin kesesinden 15 gün tatil yapmış olmasına rağmen işine son verilemedi. Sendikanın yanıtı da “yasal haklarını kullanmıştır” oldu. Nasıl olur da sahtekarlık ve yalan beyan, hem söz konusu bürokrat hem de sahte rapor veren doktor için yasal olurmuş anlamış değilim. Her ikisinin de anında kapının önüne konması gerekirdi başka ülkelerde olduğu gibi.

 Hastanede su sebilinden bir bardak su alan refakatçiyi haşlayan hemşireyi ise unutmak mümkün değil. Bugün artık Türkiye’de vatandaş odaklı bir devlet sistemi var. Hastanelerde doktorların ve hemşirelerin maaşları, vatandaşlara karşı davranışlarına göre azalıp çoğalıyor. Hastaların memnun olduğu ve tercih ettiği sağlık görevlilerin maaşı artıyor, memnun olmadıklarının ve tercih etmediklerinin ki ise azalıyor. Tamamen performansa dayalı bir sistem… O sebepten ki, tüm hastanelerde artık vatandaşa güler yüz var. Hemşire, bırakın su sebilinden bir bardak su aldı diye hastayı veya  refakatçiyi azarlasın, memnun etmek için elinden geleni yapıyor. Bürokratların vatandaşın efendisi olduğu, astığı astık, kestiği kestik dönem kapanmış artık Türkiye’de.

 Sözün özü; Ülkemizdeki bürokratik oligarşi artık kaldırılmalı, liyakat öne çıkarılmalıdır. İktidarda olan partiyi beğenmeyen ve bu nedenle de söz konusu siyasi partinin vatandaşa verdiği sözleri yerine getirememesi için elden gelen yapan bürokratın bu devlet yapısında yeri olmamalıdır. Kendi hastalıklı kafa yapısı yüzünden yatırımcıya engel çıkartan, büyük projelerin yapılmasına elden geldiğince mani olan, iş yavaşlatan, kırtasiyeciliği artırıp, uzun vadede halkımıza büyük bedeller ödeten bürokratlara da yer olmamalı ülkemizin devlet yapısında.

 Bu ülkeye, verdiği ağır vergilerle devlet çalışanlarının maaşlarını ödeyen vatandaşa güler yüz gösteren, engel çıkartmayan, işini en kısa sürede yapan, vatandaşı kendi özel uşağıymış gibi kullanmayan, “Git bu evrakı getir, bunu falana götür, fotokopi çek, pul al” gibi emirler vermeyen, bunun yerine iş yapıp vatandaşın sorunun çabucak çözen bürokratlar lazım.

 Yani bizde de bir referandum yapılması ve çalışanların sınırsız haklarından ziyade, vatandaşa hizmet odaklı bir Anayasa’nın yürürlüğe konmasının zamanı geldi….

 Prof. Dr. Ata ATUN

Share
188 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • VERGİ MİLLETLERİN KALKINMASININ TEMELİDİR

    30 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    VERGİ MİLLETLERİN KALKINMASININ TEMELİDİR Vergi, yeteri kadar toplanamamaktadır... Bu tespit, Sayın Maliye Bakanlığının yetkilileri tarafından, ifade edilmiştir. Genel olarak baktığımız zaman, gerçekten acı bir durumdur. En yetkili ağızlardan bunu duymak daha da acıdır. Yeteri kadar neden toplayamıyoruz? sorusunun cevabı, detaylı olarak açıklanmalı ve bu konuda halkımız bilgilendirilmelidir. Devletin yeni yapılanmasında; öncelikli konular arasında, ele alınması gereken ciddi bir meseledir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyu, ele alacağın...
  • Allah, kalbe bakar

    30 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah, kalbe bakar Hasan Sezai Efendi “rahmetullahi aleyh”, Edirne toprağını nurlandıran bir Veli. Nur yüzlü ve sevimliydi. Edirne’de 53 sene müddetle oranın halkına ilim ve feyz saçtı. Zahire değil, kalbin temizliğine önem verirdi. Bir gün bir genç nasihat istedi ondan. Cevabında; - Evlat! Bugün insanlar, yalnız zahirlerini süslüyorlar. Sen öyle yapma. Cenâb-ı Hak kullarının mal ve mevkilerine değil, kalblerine bakar, buyurdu. Bir gün derste; - İslamiyet’te en kıymetli şey nedir efendim? diye sordular...
  • ARTIK KAFAYI YEMEK ÜZERELER. YENİ TÜRKİYE BUNLARA BATIYOR!

    29 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Bunlar asla akıllanmayacak kadar kör ve hırslarının esiri olmuşlar. Yeni anayasa halk oylamasının ‘EVET’le sonuçlanmasını hazmedemeyen Kılıçdaroğlu ve avenesi iptal istemiyle İtiraz ettiği Yüksek seçim Kurulu, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’dan olumsuz cevap aldı. CHP şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitti... AİHM referandum konusunda yapılan başvuruları gündemine almıyor.. AİHM referandum konusunu bir insan hakkı ya da kişisel hak olarak görmüyor ve bu konuda yapılan başvuruları geri çeviriyor. Cumhurbaşkanı ERDOĞAN ve AK parti iktida...
  • Puta tapılır mı?

    29 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Puta tapılır mı? Ebu Zer-i Gıfari, vakta ki etti iman, İstedi ki, kavuşsun bu devlete her insan. O, Müslüman olmanın sevinciyle, bu kere, Söyledi imanını Kâbe’de aşikâre. Müşrikler bunu duyup, üstüne saldırdılar. Bayılıncaya kadar, taş ve sopa vurdular. Sonra hazret-i Abbas görüp bu olanları, Ebu Zer’i kurtarıp, ikaz etti onları. Dedi: (Öyle bir yerde oturur ki bu adam, Ticaret kervanınız, önünden geçiyor tam. Buna öyle eziyet, işkence ederseniz, Bir daha siz oradan nasıl geçeceksiniz?) Müşriklerin elinden kurtulunca Eb...
UA-36507442-2